Zaman Güçlüdür
- Yazan Sarahatun Demir
- Yayın Tarihi 04/3/2008
- DiÄŸer
- Henüz Değerlendirilmedi
Sarahatun Demir
Çocukluk yıllarının neredeyse tamamına yakınını Ankara’da geçiren yazar, bugün 20 yaşındadır. ÇeÅŸitli alanlarda köÅŸe yazarlığı yapmakta, gazetelerde yazmaktadır. “Silinmez” isimli yazı grubunun üyesidir. Bu alanda çeÅŸitli çalışmalar yürütülmüÅŸ, yürütülmeye devam etmektedir.Bugün Bursa’da ikamet eden yazar yazmayı bir gereklilik biçiminde algılarken kitap çalışması üzerinde yoÄŸun günler tüketmektedir. Aynı zamanda üniversite öÄŸrencisidir.
Sarahatun Demir tarafından yazılmış tüm yazılarZaman Güçlüdür
Dokunursan yırtılacak. O kadar eski ki, tüm hırpalanmışlığı evet senden önce yaşandı. Ama dokunma. İnceldi. O kadar çok inceldi ki eskimekten senden önce, dokunursan yırtılır. Bu vebalin tamamını üzerinde bırakır. Sıyrılır. Kaldıramazsın. Bu acıyı taşıyamazsın, inan bana. Yapamazsın…
Birkaç kere kılık değiştirdi. Saçının renginden albinosunun gerçeğine uymayan her ne varsa, kalmışsa, denedi. Güzel olmadı. Hiçbiri, hiçbiri yakışmıyordu. O gittikten sonra aynalarda tanınmayan, saçını boyatmaktan yüzünü ağlamaktan öldürmüş canlı bir kadın dolaşmakta. Kadının cenazesi omuzlarında değil, aklında… Aynaya bakmasın bu ara. Çirkin. Acılı… Karmaşık…
İçtiği masalarda kalbindekileri unutmak istemişti. Kalbini unuttu. Kalbi, sabaha karşı yorgun garson yamaklarının elleri arasında kaldı, burkuldu… İçindekileri hafifletsin diye içmişti, artık kalp yeri boş. Kalbini kalkarken unutmuş masada. O kadar içmiş. O kadar berbat zamanlarda…
Bir adam gitmiş. Birçok adam bulmuş kendine.
Bir kadın gelmiş. Aklındaki kadını silip yok saymasına izin vermemiş.
Birçok adamdan hiçbirinin o adamla alakası yokken,
Bir kadının o kadınla insan üzeri bir benzerliği mevcut…
Yağmurlar yağarken birlikte ıslatmamış onları. Hiçbir zaman. Yüzü güzel, içi çirkin; içi çirkinse yüzü alımlı. Yağmur…. Şemsiyesini germeye zaman bulamayacak kadar çabucak, tez elden yağan, biten yağmur…
Bir şeyi çok istersen olur.
Bir şeyi hiç istemiyorsan iki kez olur.
Bir şeyin olup olmamasını umursamıyorsan zaten olmuştur. Düşünmene fırsat bırakmayacak kadar işgüzar şekilde bir yolunu bulmuştur. Sızmıştır. Hayatındadır… Oldurgandır da çok defa olanlar bu duraklarda…
İnanmak peşine düşmektir bir bakıma. Yalanlar saklandı. Ne tarafa dönsen bulamayacağın uzaklarda yalanların vardı. Bulamam sanmıştın. Kalbimin temizliğine fikrimin berraklığını eklemişsin. Sanmışsın ki hiç düşmem yalanların peşine. Yalanın pençesinde adımı gördüm. Seni sormadım. Adımın ilk harfinde bölgesel kanamaların vardı. Ben ağladım…
İçimde saplı, kanlı, ağlamaklı yollar. Hafif soğuk. Büyük karanlık. Kafamı duvarlara vursam unutsam. Kafanı duvarlara vursan, hatıraların hatırlanmamak için dize gelse. Tüm bedenine zarar verebilirsin artık. Adımı kaldırdım bölgesel kanlı taraflarından. Seni kurtarmaya, yaranı tuzla da olsa bir şekilde sardırmaya alıştığın ad ve el yok artık…
Yalan, yalnızlıktır. Yalnızlığın o kekremsi lanetine bulandın sen…. Dışlanmış inançlarının kıyısında Tanrı bile vazgeçti gölgenden… Yalan olan sen değilmişsin meğer. Yalan olan seni hiçbir zaman surete dönüştürmeyen o günahkar gölgen…
Üzerinde birkaç yaşanmışlığın büyük ağırlığını bıraktım. Hepsi sende kalabilir. Hiçbirini umursamayacağım. Sen nasıl biliyorsan öyle davran. Kapıdan çıkmak, bir geri dönüş garantisidir kimseyle imzalanmamış ama güvencesi sağlam, kelli felli hatta. Kalbini içtiğin masada düşürdün sen. İçinden kayıp yuvarlandık; sen ve ben… Ve dönerken o gece sen kapıdan da çıkmadın, çok içkiliydin, pencereden atladın… Artık dönüş yok…
Bölgesel yaralarının arasında yalanlar vardı; adımı gördüm ben. Adımı aldım. Yaran hala bölgesel şimdi belki, ya da bütüne yayılalı çok oldu bilmem, bilmek de istemem… Yalanın pençesine bulaştırdığın benim adımdı. Adımı gördüm. Seni sormadım. Adımın ilk harfinde bölgesel kanamaların vardı; nekropsilerin… Ben ağladım………..
Zaman güçlüdür. Bu gücün üzerine koymaya gücünün yeteceği güçleri bahşetmedi tanrı ne sana ne de bana. Zamanın gücüyle güç yarışına girmek yorulmaktı. Yok olmaktı. Zamanın gücüyle uzlaştım ben. Yalanınla, yaranla seni bir köşede bıraktım. Adımı aldım. Kalbinin neresinde kalırdım kalır mıydım kalırdım…
Sen kalbinin içindekileri bırak, beni bırak, kalbini taşımayı başaramadın. Acını yaşamayı beceremedin. Bölgesel bir açıklığın var şimdi, ne yana dönsen yüreksizsin. Kendimin gölgesinde son bir kez daha iyilik yapacağım sana; bu gece hızlı vur kafanı duvarlara adımı hatırlamasın bir daha. Git sen, sezdirmeden gidebilmeyi becerebilecek kadar dik olabil, git; ben oyalarım yalanlarını, son defa tüm yaşanmak istenenlerin hatırına. Hatırasına…
Hadi git şimdi sen. Ben oyalayacağım yalanlarını son kez senin…
Birkaç kere kılık değiştirdi. Saçının renginden albinosunun gerçeğine uymayan her ne varsa, kalmışsa, denedi. Güzel olmadı. Hiçbiri, hiçbiri yakışmıyordu. O gittikten sonra aynalarda tanınmayan, saçını boyatmaktan yüzünü ağlamaktan öldürmüş canlı bir kadın dolaşmakta. Kadının cenazesi omuzlarında değil, aklında… Aynaya bakmasın bu ara. Çirkin. Acılı… Karmaşık…
İçtiği masalarda kalbindekileri unutmak istemişti. Kalbini unuttu. Kalbi, sabaha karşı yorgun garson yamaklarının elleri arasında kaldı, burkuldu… İçindekileri hafifletsin diye içmişti, artık kalp yeri boş. Kalbini kalkarken unutmuş masada. O kadar içmiş. O kadar berbat zamanlarda…
Bir adam gitmiş. Birçok adam bulmuş kendine.
Bir kadın gelmiş. Aklındaki kadını silip yok saymasına izin vermemiş.
Birçok adamdan hiçbirinin o adamla alakası yokken,
Bir kadının o kadınla insan üzeri bir benzerliği mevcut…
Yağmurlar yağarken birlikte ıslatmamış onları. Hiçbir zaman. Yüzü güzel, içi çirkin; içi çirkinse yüzü alımlı. Yağmur…. Şemsiyesini germeye zaman bulamayacak kadar çabucak, tez elden yağan, biten yağmur…
Bir şeyi çok istersen olur.
Bir şeyi hiç istemiyorsan iki kez olur.
Bir şeyin olup olmamasını umursamıyorsan zaten olmuştur. Düşünmene fırsat bırakmayacak kadar işgüzar şekilde bir yolunu bulmuştur. Sızmıştır. Hayatındadır… Oldurgandır da çok defa olanlar bu duraklarda…
İnanmak peşine düşmektir bir bakıma. Yalanlar saklandı. Ne tarafa dönsen bulamayacağın uzaklarda yalanların vardı. Bulamam sanmıştın. Kalbimin temizliğine fikrimin berraklığını eklemişsin. Sanmışsın ki hiç düşmem yalanların peşine. Yalanın pençesinde adımı gördüm. Seni sormadım. Adımın ilk harfinde bölgesel kanamaların vardı. Ben ağladım…
İçimde saplı, kanlı, ağlamaklı yollar. Hafif soğuk. Büyük karanlık. Kafamı duvarlara vursam unutsam. Kafanı duvarlara vursan, hatıraların hatırlanmamak için dize gelse. Tüm bedenine zarar verebilirsin artık. Adımı kaldırdım bölgesel kanlı taraflarından. Seni kurtarmaya, yaranı tuzla da olsa bir şekilde sardırmaya alıştığın ad ve el yok artık…
Yalan, yalnızlıktır. Yalnızlığın o kekremsi lanetine bulandın sen…. Dışlanmış inançlarının kıyısında Tanrı bile vazgeçti gölgenden… Yalan olan sen değilmişsin meğer. Yalan olan seni hiçbir zaman surete dönüştürmeyen o günahkar gölgen…
Üzerinde birkaç yaşanmışlığın büyük ağırlığını bıraktım. Hepsi sende kalabilir. Hiçbirini umursamayacağım. Sen nasıl biliyorsan öyle davran. Kapıdan çıkmak, bir geri dönüş garantisidir kimseyle imzalanmamış ama güvencesi sağlam, kelli felli hatta. Kalbini içtiğin masada düşürdün sen. İçinden kayıp yuvarlandık; sen ve ben… Ve dönerken o gece sen kapıdan da çıkmadın, çok içkiliydin, pencereden atladın… Artık dönüş yok…
Bölgesel yaralarının arasında yalanlar vardı; adımı gördüm ben. Adımı aldım. Yaran hala bölgesel şimdi belki, ya da bütüne yayılalı çok oldu bilmem, bilmek de istemem… Yalanın pençesine bulaştırdığın benim adımdı. Adımı gördüm. Seni sormadım. Adımın ilk harfinde bölgesel kanamaların vardı; nekropsilerin… Ben ağladım………..
Zaman güçlüdür. Bu gücün üzerine koymaya gücünün yeteceği güçleri bahşetmedi tanrı ne sana ne de bana. Zamanın gücüyle güç yarışına girmek yorulmaktı. Yok olmaktı. Zamanın gücüyle uzlaştım ben. Yalanınla, yaranla seni bir köşede bıraktım. Adımı aldım. Kalbinin neresinde kalırdım kalır mıydım kalırdım…
Sen kalbinin içindekileri bırak, beni bırak, kalbini taşımayı başaramadın. Acını yaşamayı beceremedin. Bölgesel bir açıklığın var şimdi, ne yana dönsen yüreksizsin. Kendimin gölgesinde son bir kez daha iyilik yapacağım sana; bu gece hızlı vur kafanı duvarlara adımı hatırlamasın bir daha. Git sen, sezdirmeden gidebilmeyi becerebilecek kadar dik olabil, git; ben oyalarım yalanlarını, son defa tüm yaşanmak istenenlerin hatırına. Hatırasına…
Hadi git şimdi sen. Ben oyalayacağım yalanlarını son kez senin…
