Sesini Duyur - http://www.binbirfikir.com
TRT’nin Tanıtım Yanlışlığı
http://www.binbirfikir.com/articles/1054/1/TRTanin-TanAtAm-YanlAAlAAA/Sayfa1.html
Naif Karabatak
30 Ocak 1964 Adıyaman doğumluyum. Gazeteciliğe 1979 yılında başladım. Çeşitli Gazete ve dergilerin Adıyaman temsilciliğini yaptım. 7 yıldır yerel, ulusal ve internet sitelerinde yazarlık yapıyorum. Birçok mahlas isimle de köşe yazarlığım devam ediyor. “Cenk Gülen” mahlasıyla “Bir Deli’nin Not Defteri” diye mizahi yazılar yazdım. Bu yazılarımı “Emmi Hortumu Taksana!” adıyla kitaplaştırdım.  
Yazan Naif Karabatak
Yayın tarihi 04/20/2008
 
TRT, Diyarbakır’daki görevlilerince hazırlanan bu program için tüm Adıyaman halkından özür dilemeli ve hatanın telafisi ise ancak, Adıyaman’ın TRT 1 için çekilecek bir başka programla mümkündür.

TRT’nin Tanıtım Yanlışlığı
Son yıllarda “Reklâmın iyisi kötüsü olmaz” diye ucuz bir savunma yolu benimsenir oldu. Bunun için de akla hayale gelmedik çılgınlıklar yapanları sıklıkla gördük. Fakat “reklâmın önemini kavramamış” bir kent olarak “kötüsüyle uğraşacak” zamanımızın olmadığını söylemeliyim.
Tarihsel güzellikleri bir yana, kent olarak da son altı yılda Adıyaman’ın büyük bir mesafe aldığı yadsınamaz bir gerçek. Her ne kadar halen büyük bir ilçe görünümünden, normal bir kent görünümüne kavuşamamışsak da, kültür olarak, yaşayış olarak ve kentin kısa zamanda modern olma yolunda önemli adımlar attığı da bir gerçek.
Şık bulvarı, alımlı caddeleri, çekici kaldırımlarıyla hiç değilse şehir merkezini modern hale getirmek için verilen uğraşların meyvesini almaya başlıyoruz. Bunda hem hükümetin, hem de belediyenin büyük bir emeği var.
Yeterli mi?
Elbette değil.
Yaşam belirtisi olan bir yerin kent olabilmesi için “olmazsa olmaz” kriterlerden birçoğu halen bizde yok. Yok olmasının sorgulamasını da maalesef sadece basın yapıyor. Sorunu çözme konumunda olanlarsa “cilalayıp, sorun yokmuş” gibi göstermeye çalışıyor.
Eksiklikler, sorunlar, problemler, aksayan işler, yapılmayanlar.. hepsi bir yana, bir de kentin mevcut durumunun tanıtımının gerçeğe uygun yapılması gerekir. Tanıtımda abartıya kaçmadan, iyiyi kötü göstermeden, kötüyü iyiymiş gibi sunmadan yapmak gerekir.
Adıyaman, tarihi ve turistik yerleriyle dünyada eşine ender rastlanan bir kent olmasına rağmen, sosyal alanlarının yok denecek kadar azlığı ve ulaşım kolaylığı olmamasıyla yeterli yerli ve yabancı turist çekemiyor. Slogandan öteye gitmeyen, vaatlerin lafta kaldığı, içi boş laflara tur operatörlerinin inanmasını beklemek safdilliktir.
Bu nedenle özellikle tarihi ve turistik yerlerimizden olan Nemrut Dağı, Cendere Köprüsü, Karakuş Tepesi, Eski Kâhta Kalesi ve şehir merkezindeki Perre Antik Kenti’ni ziyaret edecek yerli ve yabancı turistlerin tüm ihtiyaçlarına cevap verecek sosyal alanlar oluşturmak zorundayız.
Öte yandan, hızla büyüyen, yenilenmeye, modern bir kent kimliğine bürünmeye çok hızlı adımlarla devam eden Adıyaman’ın kent kimliği de doğru tanıtılmıyor. Otantikle-modernlik karıştırılıyor.
TRT Diyarbakır Televizyonu’nun hazırladığı Yenigün programının geçen haftaki bölümü ilimizde çekildi. Aslında bu “çekildi” sözü, sadece konukların konuşmaları için geçerli.
Kentimizde program yapmaya gelen ekip, sanırım tembelliklerinden veya işlerini sevmemelerinden olsa gerek, programdan bir gün önce ilimize gelmelerine rağmen, şehri tanıtan kısa bir görüntü alamamışlar. Aciz olduklarından mı, işi bilmemelerinden mi, öyle istendiğinden mi bilmem ama bence TRT gibi çok önemli bir televizyona yakışmadı.
Nasıl yakışsın ki, Vali Halil Işık, “Adıyaman modernleşiyor” diye kenti gerçeğe uygun tanıtmaya çalışırken fondaki görüntünün bundan 20 yıl öncesine ait olması ve bunun arşiv görüntüsü olduğunun belirtilmemesi koca bir fiyaskodur.
Elbette eskisi de bizim kentimiz, yenisi de…
Ancak yeniyi hiç göstermeyip, eskiyi yeni diye sunmak hilekârlıkla eşdeğerdir.
Yirmi yıl öncesinde tatlı bir hatıra olarak kalan şehrin durumu ve yaşayışının yüzde 80’e yakının şimdi kalmamış olmasına rağmen, “otantik olsun” mantığıyla göstermek yanlıştır.
Adıyaman’da bir tane at arabası yokken, 20 yıl önce ve o günün şartlarına göre belki de vazgeçilmez olan taşınma aracının halen kullanılıyormuş gibi sunulmasının bu kente ne gibi katkısı var?
Sümer Meydanı, hem Atatürk anıtıyla, hem çevresiyle çok farklı bir hale gelmişken, eski anıtın, eski meydanın, eski yapıların gösterilmesiyle kent tanıtılmış mı oluyor?
Atatürk Bulvarı, bölgenin en güzel bulvarlarından birisiyken, bundan 20 yıl önceki ihmal edilmiş yolu göstermek kentin tanıtımına katkı mı sağlıyor?
Hele hele program sunucusunun kısacık bir çekimde tam üç defa Adıyaman yerine Diyarbakır demesi ve bu gafını düzeltme ihtiyacı dahi duymaması neyle izah edilebilir?
Şunu bütün samimiyetimle söyleyeyim, TRT 1, benim en sevdiğim kanallardan birisi. Gerek programları, gerek filmleriyle özel televizyonlardan çok daha ileride. Ancak, taşraya bırakılan TRT GAP TV için aynı şeyi söylemek çok zor.
Ya TRT bölgeye hak ettiği değeri vermiyor, ya orada çalışanların kendilerini yenileme, çıtalarını yükseltme gibi kaygıları yok.
Böyle sıradan, yerel bir televizyonunun çekeceğinden daha basit ve yöre insanını önemsemeyen bir yapım daha görmedim.
TRT, Diyarbakır’daki görevlilerince hazırlanan bu program için tüm Adıyaman halkından özür dilemeli ve hatanın telafisi ise ancak, Adıyaman’ın TRT 1 için çekilecek bir başka programla mümkündür.
Biz eski Adıyaman’ın bize ait olmadığını söylemiyoruz, kasketi, şalvarı, at arabasını, el arabasını, eski model araçları da inkâr etmiyoruz.
Ama Allah aşkına 20 yıl öncesinde bulunan, bugün ise mumla arasan bulamayacağın görüntüleri gören göz, başka gezegenden mi geldi, biz neden göremiyoruz, dışarıdaki insan bu görüntüleri gördüğünde “2008 Adıyaman’ı böyle mi?” demeyecek mi?
Yoksa bizi hesaba mı almıyorlar?
Onlar bizi hesaba almazsa, bizde onları hesaba almaz, kumandamızın herhangi bir tuşuna kaydetmeye tenezzül bile etmeyiz.
Hiç yolu yok illa ki hatadan dönecekler, illa ki dönecekler…
naifkarabatak@gmail.com