Sesini Duyur - http://www.binbirfikir.com
Kısa Ama Uzun Bir Zaman Dilimi
http://www.binbirfikir.com/articles/1061/1/KAsa-Ama-Uzun-Bir-Zaman-Dilimi/Sayfa1.html
Uğur Murat Öztürk
1966 yılında İstanbul'da doğdum. Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği'ni bitirdikten sonra, U.S.A, Stanford University'de MBA yaptım. Halen Bilkent Üniversitesi'nde doktora tezimi hazırlıyorum. Araba yedek parçaları ve plastik aksamları üreten işletmemde iç piyasaya dağıtım ve Avrupa'ya ihracat yapıyorum.  
Yazan Uğur Murat Öztürk
Yayın tarihi 04/24/2008
 
Kusursuz değil, gerçek olmalı sevgi.

Sevginin ne olduğunu anlamaya çalışanlara..
Nisan’dı... Tam on ikisi...
Yaramaz ve mağrur bakışlar dokundu adamın gözlerine...
Bir çift gülen yaramaz gözle karşıladı adamın “merhaba”sını kadın...
Uyumadı adam o gece... bir kez daha istedi o bakışların gözlerine değmesini....

Kızın uzattığı el dünyanın en arkadaş haliydi adama...
Akıllıydı, seçiciydi ve güzel türkçe bilirdi kız...
Rutin arkadaş toplantılarında karşılaştılar çokça.
Yemekler yaptı kadın, sıcacık ev ortamına alışkındı kadın.
Adam daha çok bağlandı kadına. Hayal etti adam kendini o evin içinde olduğuna...
Kız bilmedi hiçbir vakit ismine şiirler yazdığını adamın...
Kız gençti, güzel, sıcak ve buğulu gözleri vardı... ve sıcacık, küçücük elleri...
Hayatlar teğet geçti birbirine, söyleyemedi adam kimselere.
Bir gün annesi buldu kızın resmini ceketinin cebinde.
Ümitlendi ana, yüreğini ısıtacak birini bulduğunu düşünerek oğlunun.

Oğul yine söyleyemedi kıza.... Kız gönlünü verdi bir başkasına....Adam resme bir kez dahi bakmadan sakladı ceketinin cebinde yıllarca.
Kızı görmedi aylarca, haftalarca... Sonra anladı ki bir hayale ağıttı cüzdanda saklanan resim.
Her gece rüyada gördü kızı bıkmadan usanmadan.
Kız tekbaşına kaldı koca dünyada... Adam dokundu kızın gözlerine, gözyaşlarına... Elleriyle sildi, ürkerek anlaşılmaktan...
Gencecik yaşta kalakaldı birbaşına kız, ağladı telefonlarda adama kaybettiği yüreğinin yarısına.

Adam içinde fırtınalar koparttı, vazgeçmeye çalıştı, gitti uzak diyarlara.. Her dönüşünde yenildi kendine, aradı durdu bir çift gözü her gece tenine dokunduğu onlarca kadında. Yaklaşamadı yine kızın yanına. Dokunmak istemedi kızın kaybettiği sevdiğinin sıfatına. Kız ayağa kalktı direndi hayata. Unutmadı kaybettiğini ama yürüdü yola sevdiklerinin yanında.

Cesaretini topladı adam söz verdi ilkin kendisine... Ne olursa olsun kalbini açmaya....
Açtığı ilk telefonda kız müjde verdi... “Müjdeler olsun, söz verdi biri ömür boyu yanımda kalacağına”.
Adam inanmadı bataklıkta çiçeğinin solmayacağına.
Çaresiz boyu eğdi adam kızın kendini attığı çamurlu bataklıkta solmasına. Adam sabaha kadar içti ağladı dostlarına..
Ağladığı sevdiğinden kopması değil, yavanın satmasıydı kızı paraya ve itibara.
Dostlar hayretle ve çaresizce baktı adama....
Milad oldu dostlarının hayatında, kimse gülmedi, kaygılıydı dostlar kızın hayatı adına....

Kız evlendi herşeyini döke saça... Değeri bir pul etmez bir yavana.
Pisliğin içine buladı kızı, batırdı beline kadar çamura ve yalana.
Dostlar koştu yardıma, adam ağlayamadı kızın kaderine boyun eğmiş bakışlarına. Adam da denemeye karar verdi hayatı, bir yüzük taktı herhangi bir kadının parmağına.
Kız geldi adamın nişanına, mutluluklar diledi uzağında kalan sevdalısına....

Adam taşıyamadı yüzüğü, ağır geldi, yaklaşamadı, dokunamadı söz verdiği yarınına.... Dayanamadı yürek bir başka kadının ağırlığına... Bir gün anlattı durumunu ve sessizce döndü yalnızlığına... Öteki kadın arkasını döndü ve gitti, saygılı edasıyla.

Kız anladı gerçek sevginin vazgeçmek olmadığını. Aylarca gülmedi kız, düşündü kaybettiklerini, kıyasladı bugününü toprağın altında kalanıyla. Yüzyüze geldi birden uyuduğu adamın yalanı sahtekarlığı ve çıkarlarıyla. Uyumadı kız aylarca.... Söz vermişti adam taşırken kendini kızın yanına, kirletmeyecekti kızın hayatını kendi geçmişi ve hokkabazlıklarıyla. Kız uyandı her sabah bir y(ı)alanın koynuna..... Kız karar verdi dostların yardımıyla, karar verdi yaşadığı dünyanın ayıbıyla uyanmamaya.

Kız yalnız kaldı bir hastane odasında. Vazgeçtiği canının yarısı, yarını ve bugünün acısıyla.... Susuz kalmıştı gonca aylarca, haftalarca. Adam geldi yanına, dokundu saçlarına, ilk kez farklı dokundu ellerine, avuçlarına, parmaklarına. Susuz kalmıştı gonca ama batmadı bataklığın yalanlarına, direndi temiz, masum ve gururlu kalmaya. Üzerine yapışmış kirleri temizledi kız gözlerinde yaşlarıyla. Konuşmadan çıktılar kapıdan çok sonra bir gün elele... Kız ayağa kalktı tekrar adamın omuzlarında. Kız ağladı adamın gözlerine bakınca... Koydu başını adamın omuzlarına.... Günlerce ağladı kız konuşmadan adamın omuzunda, bir odanın ortasında. Adam ağlamadı ayakta kaldı sevdiğinin hatırına... Geçecekti o günler... Her zorluğa dayanırdı, “seçil”eni yanında oldukça. Vazgeçti adam gitmedi bir daha uzaklara.... Kız söz verdi adama bir ömür boyu başını sadece onun omuzuna yaslayacağına.

Adam kızı aldı götürdü çok uzak diyarlara, kız gülmeye başladı tekrar bir gün, adamın gözlerine bakınca. Adam sıkıca tuttu kızın ellerinden, kokladı saçlarını bir daha ve bir kez daha... Adam söz verdi kendine ve sonra kıza; bir daha teğet geçen hayatların mağduru olmamaya ve söz verdi her gece uyurken kızın ellerini tutmaya.... Adamın anası umut bağladı kıza, kız söz verdi anaya oğlunun yanında olmaya, ana söz verdi kıza sıcağına sarmaya.

Kız kirlerinden ve yorgunluğundan arındı ve tekrar güçlendi adamın kollarında. En yaramaz haliyle bakmaya başladı dünyaya... Sevmek sonsuza kadar omuzunda taşımaktı kadınını her acıda ve yanlışta. Güçlendirmek, umut yeşertmekti kadının nazik ruhunda... Uçuruma itmek değil, uçurumdan çekmekti çoğu zaman kendini yok saymak pahasına. Çok yıl sonra geldiler biraraya....

Kusursuz değil, gerçek olmalı sevgi.

Şimdi onlar bir yürek sıcağı ve bir yuva kucağında uyanıyorlar her yeni gün hayata....

UĞUR M. ÖZTÜRK
Biraz California, Biraz İstanbul
12 Nisan 2008