Sesini Duyur - http://www.binbirfikir.com
Kardelen Yüreklime
http://www.binbirfikir.com/articles/1090/1/Kardelen-YAreklime/Sayfa1.html
Zühre Meryem Kaya
ve insan öğrenmeyi öğrendi. Bir bir keşfetti hayatın karelerini. Bu keşifte yaralandı, canı acıdı; ama öğrendi İnsan olmak, evrenin içinde bitimsiz bir sevdanın sureti olmaktı. Bu bitimsiz sevdayı yüreğinde taşıyan insanoğlu; nefes almayı, hayata güçlü köklerle bağlanmayı, cesur olmayı, umutlanmayı, neşeyi ve sabrı öğrendi. Öğrendiklerini ve keşfettiklerini güncesinde biriktiren insan, bir sabah keşfedemediklerinin merakıyla uyandı. Evrenin içinde, bitimsiz bir sevdanın sureti olduğunu unutarak. 
Yazan Zühre Meryem Kaya
Yayın tarihi 05/5/2008
 
Biliyorum bir gün “yok “ olacak her şey… Tıpkı zamanında seni saran o iki kanadın aniden yok olması gibi. Belki o zaman daha iyi anlayacağım neden ağladığını…


Kardelen Yüreklime
Her gece uyumadan önce gözyaşlarımla yıkardım yüzümü. Bilirdim sen de uyuyamazdın beni düşünmekten. Her sabah soluk benzinden anlardım hayatın seni ne kadar yorduğunu. Sebep olduğum halde, engel olamıyordum saçındaki beyazların çoğalmasına. Oysa onların birçoğu bana aitti biliyordum.

Seninle, bir çay bardağının sıcaklığına gizlenmiş sabah kahvaltılarını seviyordum. Farkında mıydın bu aralar haşlanmış yumurtaya dadanmıştık? İkimiz de çok pişirilmiş yumurtayı seviyorduk. Rüyalarımızı anlatırdık birbirimize. Ben hep dudaklarına seyir halinde öyle seni izlerdim. Gülümsemesen gördüğün rüyaya ağlayacağını sanır, üzülürdüm. “Ağladığın o gördüğün rüya mıydı, yoksa gerçekler miydi?” soramazdım. Seni öylece dinlerdim ama hep anlamaya çalışırdım anlatamadıklarını.

Büyüktü senin yüreğin, bu küçük lojman katına nasıl dayanırdın anlayamazdım. Darlıktan zar zor açılan gardırobun kapağını bir gün kıracağından korkardım; ama sen hep özenle kapatırdın. Bu denli sabırlıydın ya sabrına hayrandım bir de gözlerine. Işık gözlerinde ki sevgindi düşen sağ yanağımdaki gamzeme. Ellerin bir martı kanadı saflığında beyazdı. Yıllardır ne zaman ihtiyaç duysam sıcaklığıyla anlıma konan bir martının iki beyaz kanadı… Kötülüğün sözlük anlamından başka bir şey bilmemi istemeden büyüttüğün bu küçük kız çocuğu, şimdilerde bir kardelen gibi başını hep gök kubbeye kaldırmasını biliyor. Hayat denen bu serüvenden hiç korkmuyor çünkü biliyor ki; ne zaman yüreği üşüse martıların beyaz kanatları gelip onun üşümüş ağrılı yanlarını sarıp sarmalayacak.

Dünyaya gözlerimi açıp “Merhaba!” dediğim o andan itibaren bu sıcaklıkla kuşatılmış olduğum için çok şanslıydım. Büyüdükçe seni daha iyi anlıyorum; neden ağladığını, nelere ağladığını ve biliyor musun gün geçtikçe sana benziyorum. Bu aralar sabretmeyi öğreniyorum senin en iyi başardığın, benimse her şeyin olacağından biraz daha hızlı olmasını istememden kaynaklanan tez canlılığımı bir kenara kaldırmaya çalışıyorum.
Başarıyorum da!

Şimdilerde ise bu büyük evin terasında çardağın altında beraber çayımızı yudumlarken, senin sabrının ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlıyorum. Bana bu kadar çok şey öğreten yarımın hayatımda hep var olmasını ve bir çay bardağının sıcaklığına gizlenmiş sabah kahvaltılarımızın bu lezzetinin, nefes aldığımız sürece kalıcı olmasını istiyorum. Biliyorum bir gün “yok “ olacak her şey… Tıpkı zamanında seni saran o iki kanadın aniden yok olması gibi. Belki o zaman daha iyi anlayacağım neden ağladığını…

Ama aynaya her baktığım zaman gözlerimde…
Başladığım bir işi başarıyla bitirdiğimde…
Sağ yanağımda ki gamzemde…
En öfkeli anımda ki suskunluğumda…
Karşımdaki insanı da düşünerek aldığım her kararda…
Bir martı gördüğümde…
Sevmediğin bu kent kalabalığının tam ortasında kaldığımda…
Saçımda oluşan her beyazda…
Kendimden başkasına dua ettiğimde…
İnsanların “Gülümsemen ne kadar doğal.” dediği zaman gururla “Gülümsememi annemden almışım.” dediğimde…

Kardelen yüreklimi hatırlayacağım.


Zühre Meryem Kaya

z.meryemkaya@gmail.com