Sesini Duyur: online gazete - http://www.binbirfikir.com
Anne Sen Salak mısın?
http://www.binbirfikir.com/articles/1104/1/Anne-Sen-Salak-mAsAn/Sayfa1.html
Asuman Ay
bir gün bir arkadaşım ,çok önemli bir sırrını paylaşıyordu benimle galiba herşeyi açıklayamayacağını düşündüğü birandı ki yüzüme bakıp;"sana bakıp yalan söyleyemiyorum"dedi.yaşadığımın en özel anlardan biriydi.kendisine yalan söylenemeyecek bir insan olabilmeye özen gösterdim o günden sonrada hep....  
Yazan Asuman Ay
Yayın tarihi 05/17/2008
 
Aile içi ilişkilerimize dair bir küçük yaşanmışlık..

Anne sen salak mısın?
Sakin bir eve dönüş akşamı,zihnim yorgun, bedenimi evime ulaştırma çabasındayım.
Metronun kalabalığında kendi sesimi bile duymuyor kulaklarım.Bir sesle irkildim önce az önümde onaltılı yaşlarının başında olduğunu tahmin ettiğim bir genç bayan yanında olmayan anahtarını başkasına bırakmadan evden çıkan annesiyle hayli yüksek bir ses tonuyla konuşuyor.Çok sinirlendiği belli halinden,yanındaki arkadaşı da onu destekler biçimde dinliyor onu.
Sonra yüreğimi titreten kelimeler çıkıyor genç bayanın ağzından “anne sen salak mısın?”.
Benimle beraber tüm yolcular duyuyor bu kelimeleri,onlarda da aynı etkiyi yarattı mı? diye göz gezdiriyorum vagonda,herkeste bir sükut….
Önce iliklerim donuyor bu sözlerin bu denli rahat dudaklardan dökülmesine daha doğru duyduğuma emin olamamanın sarhoşluğunu yaşarken aynı ses tonuyla tekrar edilmesine şahit oluyorum.Tekrar edilebilme cesaretine….
Yani bunların bilinçli bir söylem olduğuna ve hiçbir pişmanlık etkisi taşımadığa inanıyor yaralanmış kalbim.
Sızı, çok derin bir sızı birden kalbimi kaplıyor.Konuşma devam ediyor,anladığım kadarıyla bu sözleri duyan anne hala hattın diğer ucunda.
Bu sözlerin onun için alışılmışlık olduğunu yoksa tepkisiz kalamayacağını geçiriyorum zihnimden.
Bunu fark edince sızı daha da büyüyor.Öyle çok şey geçiyor ki zihnimden,kendi sesimi duyurmaya gücümün yetmediği zihnim şimdi çılgın dalgalarla boğuşuyor.
“anne bazen saçmalıyorsun biliyorsun dimi” en son duyduğum kapanış cümlesi bu oluyor.Şimdi buraya kadar olanları anlatıp bundan sonrasını okuyanın yorumuna mı bırakmalıyım? yoksa tüm iç seslerimin çığlıklarını hafifletmeye çalışarak duygularımı mı aktarıyım?
Galiba kelimeler akacak zihnimden harflere doğru ben sadece izleyici olacağım…
Yeni neslin pırıltısı ışıltısı çabuk öğreniyor olmaları benimde neşe kaynağım oluyor,ama bu gibi şeylere şahit olmakta öyle korkutuyor ki beni, nefesim kesiliyor.Gazete haberleri geçiyor gözümün önünden annesini,ailesini öldüren gençlerle dolu 3.sayfa haberleri.Bir yerlerde eksiğimiz var ona şüphe yok.Ama eksilttiğimiz şeyin en önemli mihenk taşımız “saygı” duygumuz olduğunu görmek çok acı.
Biz cennetin annelerin ayakları altında olduğunu bilirek büyüdük.Peygamberimizin (s.a.v)”annesi ve babası yaşlandığında onlara bakmayanın burnu yere sürtsün”hadisi şerifini kulağımıza küpe yaptık ve Yaratanımızın “annenize of bile demeyin”emrini işittik.
Nasıl oldu da bu gençlere bu sözleri duyurup kalplerine yerleştiremedik.
Zaman hızla geçiyor… Doğru,hiçbirşey eskiyi tekrar etmeyecek sürekli yenilenecek şey ama güzele, daha güzele doğru yenilenmesi konusunda çabamız olsun inşaaallah.
Yine bir yolcuğumun da duyduğum dört beş yaşındaki çocuğun sesi hala kulaklarımda.Sürekli annesine inecekleri yere gelip gelmediğini soruyordu,annesi de daha yol olduğunu tekrarlıyordu bıkmadan.
Ama küçük yorulmuştu belli ve en masum sesiyle “anne az kaldı desene” dedi.Gülümsedim olduğum yerde ve annelere duyduğumuz güveni tazeledim içimde.Zira o minik kalp, annesi ineceklerini söylerse doğru olduğunu, birazdan ineceklerini biliyordu.Öyle bağlıydı ki kalbi annesine.
Ama işte aradan on yıl geçince o sımsıcak bağlılığı bambaşka bir hale getirebiliyor,bencilliğimiz,egomuz,varlığımızı kanıtlama çabası…
Çevremize büyüdüğümüzü kanıtlamaya çalışırken ilk gözden çıkarttığımız,küçüklüğümüze şahitlik edenimiz ve bizi büyütenimiz oluveriyor…
Sözlerimin bittiği yer burası iki ses duyduğum farklı zamanlarda farklı mekanlarda beni iç yolculuğuma çıkartan ve noktayı burada koydurtan.