Sesini Duyur: online gazete - http://www.binbirfikir.com
Ben Kelimemde Gizliyim
http://www.binbirfikir.com/articles/1112/1/Ben-Kelimemde-Gizliyim/Sayfa1.html
Muhammet Mazhar Demir
1992 senesinde memur bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim 1.sınıfı Çanakkale'de okuduktan sonra Giresun'a çıkan tain sonucu 2-3-4-5. sınıfları burada okudum. 6-7-8. sınıfları Özel Çağrı Kolejinde okudum.8.sınıfta okul meclis başkanı seçildim.Bu başarıyı ilde göstererek Giresun'dan sorumlu İl Meclis Başkanı seçilerek Ankara'ya Giresun Milletvekili sıfatıyla gittim.Bağlama ve Gitar çalabilmekteyim.Girdiğim OKS Sınavı ile Giresun Anadolu Öğretmen Lisesine yerleştim.Yazılar yazmaktayım... 
Yazan Muhammet Mazhar Demir
Yayın tarihi 05/20/2008
 
Yazımda bahsedeceğim kelime en yanlışta bile doğru, en doğruda bile yanlış bulacak kadar etkilidir. Fakat en güzel yanı, kelimemi kullanarak bulduğunuz sonuçlar asla yanlış değildir. Bakalim söylemeden önce bulabilecek misiniz?

Kelimem Sizi Sarsacak
B E N K E L I M E M D E G I Z L I Y I M

“İnsan hamuru ne kadar yoğrulmuşsa o kadar güzel pişer”

Affınıza sığınarak bir kelimeyi düşünmenizi istemekteyim. Söyleyeceğim kelimemin 5 harfli olduğuna sakın aldanmayın. Bakış açısı değiştiğinde inanmayacaksınız ama ciltlerce kitap yazılabilecek kadar geniş fakat bir o kadar da derin. Derin derken kesinlikle bunu yaklaşıldıkça içine düşülen bir nesne olarak algılamayın. Eğer onu yakalamayı becerebilirseniz yukarıdaki yazmış olduğum cümlemdeki hamurun yoğrulmasını kolaylaştırır ve daha güzel pişmesini sağlarsınız. Tam aksine ondan ne kadar kaçarsanız o kadar içine düşer ve boğulursunuz. Çünkü siz zaten onun içindesiniz. Aslında o sizi çoktan sardı fakat büyük oranda farkında değilsiniz.

Onu nasıl göreceğinizi söyleyeyim. İçinizde ne kadar duygu varsa kin, nefret, sevgi hüzün… Onların hepsini tutacak ve o duyguları kime besliyorsanız ona vereceksiniz. Kelimemin ne olduğunu vereceğim bir misalden sonra sizlere sunacağım:
Hz. Peygamber (s.a.v):

-“Ben Sizlere gönderilen bir elçiyim fakat yine sizden biriyim. Sizlerden bir beklentim yok! Ücretim yalnız Allah’tandır. Gelin kurtuluş ve huzur kapısını birlikte aralayalım” dediğinde bizim gibi duygusu yitmeye başlamışların tek bir cevabı oldu:

-“Madem Peygambersin, o zaman mucizeni göster!”
Şefkat Peygamberi (s.a.v) bunun üzerine gerçekleri görmeleri için bulundukları fakat fark edemedikleri gerçeği göstermeye çalıştı. Elini kaldırdı ve Ay’ı iki parçaya böldü. Orada bulunanlar bunu yakından izledikleri halde sihirdir, büyücüdür deyip geçmekten başka bir inceliğe erişemediler.

Aradan günler geçti ve Hz. Peygamber (s.a.v) Onlara Miraç hadisesinin cereyan ettiğini söyledi. Burnunun dibindekini görüp te inanmayanlar, “Biz görmediğimize inanmayız” dediler ve kalkıp dalga geçmeye başladılar. Gerçekler gözlerinin dibindeyken göremeyenler, daha doğrusu anlatmaya çalıştığım bu 5 harfli kelimeyi idrak edemeyenler, kalkıp Ebu Bekir’e giderler. Olayı Ona (r.a) kahkahayla karışık anlattıktan sonra sorarlar:
-“Sen ne düşünüyorsun Ebu Bekir?”

Anlatmaya çalıştığım kelimenin farkında olan Hz. Ebu Bekir onlara, alaylarına aldırmadan cevap verir:

-“Eğer O diyorsa doğrudur!”

Kalpleri, gördüklerine bile inanmayacak kadar kilitlenmiş olanlara tokat gibi inen bu söz, onları bulundukları yerden gitmeye sevk eder. Kalkarlar ve 5 harfli kelimeyi hatırlamadan giderler. Ve aradan 1400 küsür sene geçer! Unuttukları bir şey bulunmaktadır. Oradan kalkıp giderken bu ince kelimeyi unutmuşlardır. Bu kelimeyi idrak edenlerin tek bir dileği bulunmaktadır. Keşke onlar bu 5 harfli kelimeyi unutmayıp en azından hatırlasalardı…

Vermiş olduğum misalde görülecek kadar açık kelimemi sizlerin affınıza sığınarak sunmaktayım. İnsanın hamurunu yoğuran ve pişmesini kolaylaştıran bu kelime “ACABA” kelimesiydi. Yukarıda anlatmaya çalıştığım kelimede insanlar, hemen yanı başında gerçekleşen olaylarda bu kelimeyi sorma cüretinde bulunsalardı ve gördüklerine inanmayıp sonrada alaycı bir şekilde görmeden inananın verdiği cevap karşısında doğan fırsatı –acaba- deyip kullansalardı, gerçeği görmelerini engelleyen kilidi açacak anahtarı keşfedebilirlerdi. İnsan bir şeyi görmektense onunla aynı şeyi görmeyi istemelidir bence. Peygamberimizi (s.a.v) görmektense Peygamberimiz (s.a.v) ile aynı şeyi görmeyi istemeliyiz ve Hz. Ebu Bekir (r.a) sadakatiyle görmeden güvenmeli ve kurtuluşa ermeliyiz.

İzaha çalıştığım gibi aradan 1400 küsür sene geçmiş ve bu kelime bizlerin yanı başına kadar gelmiş. Siz bununla, en gerçekte bile yanlış, yanlışlarla dolu şeylerde bile doğru bulabilir ve o yönde hareket edebilirsiniz. Ve asıl çarpıcı olanı, o bulduğunuz şeyin yanlışlığında şüphe duymazsınız. İnşaallah her birimiz bu kelimeyi sormaktan geri kalmaz ve sordukça bizlere emanet edenleri dualarımız ile yâd ederiz.

Bilimin temelini oluşturan “acaba”dır.

Gelişmenin - değişimin anahtarıdır “acaba”.

Teknolojinin varlık sebebidir.

Sanatın esin kaynağıdır.

Dostu düşmandan; düşmanı da dosttan ayırtan “acaba”dır.

Meramımızı anlatabildik mi “acaba”?

Sonsuz sevgi ve saygılarımla…


M u h a m m e t M a z h a r D e m i r