Ben Böyle Şey Gördüm! (2)
…Vedası bile izlenen ve ardından hasret kalınacak sevgiliye bakılıyormuş gibi öylece bakılan TRT artık en az izlenen kanal olmuş, kumanda ayarlarında yapılan sıralamada sonlara atılmıştı. Ard arda yayına katılan yerel ve ulusal özel kanallar kumandada yerini alırken “Aaa bak bilmem ne kanalı çıkmış.” diye, sevindi insanlar. O özel kanallar telaffuzu bile zor özel paralar kazandılar ve halen de kazanmaktalar.
Televizyonda ki kanal sayısı arttıkça izlenecek şeyde -gerekli ya da gereksiz- arttı. Yeni yıla girerken biraz izlenip etkisinde kalınan filmlerden olacak, biraz da insanların eğlenmeye ihtiyacı olduğundan –Eee darbenin yaraları yeni yeni kabuk bağlamış.- yılbaşı telaşı insanları sarmaya başladı. TV kanalları insanlara ne izleteceklerini ve onları nasıl eğlendireceklerini –oyalayacaklarını- şaşırttılar. En ünlü şarkıcılar o gece TV kanalına ipoteklendi ve hazırlanan programın tanıtımı “Tam 24.00 da sizlerle…” diye, günler öncesinden yapıldı. El hüneri keramet olan sihirbazlar, fasıllar, horon halay çiftetelli havaları, bir coşku bir gümbürtü… Ama hiçbiri bir kanalın akıl edip çıkardığı dansöz kadar izlenmemişti! Öyle dediler ve devam ettiler kadını bu renk cümbüşünün baş aktörü yapmaya. Şikâyetler oldu ilgili kuruma -Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)- “Dansöz erken saatte çıkıyor.” diye. Sadece o dönem için 24.00’dan sonra çıkmaya başladı dansözler.
Olan olmuştu artık. İnsanlar TV karşısına keyifle kurulup, ayağına kadar gelen bu eğlenceye bırakmıştı kendilerini. Öyle ya gidilse bir eğlence yerine bir aylık para -tabi aylık varsa - verilecekti. Oysa evde az masrafla evin sıcak konforunda annelerin hazırladığı pastalar, börekler, tatlılar, özenle hazırlanmış sofralar… Akşam babanın getirdiği çerezlerle ve çikolatalarla evde televizyon keyfi tam bir eğlenceye dönüşürdü. Bu konforla insanlar televizyon karşısında yerini aldı ve eğlencenin dibine vurdular. Yeni yıl oldu, yıllar yeni oldu, yeniden darbe oldu “hiç” yere. Pisipisine gerilere doğru sürüklenip duruldu bu ülkede. İlerlendikçe dibe vuruldu, hatta ilerleyen hiçbir şey kalmamıştı.
Eğlenmeyi sevdi insanlar. Aslında eğlenmek değildi bu, öyle morfin yemiş bir hasta gibi etrafta olup bitenlere kayıtsız kalacak kadar uyuşuk olmaktı. Televizyonlarda her geçen gün uyuşukluğun dozunu arttırdılar. Sadece yılbaşlarında olan bu eğlence programları haftanın yedinci gününe, oradan da bulaşıcı bir hastalık gibi haftanın her gününe sıçradı.
Yıllar yenilendi ama her şey aynı kaldı diye düşündüm ben hep ve öyle de oldu. Tek ilerleyen dibe vurmaktı…
Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com