- AnaSayfa
- Felsefe - Din
- Zamansız…
Zamansız…
- Yazan Çağlar Akdağ
- Yayın Tarihi 06/12/2008
- Felsefe - Din
-
Değerlendirme:




Çağlar Akdağ
yaş : 35 şehir : İZMİR - kişisel gelişim yazarlığı; yaratıcı grafikerlik; özgün söz-müzik yazarlığı; profesyonel balıkçı :) ; sağlık - bilgi işlem sorumlusu; FİKİR ADAMI; enfes lezzetler GURMESİ; HAYAT VİRTÜÖZÜ :)http://www.pikniktube.com/u/sonkorsan
Çağlar Akdağ tarafından yazılmış tüm yazılarZamansız..
“İçeride bir hayat epey bir vakit alırmış gibi gelse de farkındalıkla yaşayan için, dışarıda hep tek bir an ve bir tek yaşatan vardır içeridekinin hakkıyla deneyimlemesi için…”
Bir ömür geçip giderken, ellerimizden avuçlarımızdan kayarken , geriye dönüp baktığımızda ne kadar çabuk olup bitmiştir her şey, koca bir hayat nasıl da hızla ilerlemektedir…
Hep aynı bildik sözleri ne çok sıklıkla duyar olduk çevremizde…
“Göz açıp kapayıncaya kadar geçti ömrüm.”
Gerçekten de yıllar su gibi akıp gidiyor ve aynı hızla ilerlemezsek geride kalırmışız, unutulurmuşuz ve başarısız olurmuşuz kaygısı ile koşturup duruyoruz, nereye yol aldığımızı bilerek ya da bilmeyerek…
Kitlesel bir “panik atak” yaşanıyor, ürkünç ve korkutucu boyutlarıyla…
Tedirginlik, telaş ve karmaşa hakim her yanda, oradan oraya vuruyor insancıklar kendini , hayat kavgası - feleğin acımasız çarkları; öğütüyor , parçalıyor iyi ve güzel olan ne varsa , dinginlik ve huzur adına…
Her nefesin , her anın , gözümüze yansıyan 1. sınıf paha biçilmez bir tablo niteliğindeki her manzaranın ve her sahnenin değerini bilemeden, durup o sahneyi kutsayamadan, sahip olduklarımıza teşekkür edemeden; koca bir gün, koca bir hafta, koca bir ay ve yıllar, yıllar , yıllar en nihayetinde de koca bir ömür geçip gidiyor avuçlarımızın içinden…
Peki elimizden ne gelir, ne yapabiliriz bu duruma bir son vermek için ?
Umudunuzu yitirmeyin hatta cesurca haykırın çünkü “pek çok şey yapılabilir”, hem de “pek çok şey”…
Karmaşadan bir an olsun sıyrılmış ve bu soruyu kendimize sormuş olmamız dahi; Bu traji-komik satranç oyununda sadece tahta üzerindeki bir piyon kimliğinden kurtulup, dışarıdaki sistemi yaratan ve gözlemleyen tek bir hedefe kilitlenmiş “satranç oyuncusu” olmak adına atılmış büyük bir adım…
Başarıya kilitlenmiş, bilgelikle, sevgiyle , özveriyle donanmış güdümlü bir füze…Zincirlerini parçalamış, duvarları yıkmış, ve yepyeni bir algılama ve imgeleme sistemini inşa edecek kusursuz bir varoluş…Siz evet sizden bahsediyorum, kendisine inanan ve güvenen herkesten…Siz değerli okurlardan bahsediyorum…
Her anı kutsamak, her anı takdir etmek, her an bize hiçlikten sunulan hayat ve sonsuz nimetler için teşekkür etmek…Değer bilmez bir hızla akıp giden hayata , ilahi bir ivme ile devam etmenin sırrı işte bu olmalı…Ama bunu , bir anda yapmaya çalışmak yerine ufak ufak anları kutsayarak bu yola baş koymak ve an be an huzuru ,mutluluğu hissederek zamanla tüm bu anları birleştirip ,tüm hayatımızı bu ışıkla aydınlatmak gerek…
Hiçbirşey yapmadan, olduğunuz yerde öylece durarak, gözleriniz açık ya da kapalı, kutsayacak o kadar çok şey var ki !!! Kılınızı bile kıpırdatmadan teşekkür edebileceğiniz ne çok şey gizli ve bir o kadar açık seçik , görünür…
Bizler fani BEDENİMİZ’i; hayatı deneyimlemek adına yorarak, hoyratça kullanarak , kirli emellerimize her an alet etmiş olsak da, kendi kendine çalışan, bize iyi bir yaşam sunmak için uğraşıp didinen sayısız DNA, HÜCRE, DOKU, ORGAN ve aralarında bizim en ufak müdahalemize gerek duymadan kendi kendine hüküm süren hiyerarşik düzen ile var olan sistem her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler hiç kadir kıymet bilmeden, mahvederek, yıkarak, şuursuzca yok ederek üzerine gitsek de; DOĞA ana , TABİAT ana yokluğunda tek bir nefes dahi alamayacağımız o KUDRETLİ HAYAT KAYNAĞI; an be an güzelliklerini ve nimetlerini bize hiç tereddüt etmeden sunmakla her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler sanki kendiliğinden hiç emek harcanmadan olup, bitivermiş gibi üzerine titremeden , vurdum duymaz bir şekilde bozarak, kırarak, dökerek kullansak da;hayatımızı kolaylaştıran, işimizi yapmamızı sağlayan, öğrenmemize, eğlenmemize katkıda bulunan onca alet edevat; her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler zaman zaman sevgimizi tam anlamıyla sunamasak ve ardımız da her zaman kırık kalpler bırakarak yol alsak da; SEVGİYİ paylaşmak için çevremizde pervane olan onca eş-dost hatta diğer canlılar,bitkiler, hayvancıklar….Her kim ya da ne olursa olsun bizim bir yudum sevgimize muhtaç , her canlı varlık ; her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler şöyleyiz, böyleyiz diyerek böbürlenip dursak da ; şimdi saydığım sebepleri ve asla saymaya gücümün yetmeyeceği diğer tüm sebepleri, TÜM BU OYUNU ; hiç yoktan, “0” dan, ZAMANSIZLIKTAN var eden “ONA” her saniye teşekkür etmek ve onu kutsamak gerekmiyor mu ?
İşte bu sürekli kutsama ve takdir etme hali, an be an hayata geçirildiği taktirde, aksi halde pervasızca geçip gidecek bir ömür;
İçindeki her taşı an be an kutsayan huzurlu ve dingin bir nehir gibi akarak yolunu bulacak, o kudreti ve asaleti içimizde , yüreğimizin ta derinlerinde hissederek, olması gerektiği gibi özüne dönecek ve bütünün bir parçası olmayı başaracak, en nihayetinde keyifle sürülen ve her anı iz bırakan, çığ gibi büyüyen pozitif bir yaşama dönüşecektir…
İyi ve kaliteli bir yaşamın SIRRI;
“Kabuğunu koparmadan soyulan bir portakala ya da elmaya benzer bu durum…Her anı kutsayarak, anları koparmadan birbirine ekleyerek yaşanan bir hayat, ANCAK kıymetli bir ESER olabilir…Diğer tüm ihtimaller ZİYAN olacaktır…”
Hadi farklı bir şey yapalım, bir anı kutsayalım ve SEVGİ tohumları ekelim durduk yerde, hiç sebepsiz ve karşılıksız…
Yarın sabah kalkar kalkmaz ilk işimiz şu olsun;
Yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın, size sunulan yeni ve tertemiz gün için şükredin ,teşekkür edin, kocaman bir merhaba deyin yeni güne ve gülümseyin…
Ve ardından mutfaktan aldığınız bir tutam bulgur ya da ekmek kırıntısını pencereyi açarak camın ön tarafına SEVGİ ile bırakın…belki minik bir kap su…BIRAKIN küçük serçeler, güzel kumrular gelip öğünlerini sizin ellerinizden yiyebilsinler ve teşekkür etsinler, o minik ve sevgi dolu kalpleri sizin için atsın, izin verin onlar da sizi kutsasınlar…
ZAMANI SERBEST BIRAKIN , BIRAKIN Kİ ZAMAN DURSUN , SİZ KOŞTUKÇA O DAHA HIZLA KOŞUYOR VE SİZİ YORUYORSA LÜTFEN ARTIK KOŞMAYI BIRAKIN VE O DA KOŞMAYI BIRAKARAK SİZİN İÇİN DURSUN…
ZAMANI KOVALAMAYI BIRAKARAK DURDURUN, SADECE DİNGİNLİKLE ,SADELİKLE YAŞAYIN VE İZLEYİN…
LEZİZ BİR YEMEĞİ KEYİFLE, AĞIR AĞIR YEMEK GİBİ…
ZAMANA hakim olun …
ZAMANSIZCA yapacağınız sayısız küçük olumlu pozitif hareketlerle ZAMANSIZLIĞIN tadına varın; an be an hissederek ve kutsayarak…
UMUT VE SEVGİ EKİN HAYATA, SADECE UMUT VE SEVGİ;
“Ne ekerseniz onu biçersiniz…”
Çağlar AKDAĞ
Bir ömür geçip giderken, ellerimizden avuçlarımızdan kayarken , geriye dönüp baktığımızda ne kadar çabuk olup bitmiştir her şey, koca bir hayat nasıl da hızla ilerlemektedir…
Hep aynı bildik sözleri ne çok sıklıkla duyar olduk çevremizde…
“Göz açıp kapayıncaya kadar geçti ömrüm.”
Gerçekten de yıllar su gibi akıp gidiyor ve aynı hızla ilerlemezsek geride kalırmışız, unutulurmuşuz ve başarısız olurmuşuz kaygısı ile koşturup duruyoruz, nereye yol aldığımızı bilerek ya da bilmeyerek…
Kitlesel bir “panik atak” yaşanıyor, ürkünç ve korkutucu boyutlarıyla…
Tedirginlik, telaş ve karmaşa hakim her yanda, oradan oraya vuruyor insancıklar kendini , hayat kavgası - feleğin acımasız çarkları; öğütüyor , parçalıyor iyi ve güzel olan ne varsa , dinginlik ve huzur adına…
Her nefesin , her anın , gözümüze yansıyan 1. sınıf paha biçilmez bir tablo niteliğindeki her manzaranın ve her sahnenin değerini bilemeden, durup o sahneyi kutsayamadan, sahip olduklarımıza teşekkür edemeden; koca bir gün, koca bir hafta, koca bir ay ve yıllar, yıllar , yıllar en nihayetinde de koca bir ömür geçip gidiyor avuçlarımızın içinden…
Peki elimizden ne gelir, ne yapabiliriz bu duruma bir son vermek için ?
Umudunuzu yitirmeyin hatta cesurca haykırın çünkü “pek çok şey yapılabilir”, hem de “pek çok şey”…
Karmaşadan bir an olsun sıyrılmış ve bu soruyu kendimize sormuş olmamız dahi; Bu traji-komik satranç oyununda sadece tahta üzerindeki bir piyon kimliğinden kurtulup, dışarıdaki sistemi yaratan ve gözlemleyen tek bir hedefe kilitlenmiş “satranç oyuncusu” olmak adına atılmış büyük bir adım…
Başarıya kilitlenmiş, bilgelikle, sevgiyle , özveriyle donanmış güdümlü bir füze…Zincirlerini parçalamış, duvarları yıkmış, ve yepyeni bir algılama ve imgeleme sistemini inşa edecek kusursuz bir varoluş…Siz evet sizden bahsediyorum, kendisine inanan ve güvenen herkesten…Siz değerli okurlardan bahsediyorum…
Her anı kutsamak, her anı takdir etmek, her an bize hiçlikten sunulan hayat ve sonsuz nimetler için teşekkür etmek…Değer bilmez bir hızla akıp giden hayata , ilahi bir ivme ile devam etmenin sırrı işte bu olmalı…Ama bunu , bir anda yapmaya çalışmak yerine ufak ufak anları kutsayarak bu yola baş koymak ve an be an huzuru ,mutluluğu hissederek zamanla tüm bu anları birleştirip ,tüm hayatımızı bu ışıkla aydınlatmak gerek…
Hiçbirşey yapmadan, olduğunuz yerde öylece durarak, gözleriniz açık ya da kapalı, kutsayacak o kadar çok şey var ki !!! Kılınızı bile kıpırdatmadan teşekkür edebileceğiniz ne çok şey gizli ve bir o kadar açık seçik , görünür…
Bizler fani BEDENİMİZ’i; hayatı deneyimlemek adına yorarak, hoyratça kullanarak , kirli emellerimize her an alet etmiş olsak da, kendi kendine çalışan, bize iyi bir yaşam sunmak için uğraşıp didinen sayısız DNA, HÜCRE, DOKU, ORGAN ve aralarında bizim en ufak müdahalemize gerek duymadan kendi kendine hüküm süren hiyerarşik düzen ile var olan sistem her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler hiç kadir kıymet bilmeden, mahvederek, yıkarak, şuursuzca yok ederek üzerine gitsek de; DOĞA ana , TABİAT ana yokluğunda tek bir nefes dahi alamayacağımız o KUDRETLİ HAYAT KAYNAĞI; an be an güzelliklerini ve nimetlerini bize hiç tereddüt etmeden sunmakla her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler sanki kendiliğinden hiç emek harcanmadan olup, bitivermiş gibi üzerine titremeden , vurdum duymaz bir şekilde bozarak, kırarak, dökerek kullansak da;hayatımızı kolaylaştıran, işimizi yapmamızı sağlayan, öğrenmemize, eğlenmemize katkıda bulunan onca alet edevat; her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler zaman zaman sevgimizi tam anlamıyla sunamasak ve ardımız da her zaman kırık kalpler bırakarak yol alsak da; SEVGİYİ paylaşmak için çevremizde pervane olan onca eş-dost hatta diğer canlılar,bitkiler, hayvancıklar….Her kim ya da ne olursa olsun bizim bir yudum sevgimize muhtaç , her canlı varlık ; her saniye kutsanmayı hak ediyor…
Bizler şöyleyiz, böyleyiz diyerek böbürlenip dursak da ; şimdi saydığım sebepleri ve asla saymaya gücümün yetmeyeceği diğer tüm sebepleri, TÜM BU OYUNU ; hiç yoktan, “0” dan, ZAMANSIZLIKTAN var eden “ONA” her saniye teşekkür etmek ve onu kutsamak gerekmiyor mu ?
İşte bu sürekli kutsama ve takdir etme hali, an be an hayata geçirildiği taktirde, aksi halde pervasızca geçip gidecek bir ömür;
İçindeki her taşı an be an kutsayan huzurlu ve dingin bir nehir gibi akarak yolunu bulacak, o kudreti ve asaleti içimizde , yüreğimizin ta derinlerinde hissederek, olması gerektiği gibi özüne dönecek ve bütünün bir parçası olmayı başaracak, en nihayetinde keyifle sürülen ve her anı iz bırakan, çığ gibi büyüyen pozitif bir yaşama dönüşecektir…
İyi ve kaliteli bir yaşamın SIRRI;
“Kabuğunu koparmadan soyulan bir portakala ya da elmaya benzer bu durum…Her anı kutsayarak, anları koparmadan birbirine ekleyerek yaşanan bir hayat, ANCAK kıymetli bir ESER olabilir…Diğer tüm ihtimaller ZİYAN olacaktır…”
Hadi farklı bir şey yapalım, bir anı kutsayalım ve SEVGİ tohumları ekelim durduk yerde, hiç sebepsiz ve karşılıksız…
Yarın sabah kalkar kalkmaz ilk işimiz şu olsun;
Yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın, size sunulan yeni ve tertemiz gün için şükredin ,teşekkür edin, kocaman bir merhaba deyin yeni güne ve gülümseyin…
Ve ardından mutfaktan aldığınız bir tutam bulgur ya da ekmek kırıntısını pencereyi açarak camın ön tarafına SEVGİ ile bırakın…belki minik bir kap su…BIRAKIN küçük serçeler, güzel kumrular gelip öğünlerini sizin ellerinizden yiyebilsinler ve teşekkür etsinler, o minik ve sevgi dolu kalpleri sizin için atsın, izin verin onlar da sizi kutsasınlar…
ZAMANI SERBEST BIRAKIN , BIRAKIN Kİ ZAMAN DURSUN , SİZ KOŞTUKÇA O DAHA HIZLA KOŞUYOR VE SİZİ YORUYORSA LÜTFEN ARTIK KOŞMAYI BIRAKIN VE O DA KOŞMAYI BIRAKARAK SİZİN İÇİN DURSUN…
ZAMANI KOVALAMAYI BIRAKARAK DURDURUN, SADECE DİNGİNLİKLE ,SADELİKLE YAŞAYIN VE İZLEYİN…
LEZİZ BİR YEMEĞİ KEYİFLE, AĞIR AĞIR YEMEK GİBİ…
ZAMANA hakim olun …
ZAMANSIZCA yapacağınız sayısız küçük olumlu pozitif hareketlerle ZAMANSIZLIĞIN tadına varın; an be an hissederek ve kutsayarak…
UMUT VE SEVGİ EKİN HAYATA, SADECE UMUT VE SEVGİ;
“Ne ekerseniz onu biçersiniz…”
Çağlar AKDAĞ
Sesini Duyur
Yorumlar
Yorum #1 (Gönderen yelda yiğit)
Değerlendirme:








müthiş! etkilendim.. ellerine sağlık, bu yazıyı okumak ile umutlanmasına yetiyor insanın..
Yorum #2 (Gönderen serap veral)
Değerlendirme:








hayat dolu bir yazı, çok güzel olmuş emeğinize sağlık, yaşama sevinci ile doldum satırlarınızı okurken.
Yorum #3 (Gönderen aytaç erk)
Değerlendirme:








güzel yazı üstad , fikrine sağlık
Yorum #4 (Gönderen METE KORAY TÜZÜN)
Değerlendirme:








tebrikler arkadaşım başarılarının ve güzel yorumlarının devamını bekliyoruz
Yorum #5 (Gönderen deniz)
Değerlendirme:








son baharin verdigi zamansiz ucsuz bucaksiz sizlayan ruzgarin garipligi ustumuze vurmaktaydi alnimizda ter kokusu sirtimizda demokrasi ve ozgurluk yukumuzle zamansiz bir diyarin icerikligine suruklenmek icin and icmeye gitmekteydik adini ve yonunu bilmedigim sonbaharin esintisiyle kaybolmaya mahkum edilmistim habersizce
