Sesini Duyur: online gazete - http://www.binbirfikir.com
Hormonlu Hormonsuz Kafalar
http://www.binbirfikir.com/articles/1187/1/Hormonlu-Hormonsuz-Kafalar/Sayfa1.html
Naif Karabatak
30 Ocak 1964 Adıyaman doğumluyum. Gazeteciliğe 1979 yılında başladım. Çeşitli Gazete ve dergilerin Adıyaman temsilciliğini yaptım. 7 yıldır yerel, ulusal ve internet sitelerinde yazarlık yapıyorum. Birçok mahlas isimle de köşe yazarlığım devam ediyor. “Cenk Gülen” mahlasıyla “Bir Deli’nin Not Defteri” diye mizahi yazılar yazdım. Bu yazılarımı “Emmi Hortumu Taksana!” adıyla kitaplaştırdım.  
Yazan Naif Karabatak
Yayın tarihi 06/25/2008
 
Meğerse liste doğruymuş, durduğum yer yanlışmış. Bula bula burayı mı bulmuştum, bendeki şansa bakın?!

Hormonlu Hormonsuz Kafalar
Elektronik postama kişiler dışında haber sitelerinden, dergilerden, gazetelerden, derneklerden, vakıflardan gelen mailler var. Bunlardan birisinde yer alan şiir dikkatimi çekti. Bir oylamaya çağırıyorlardı ama bunu şiirle yapmışlardı. Çocukluğumuzda mısraların baş harfleriyle sevgilimizin adını yazdığımız gibi bunlarda, -büyüdükleri halde- “Hormonlu Domates” yazmışlar. Hormonla ilgili sıkıntıları olduğu kesindi. Merak ettim ve ankete geçtim. Önce siz şiiri okuyun…
***
Haziran ayı geldi şenlik zamanı
Olsa da bir pride bulsak havamızı
Rastlantı değil, var her şeyin bir anlamı
Meydanların geldi bize ait olma sırası
Omuzlarımızın üzerinde gökkuşağı bayrağı
Nasıl diye sorma, işte burada cevabi
Lütfedenlere inat bize bu hayatı
Umudumuzla, onurumuzla yürüyoruz bu yolları

Domatesimiz var en hormonlusundan
Olmamış dimağlara şifa dağıtan
Maalesef biliyoruz Homofobi denilen
Amansız bir hastalık dünyayı kemiren
Tedavisi mümkün, insan yeter ki istesin
Elbet senin de var yapabileceklerin biliyorsun
Sahiplerini bulsun oylarınla domateslerimiz, ne bekliyorsun?
***
Doğrusu anketin sivil anayasa yanlısı yani darbelere karşı, demokrasi ve özgürlük isteyen, insan hak ve hukukunu ön plana almaya dönük olduğunu sandım. Oysa ankette yer alan isimlere bakınca bu işte gariplik olduğunu anladım. İsterseniz isimlere göz atalım…
Basın dalında; Engin Ardıç, Hilal Bayraktar, Serdar Arseven ve Vakit Gazetesi var.
Kurum dalında; Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Eskişehir'deki Osmangazi Kültür Dernekleri Federasyonu & Genel Başkanı Niyazi Çapa, Fox Tv, İstanbul Valiliği, Okşan Öztok & İnsanca Yaşam Derneği, RTÜK, Show TV, Sinan Aygün & ATO yer alıyor.
Magazin dalında; Bade İşçil, Eyşan Özhim, Fatih Ürek, Naz Tanrıkulu ve Okan Bayülgen yer almış.
Televizyon dalında; Kadir Çelik, Levent Kırca, Oktay Kaynarca ve Serap Ezgü isimleri gözüküyor.
İşte bu işte bir yanlışlığın olduğunu anlamam bu isimlerle birlikte siyaset dalındaki bir başka isim nedeniyle oldu.
Siyaset dalında Ayşe Jale Ağırbaş (TBMM İnsan Hakları Komisyonu Kâtibi DSP İstanbul Milletvekili) , Burhan Kuzu, Fehmi Hüsrev Kutlu (AK Parti Adıyaman Milletvekili), Mehmet Ekici (MHP milletvekili / TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkan Vekili) ve Şenol Bal isimleri yer alıyordu.
***
Ee bu isimler darbe yanlısı, demokrasi düşmanı, insan hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alan, demokrasinin ırzına geçenler değildi. Ya bu liste yanlıştı, ya ben yanlış yerdeydim.
Bir daha dikkatle baktım, ben bu isimlerin çoğuna domates değil, gül atabilirdim.
Meğerse liste doğruymuş, durduğum yer yanlışmış. Bula bula burayı mı bulmuştum, bendeki şansa bakın?!
Listede bugüne kadar tanıdığım en demokrat ve en cesur isimlerden olan AK Parti Adıyaman Milletvekili Fehmi Hüsrev Kutlu’nun adını görünce neden orada olduğunu anlamak için detaya baktım. Aynen şöyle yazıyor;
“Savaşın bizleri derin bir mutsuzluğa sürüklediği 2007 yılının en cesur ve güzel çıkışlarından biri Bülent Ersoy'dan geldi: ‘Oğlum olsa askere göndermezdim!’ Takip eden günlerde ülkenin savaş tacirleri, kana susamışlıklarını ve transfobilerini harmanlayıp Bülent Ersoy'un üzerine, üzerimize kustu. Bu dönemde özellikle bir isim, AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu, DTP Eski Genel Başkanı Ahmet Türk'ün ‘Bülent Ersoy kadar cesur olamadılar’ sözleri üzerine söylediği ‘Doğruyu söylemiş. Bülent Ersoy kadar cesur olsaydık, biz de bir yanlarımızı kestirirdik’ sözleriyle transseksüel bireylere bakışındaki cehaleti, nefretle yüzümüze çarpıyordu. Değerli bir varoluş biçimini, nefret dolu ağzıyla küfre çevirmeye çalışan bu vekil bey sizce de kariyerinin kalan kısmını sadece birkaç domatese vekâlet ederek geçirmeyi hak etmiyor mu?”
İşte o zaman benim hormonlu kadın-erkek karışımı insanların kurduğu Lambada Derneğinin sitesinde olduğumu anladım. Hemen bana da kızmasınlar, onların yaşam tarzı beni ilgilendirmez. Ancak insanların yaşam tarzını -sadece- cinselliğe indirgemeleri ve hele hele bunu çarpık bir şekilde yapmaları/yapmak istemelerine hoş bakmak mümkün değil. Hayat cinsellikten ibaret değildir. Doğrusu kimin ne yaptığı beni çok da ilgilendirmez. Sonuçta insanlar kendi yaşamlarını kendisi belirler. Bu belirleme başkalarını da aynı şekle sokma haline geldiğinde sıkıntı doğurur. Hormonlu veya hormonsuz olanlar karşıdakinin de aynısını olmasını dikte etmesi yanlıştır.
Girmişken siteye de göz attım ve şunu öğrendim; hormonlu kafaların bütün dünyası ne yazık ki sadece iki bacağının arasında…
Öyle ki kimin demokrasiyi katlettiğini, kimin savunduğunu, kimin halktan yana olduğunu, kimin halka karşı savaş ilan ettiğini anlamaktan yoksunlar.
Yazık…

naifkarabatak@gmail.com