gittik biz.
bir arada hiç olmadan ayrıldık.
koca birer düğüm olduk boğazlarımızda
kiminin bilmediği,
belki çözüldü sandığı,
umduğu...
vardığımız her noktaya gelecek
iki koca düğüm.
kimselere diyemediğimiz
varlığından utandığımız, tiksindiğimiz kimi zaman
koca bir yumru gibi, nefesimizi tıkayan
şiddetle inen şimdiki zamana
açtığı her yaradan zehirler akan
koca bir yumru
kurtulamadığımız.

şimdi hayatlarımız devam edecek, çaresiz.
her insanın her hâlini sergileyeceğiz
sevecek, sevişecek, sarhoş olacağız
başka şeylere de ağlayacağız
hıçkırıklarımız birbirimize adanacak.
şimdiki zaman kesildiği anda
gözlerimiz uzaktaki bir noktaya takılacak
duracağız,
merak edip duracağız.
soramadıkça, öğrenemedikçe
anlatamadıkça kahrolacağız.
unuttuğumuzu sandığımız da ol
acak
normal insanların normal hayatlarında
normal sevgililer gibi yaşayacağız
ama bırakmayacak yakamızı düğüm
rüyalarımıza dalacak
anımsayacağız.
bir kucaklaşmanın değişilmezliğini
hiçliğini tüm değer ve yargıların
başlamayan bir öykünün sonunu
hatırlayacağız.
kalbimizden kopanlar yakacak canımızı
çektirdiğimiz acılarla sızlayacak vicdanımız
özür dileyecek kadar büyüyeceğiz belki,
affedecek olgunluğa ulaşmayacağız.

gittik biz.
en çirkinine bürünerek insan hâlinin
en kötü sözleri savurarak gözlerimize
ayaklar altına alarak dokunulmazları
yürekleri ezerek, çiğneyerek zaafları
en kötüsü, hiç önemsemeden tüm bunları
gittik.

yaparken utansak da birbirimizden
gözbebeklerimiz titretse de aynaları
sesimiz içimizi acıtsa da, bulandırsa da
savunamasak da kendimizi, kendimize bile
ikimiz de biliyorduk daha ilk günden
bunu örtemezdi başka bir hile.