- AnaSayfa
- Sinema - TV
- Ben Böyle Şey Gördüm! (6)
Ben Böyle Şey Gördüm! (6)
- Yazan Zühre Meryem Kaya
- Yayın Tarihi 08/29/2008
- Sinema - TV
-
Değerlendirme:




Zühre Meryem Kaya
ve insan öğrenmeyi öğrendi. Bir bir keşfetti hayatın karelerini. Bu keşifte yaralandı, canı acıdı; ama öğrendi İnsan olmak, evrenin içinde bitimsiz bir sevdanın sureti olmaktı. Bu bitimsiz sevdayı yüreğinde taşıyan insanoğlu; nefes almayı, hayata güçlü köklerle bağlanmayı, cesur olmayı, umutlanmayı, neşeyi ve sabrı öğrendi. Öğrendiklerini ve keşfettiklerini güncesinde biriktiren insan, bir sabah keşfedemediklerinin merakıyla uyandı. Evrenin içinde, bitimsiz bir sevdanın sureti olduğunu unutarak.
Zühre Meryem Kaya tarafından yazılmış tüm yazılarBen Böyle Şey Gördüm! (6)
... “Oh be hafta sonu geldi.” diye, hiç sevinmeyin. Hani TV karşısına kurulup televizyon izlemek gibi bir planınız varsa, iptal edin. Çünkü, hafta sonları magazin programları bütün yapaylığıyla karşınıza çıkıyor. Gelip geçici gündem oluşturmak ve gündemde kalmak için kiralanmış sevgililerle boy göstermeler, evlenmeler, ayrılmalar, kavgalar, kim nerede, kiminle, nasıl ne yaptı ve kim daha şıktı salaklıkları… Bana ne kardeşim! Kim ne yaparsa yapsın. Bana sanat için yaptığı etkinlikleri yayınla. Bana ne, çapkınların hangi güzelle birlikte olduğu. Bana ne, nereye ne kadar para harcayıp, nereden giyindikleri. Bana ne! Ya da sana ne?
Tamam, meraklı bir toplumuz. Olur olmaz her şeyi merak ediyoruz. Ama bunu olumsuz kullanmanın yerine pekâlâ bilgi kaynaklı programlar yayınlayabilirsiniz. Aslına bakarsanız merak güzeldir. İçinde saklı kalmış çocuk merakını öldürmemek insanı hayata karşı dinç ve farklı kılar. Unutmamak lazım ki, meraktır insanları bilim adamı -kadını- yapan.
Magazin programları, kadının sesi programları, bir şekilde özel hayata saygı tüketildikçe tüketildi. Artık insanlar başkasının hayatına burnunu sokmayı kendi görevleriymiş gibi düşünmeye başladılar.
Gelelim kolay para ve ün kazandıran yarışma programlarına. Yetişkin sayılabilecek, eşit sayıda ki kadın ve erkeği bir eve yerleştirdiler. Programın adına “Benimle Evlenir misin?“ denildi. Kimsenin “Bu d
a ne ya hu!” diye, gıkı çıkmadı. O dönem en çok izlenen program oldu. Bu programlar sayesinde kolay para kazanmak ve ünlü olmakta kolaylaştı. Geç kalınmadı tabi. İzleyiciye hemen programın gelişmiş modelleri sunuldu. Benimle kaçar mısın, kaynana dayağı ister misin, evlenelim mi, ayrı mı kalalım? Vıdı vıdı yani…
İnsanların kafasını gereksiz şeylerle meşgul etmeyi hep başardılar. Bu başarıları; starım olur musun, biz star avlarız, avlanmak ister misin, türkü de söyler misin, yarışmalarıyla devam etti. Özellikle özel hayatı karışık ve içinden çıkılmaz bir hal almış olanları bu yarışmalara yarışmacı olarak seçtiler. Yani bir şekilde magazin oluşturmaya devam ettiler. Kolay para ve ün kazanmak ümidi ile milyonlarca genci yok yere arkalarından sürüklediler. Yarışmalarda yarışmacı olarak bulunanlar, yarışmalar bitince unutkanlık sürecine yenik düştüler. Her biri unutuldu. Çünkü hemen o programın arkasından yeni yarışmalar –dansa var mısın, dans edebilir misin?- ve yarışmacılar televizyon ekranlarında yerini aldı.
Bir pervasızlıktır gidiyor televizyon kanallarında. “Bu kadar cesareti nereden alıyorlar?” Açıkçası bu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Çünkü özellikle son yedi yılda televizyonlarda yayınlanan programlara karşı bu kadar şikâyet varken bu şikâyetlere karşı sorumsuzluğun dozunun her geçen gün arttırılması, kafamda soru işaretlerine neden oluyor. Sahi, bu kadar pervasızca yayın yapma cüretini nereden buluyorsunuz?
Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com
Tamam, meraklı bir toplumuz. Olur olmaz her şeyi merak ediyoruz. Ama bunu olumsuz kullanmanın yerine pekâlâ bilgi kaynaklı programlar yayınlayabilirsiniz. Aslına bakarsanız merak güzeldir. İçinde saklı kalmış çocuk merakını öldürmemek insanı hayata karşı dinç ve farklı kılar. Unutmamak lazım ki, meraktır insanları bilim adamı -kadını- yapan.
Magazin programları, kadının sesi programları, bir şekilde özel hayata saygı tüketildikçe tüketildi. Artık insanlar başkasının hayatına burnunu sokmayı kendi görevleriymiş gibi düşünmeye başladılar.
Gelelim kolay para ve ün kazandıran yarışma programlarına. Yetişkin sayılabilecek, eşit sayıda ki kadın ve erkeği bir eve yerleştirdiler. Programın adına “Benimle Evlenir misin?“ denildi. Kimsenin “Bu d
İnsanların kafasını gereksiz şeylerle meşgul etmeyi hep başardılar. Bu başarıları; starım olur musun, biz star avlarız, avlanmak ister misin, türkü de söyler misin, yarışmalarıyla devam etti. Özellikle özel hayatı karışık ve içinden çıkılmaz bir hal almış olanları bu yarışmalara yarışmacı olarak seçtiler. Yani bir şekilde magazin oluşturmaya devam ettiler. Kolay para ve ün kazanmak ümidi ile milyonlarca genci yok yere arkalarından sürüklediler. Yarışmalarda yarışmacı olarak bulunanlar, yarışmalar bitince unutkanlık sürecine yenik düştüler. Her biri unutuldu. Çünkü hemen o programın arkasından yeni yarışmalar –dansa var mısın, dans edebilir misin?- ve yarışmacılar televizyon ekranlarında yerini aldı.
Bir pervasızlıktır gidiyor televizyon kanallarında. “Bu kadar cesareti nereden alıyorlar?” Açıkçası bu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Çünkü özellikle son yedi yılda televizyonlarda yayınlanan programlara karşı bu kadar şikâyet varken bu şikâyetlere karşı sorumsuzluğun dozunun her geçen gün arttırılması, kafamda soru işaretlerine neden oluyor. Sahi, bu kadar pervasızca yayın yapma cüretini nereden buluyorsunuz?
Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com
Sesini Duyur
Yorumlar
Yorum #1 (Gönderen EbRu BatuR)
Değerlendirme:








Aldıkları raytinglerden yüz buluyorlar! Hiç kuşkusuz sokaktaki adam merakla takip ediyor kendisine hiç bir şey katmayacak bu boş dedikodu programlarını, kim bilir belki günün birinde benzeri bir şöhret sahibi olma hayalleri kurarak... Bu insanları küçümsemek değil ama başkalarının ne yaptığına neden bu kadar merak duyuyorlar ben de onun merakını duyuyorum:) "Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir" diye bir söylem duymuştum. Sanırım o salak TV programları ilgi görmeye devam ettikçe yapımcılar da 'daha salakça ne yaratabiliriz?' arayışlarına girecekler. Ne adamakıllı doğru düzgün bir bilgi yarışması ne de keyifle takip edilecek bir belgesel ulaşmayı hedefledikleri izlenme payını getirmeyeceğinden ekranlar onların boş boş oyalama programlarıyla dolabilir! Bir zamanlar bu sitede Asuman televizyonu protesto ederek evinden atmıştı, bana onun tepkisini hatırlattınız! Böyle böyle küstürüyorlar aklı başında insanları, belki günün birinde izleyecek seyirci kalmadığında kafalarını çalıştırmayı düşünürler? Kaleminize sağlık:)