- AnaSayfa
- Sinema - TV
- Ben Böyle Şey Gördüm! (7)
Ben Böyle Şey Gördüm! (7)
- Yazan Zühre Meryem Kaya
- Yayın Tarihi 09/14/2008
- Sinema - TV
-
Değerlendirme:




Zühre Meryem Kaya
ve insan öğrenmeyi öğrendi. Bir bir keşfetti hayatın karelerini. Bu keşifte yaralandı, canı acıdı; ama öğrendi İnsan olmak, evrenin içinde bitimsiz bir sevdanın sureti olmaktı. Bu bitimsiz sevdayı yüreğinde taşıyan insanoğlu; nefes almayı, hayata güçlü köklerle bağlanmayı, cesur olmayı, umutlanmayı, neşeyi ve sabrı öğrendi. Öğrendiklerini ve keşfettiklerini güncesinde biriktiren insan, bir sabah keşfedemediklerinin merakıyla uyandı. Evrenin içinde, bitimsiz bir sevdanın sureti olduğunu unutarak.
Zühre Meryem Kaya tarafından yazılmış tüm yazılarBen Böyle Şey Gördüm! (7)
… Ellerimde martılar, gözlerimde toprak bereketi, saçlarımda çiğ damlalı bir rüzgâr serinliği… Uzak topraklar değil düşlediğim; bu memleketin toprakları yürüdüğüm, yürüyeceğim… Nefes almak kelimesinin anlamlı olduğu tek diyarda doğdum, burada hayat buldum, yine burada memada ermek isterim.
Televizyonla birlikte yeni bir kelime daha girmişti hayatımıza, reyting. Anlamını kimse merak etmedi. Kalburüstü bir tabirle reyting, en çok izlenen programların diğer adıydı. Bana kalırsa dibin dibi demekti, reyting. Silinmeye, silikleştirilmeye çalışılan bir gençlik, sündürülmüş hayatlar silsilesi… ‘Kaybetmek’ kelimesinin anlam bulduğu tek eylemdir reyting. Yani ne kadar onur, utanma, benlik, ahlak, hayâ kaybedersen o kadar şereflisin o kadar da reytingli…
Açık konuşmak gerekirse bu yazı serisini yazarken çok üzüldüm. Televizyon hakkında yazdıkça yazılacakların listesi uzadı. Liste uzadıkça TV’nin bizden aldıkları canımın içini eze eze yazılarımda şekil kazandı.
Hayatı okumak, okuyabilmek çok önemlidir. En sevdiğim kitaptır ‘Simyacı’. Orada hayatı okumayı öğretiyor yazar. Bir kuşun kanadından, bir renkten, bir buluttan, rüzgârdan, seslerden hayatın bize sinyaller yolladığını ve eğer onu okuyabilirsek hayatta alacağımız kararların doğru kararlar olacağını ve bizim dünyayla olan bütünlüğümüzün tamamlanacağını anlatıyor. Eğer dünyayla bütünleşmek değil de ondan uzaklaşmak gibi bir yolda ilerliyorsanız bu sadece sizi değil tüm dünyayı ilgilendiriyor.
Hayatı
okumak çok önemlidir ve görülüyor ki; çalışarak, üreterek, paylaşarak, yaraları sararak ve yaraları azaltarak yaşamak denklemine her geçen gün biraz daha uzak düşüyoruz. Doğaya duyulan özlem, çocukların utanma duygusu, kadınların analık duygusu, erkeklerin bağlılık duygusu, dost sohbetler… Yitirilmiş ömürler gibi bir bir kayboluyor ve her geçen gün hayat biraz daha siyah beyazlaşıyor. TV’den aktarılan renkler her geçen gün biraz daha renksizleştiriyor hayatımızı.
Giden gidiyor beyler! Artık bu gidişe dur deme zamanı geldi de geçiyor. Elinizi vicdanınıza koyun ve “Gelecek nesilleri alenen canavarlaştıran bu insanların yaptığı yıkıma, neden seyirci kalıyoruz?” sorusunu, kendinize bir sorun.
“Televizyon izlemeyi sevmeyen, kendi büyürken televizyonu vakit kaybı olarak görüp hayatından uzak tutan, onu küçülten ve küçümseyen gençler ellerini kaldırsın. “Oooo sayımız baya fazla. Ne o korktunuz mu? Bence de korkmalısınız.
Ellerimde martılar, gözlerimde toprak bereketi, saçlarımda çiğ damlalı bir rüzgâr serinliği… Uzak topraklar değil düşlediğim, bu memleketin toprakları yürüdüğüm, yürüyeceğim… Nefes almak kelimesinin anlamlı olduğu tek diyarda doğdum, burada hayat buldum yine burada memada ermek isterim.
Not: Bu yazı serisini yazarken bu kadar uzayacağını düşünmemiştim ama sıkıldım. Acıtılmış hissettim kendimi ve yazılacakların birçoğu uzağıma düştü! TV’ye yazılacak o kadar uzatılmış, eksiltme temelli acılar vardı ki. Daha fazla tahammül edemedim.
Okuyan ve anlayan yüreklere selam olsun!
Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com
Televizyonla birlikte yeni bir kelime daha girmişti hayatımıza, reyting. Anlamını kimse merak etmedi. Kalburüstü bir tabirle reyting, en çok izlenen programların diğer adıydı. Bana kalırsa dibin dibi demekti, reyting. Silinmeye, silikleştirilmeye çalışılan bir gençlik, sündürülmüş hayatlar silsilesi… ‘Kaybetmek’ kelimesinin anlam bulduğu tek eylemdir reyting. Yani ne kadar onur, utanma, benlik, ahlak, hayâ kaybedersen o kadar şereflisin o kadar da reytingli…
Açık konuşmak gerekirse bu yazı serisini yazarken çok üzüldüm. Televizyon hakkında yazdıkça yazılacakların listesi uzadı. Liste uzadıkça TV’nin bizden aldıkları canımın içini eze eze yazılarımda şekil kazandı.
Hayatı okumak, okuyabilmek çok önemlidir. En sevdiğim kitaptır ‘Simyacı’. Orada hayatı okumayı öğretiyor yazar. Bir kuşun kanadından, bir renkten, bir buluttan, rüzgârdan, seslerden hayatın bize sinyaller yolladığını ve eğer onu okuyabilirsek hayatta alacağımız kararların doğru kararlar olacağını ve bizim dünyayla olan bütünlüğümüzün tamamlanacağını anlatıyor. Eğer dünyayla bütünleşmek değil de ondan uzaklaşmak gibi bir yolda ilerliyorsanız bu sadece sizi değil tüm dünyayı ilgilendiriyor.
Hayatı
Giden gidiyor beyler! Artık bu gidişe dur deme zamanı geldi de geçiyor. Elinizi vicdanınıza koyun ve “Gelecek nesilleri alenen canavarlaştıran bu insanların yaptığı yıkıma, neden seyirci kalıyoruz?” sorusunu, kendinize bir sorun.
“Televizyon izlemeyi sevmeyen, kendi büyürken televizyonu vakit kaybı olarak görüp hayatından uzak tutan, onu küçülten ve küçümseyen gençler ellerini kaldırsın. “Oooo sayımız baya fazla. Ne o korktunuz mu? Bence de korkmalısınız.
Ellerimde martılar, gözlerimde toprak bereketi, saçlarımda çiğ damlalı bir rüzgâr serinliği… Uzak topraklar değil düşlediğim, bu memleketin toprakları yürüdüğüm, yürüyeceğim… Nefes almak kelimesinin anlamlı olduğu tek diyarda doğdum, burada hayat buldum yine burada memada ermek isterim.
Not: Bu yazı serisini yazarken bu kadar uzayacağını düşünmemiştim ama sıkıldım. Acıtılmış hissettim kendimi ve yazılacakların birçoğu uzağıma düştü! TV’ye yazılacak o kadar uzatılmış, eksiltme temelli acılar vardı ki. Daha fazla tahammül edemedim.
Okuyan ve anlayan yüreklere selam olsun!
Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com
Sesini Duyur
Yorumlar
Yorum #1 (Gönderen Yavuz Selim Günay)
Değerlendirme:








"Bana kalırsa dibin dibi demekti, reyting. Silinmeye, silikleştirilmeye çalışılan bir gençlik, sündürülmüş hayatlar silsilesi… ‘Kaybetmek’ kelimesinin anlam bulduğu tek eylemdir reyting. Yani ne kadar onur, utanma, benlik, ahlak, hayâ kaybedersen o kadar şereflisin o kadar da reytingli…" :))))) güzel olmuş. "tam yerine denk geldi manzara koyduk." gibi olmuş. bu yazı serisini sindirerek okudum. ilkinde yanlış hatırlamıyorsam eğlencenin dibine vurdular ve yine darbe oldu bu memlekette hiç yere yazmışsınız. sonra eğlencenin etkisi geçti ağlattılar kadınları ama uyuşmanın en iyi hali eğlenmekti. bu aralar yeniden eğlenceli olmaya başladı kanallar. sabah programları değişik eğlence alternatifleri sunuyor kadınlara. daha neşeli, daha uyuşuk... burdan şunu mu çıkaralım; yine darbe geliyor? insanların zihni eğlence morfini ile devredışı bırakılıyor.gözlemleriniz çok iyi her biri okunmaya ve gale alınmaya değer. mesela "...çalışarak, üreterek, paylaşarak, yaraları sararak ve yaraları azaltarak yaşamak denklemine her geçen gün biraz daha uzak düşüyoruz. Doğaya duyulan özlem, çocukların utanma duygusu, kadınların analık duygusu, erkeklerin bağlılık duygusu, dost sohbetler… Yitirilmiş ömürler gibi bir bir kayboluyor ve her geçen gün hayat biraz daha siyah beyazlaşıyor. TV’den aktarılan renkler her geçen gün biraz daha renksizleştiriyor hayatımızı."okudukca aklına sağlık dedim,birde emeğine... gözümüzü açık tutalım. bu memleket bizim "okuyan ve anlayan yüreklere selam olsun!" yazmışsın yazan ve anlatan yüreklerde daim olsun. Selim...
Yorum #2 (Gönderen Ahmet Kalkan)
Değerlendirme:








"… Ellerimde martılar, gözlerimde toprak bereketi, saçlarımda çiğ damlalı bir rüzgâr serinliği… Uzak topraklar değil düşlediğim; bu memleketin toprakları yürüdüğüm, yürüyeceğim… Nefes almak kelimesinin anlamlı olduğu tek diyarda doğdum, burada hayat buldum, yine burada memada ermek isterim." acıtılmış hissetme kendini. senin gibi düşünen o kadar çok insan varki. yalnız değilsin. sonra bu çoğrafyanın insanları olarak değişmeliyiz artık. iyi ve kötü olanı ayırt etmeliyiz. seçiçi olmayı öğrenmeliyiz. ançak bu kurtarız bizi. onların sunduğu değil bizim istediğimizin olması için.
Yorum #3 (Gönderen mehmet salih)
Değerlendirme:








Çok güzel ifafe edilmiş bir yazıydı.kutlarım