Beşir Ayvazğolu'nun anlatıcı dilini yine bir yazar fatma k.barbarosoğlu sayesinde keşfettim.bir yazısında yazarın yeni kitabı"1924 bir fotoğrafı uzun okumak"tan öyle güzel bahsediyordu ki,hemen okuma arzusuyla kitapçıma koştum.orada bulunmadığından getirtmeleri için sipariş verip onun geleceği bir hafta zarfında beklerken "şehir fotoğrafları"nı aldım.
İyi ki almışım.bazen bazı ruh hallerime bir kitabı şahit tutmak beni çok mutlu eden olgulardan.Belki tuhaf gelir ama ben duygularımın kitapları olsun istiyorum.o anı mühürleyen kitapla andığım bir duygum zihnimde canlansın istiyorum."şehir fotoğraflarıda kendime nisan armağanı..lalelerle süslü istanbulda zamana saklanmış anları keşfetme lezzeti...eskiyi öğrenmeden yeniyi anlamak zor ve lezzetsiz.
Hem günüme hem duygularıma eşlik ediyor bir haftadır kitabım henüz bitmedi ve arkadaşlığından çok mutluyum ama itiraf edeyim büyük hevesle aldığım yenisini de okumak için can atıyorum.
Zihnimde dolaşan sorulardan biriydi neden güvendiğimiz birinin tavsiyesinden sonra o kitabı sorgusuz sualsiz almak bize zevk veriyor diye? illaki bir iç rahatlığı arıyoruz...aslında belki güvensizlik bizdeki yada önlem bilmiyorum ama bu sorunun cevabını osmanlı tarihinde bulmanın lezzeti anlatılmaz.matbaanın osmanlıya geç gelmesi üzerine konuşurken,osmanlının aslında matbaayı çok önceden bildiğini ama genellikle okudukları kitaplara ayet ve hadis olduğundan bunların yer düşme yada tahrif edilmesi söz konusu olabilir endişesiyle el yazmalarına ağırlık verdiklerini öğrendik.ve tabiki en büyük sebepte kitabı yalnız değil bir hoca nezaretinde okumalarıydı zira"bilgi kitaptan,ilim hocadan alınıyordu"işte geçmişin geleceğe ışık olan bir ayrıntısı daha.genlerimize işleyen bu özelliklede bizler illaki bir referansla aldığımız kitaplarda kendimizi daha güvende hissediyorum...
Cevap bulduğum tüm sorularımın zihnimin en seçilmiş köşesinde saklandığını söyleyebilirim...
Keyifli bir günde zihnime ve duygularıma eşlik eden kitabıma ithafen............