Cumhuriyet Dönemi Planlı Kalkınma Çabalarımız
- Yazan A. Baybars Göğez
- Yayın Tarihi 07/10/2007
- Dünya
-
Değerlendirme:




A. Baybars Göğez
Kara Harp Okulu, İ. Ü. İkt. Fak., İ.Ü. İşl. Fak. İşl. İktisadı Enstitüsü’ nde Yüksek Lisans programına devam ederek MBA derecesi aldı.. 1976-1987 TSK'de muhtelif kıta görevleri ve KHO'da üç yıl yöneticilik ve eğitimcilik, 1987-1995 Ortağı olduğu yazılım ve donanım şirketlerinde G. Müdür. 1995-1996 ÖİB'den aldığı KÖYTAŞ A.Ş. ‘ de G. Müdür. 1996-1998 Şirketlerde yeniden yapılanma ve beyin fırtınası danışmanlığı, 1998-2002 MARPA GRUP Yatırım ve Finans Koord. ve 2002-2003 de CEO oldu.
A. Baybars Göğez tarafından yazılmış tüm yazılarBeş Yıllık Kalkınma Programları Bize Neler Kazandırdı?
Tarihimizde ilk defa 7 yıllık bir dönemi (2006-2013) kapsayacak olan Dokuzuncu Kalkınma Planının yürürlüğe girdiği 2006 yılına kadar, anlaşılacağı gibi tam sekiz tane Beş Yıllık Kalkınma Planını tamamladık. İlki 1963 yılında başlayan Birinci kalkınma Planı sonrasında zaman, zaman erteleme ve/veya aksamalar olsa da Sekizinci Kalkınma Planı 2005 tarihinde bitmiş fakat bir yıl beklemeden sonra 2006 yılında Dokuzuncu Kalkınma Planı kabul edilmiştir.
Bu arada Atatürk döneminde 1933-1937 yılları arasında Beş Yıllık Sanayi Planı uygulamaya konmuş ve başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Maalesef İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı İkinci Dünya savaşının çıkması nedeniyle uygulanamamıştır.
Bu yazımızda planların ayrıntılarına tümüyle girmeyeceğiz tabii. Ancak bazı konulara dikkatinizi çekmek istiyorum.
Genç Cumhuriyet atasından aldığı direktiflerle, hızla sanayi başta olmak üzere kalkınma hamlesine başlamış ve ülkemizi Muasır Medeniyetler seviyesine getirme hedefine kilitlenmiştir. Elde yok, avuçta yok sermaye gücü ve en önemlisi de insan kaynağı açığı ile bu hamleyi yapmak çok zor görülüyordu. İşte büyük önder bu açığı kapatmak için 1933 yılında uygulamaya koyduğu 5 yıllık sanayi planı ile ülkemizin kalkınması için ilk fitili ateşlemiştir. 1937 yılına kadar uygulanan bu plan, tüm olumsuzluklara ve eksik kalifiye insan gücüne rağmen, bugüne kadar uygulanan tüm kalkınma planlarında elde edilen en yüksek büyüme oranına (% 9,6) erişmiştir. Diyelimki İkinci Dünya savaşı nedeniyle 1945 yılına kadar o günün olumsuz koşullarında bir kalkınma planı uygulamak mümkün değildi. Zaten o dönemde de uygulanan başarılı politikalar nedeniyle ülkemiz hem bu savaşa girmemiş, hem de dönemi ekonomik yönden karlı kapatabilmiştir. Fakat 1945 yılından 1963 yılına kadar yaklaşık 20 sene boyunca kalkınma planı uygulamasına geçilememesi veya ihmal edilmesini anlamak mümkün değildir.
1945 yılında biten savaşın hemen ardından bizim de şehitler verdiğimiz malum Kore savaşı sonrasında bağımsızlığını kazanan Güney Kore ise Amerikan yönetiminin uyguladığı iyileştirme çalışmaları sonrasında, tesadüf bu ya bizimle birlikte 1962 yılından itibaren Beş Yıllık Kalkınma Planları dönemine girmiş olup aşağı yukarı 1991 yılına kadar Altı Beş yıllık Kalkınma Planını yönetmiştir. Aşağıda sunduğum iki tabloyu ve linkleri dikkatle incelersek başlangıçta bizden çok daha kötü durumda olan Güney Kore’nin bu planları uygulayarak gerek milli gelirini, gerekse kalkınma oranlarını nasıl istikrarlı ve büyük bir yönetim becerisiyle arttırdığını görebiliriz.
Özellikle AR-GE ağırlıklı çalışmalarla, ihracat ve imalat sanayinin gelişmesi temelli milli ekonomi hedeflerinden taviz vermeden, tasarrufa dayalı bir sistemi tercih eden Güney Kore yanında bizim çok bilen saygın!! siyasetcilerimiz, Türkiye’yi büyük bir borç sarmalına sokarak, kısa vadeli ve yüksek faizlerle borçlanıp, ülkemizi telafisi mümkün olmayan bir krize sokmuşlardır. Üstelik de Güney Kore bu sırada 1993 yılına kadar süren askeri hükümetlerle yönetilmiştir.
Bizim uygulamalarımızdaki aksalık ve eksikliklerimizle ilgili bir incelemeyi aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilirsiniz. http://ebnet.sitemynet.com/b11.htm Diğer taraftan her iki ülkenin uyguladığı kalkınma planları arasındaki hedefler ve sonuçlarının karşılaştırılmasına da http://www.yildiz.edu.tr/~gonel/akademikdosyalari/yayinlar/planlikalkinma.pdf linkinden ulaşabilirsiniz.
Yukarıda verdiğimiz kaynakların incelenmesi sonrasında uygulanan hatalı politikaların ülkemize neler kaybettirdiğini görecek olan okuyucularıma daha net bir karşılaştırma yapabilmeleri için her iki ülkenin kişi başına düşen milli gelir rakamları ve AR-GE harcamalarındaki değişimi de aşağıdaki tablolarda veriyorum.
Tablo 1 : Türkiye ve Kore’de yıllar itibariyle kişi başına düşen milli gelir
|
YILLAR |
Kişi Başına Düşen Milli Gelir ( $ ) | |
|
TÜRKİYE |
G.KORE | |
|
1954 |
245 |
70 |
|
1960 |
358 |
79 |
|
1970 |
539 |
243 |
|
1977 |
1,467 |
1,011 |
|
1978 |
1,567 |
1,400 |
|
1979 |
1,878 |
1,647 |
|
1980 |
1,539 |
1,597 |
|
1981 |
1,570 |
1,741 |
|
1982 |
1,375 |
1,838 |
|
1983 |
1,263 |
2,014 |
|
1984 |
1,205 |
2,187 |
|
1985 |
1,329 |
2,238 |
|
1986 |
1,461 |
2,672 |
|
1987 |
1,635 |
3,371 |
|
1988 |
1,684 |
4,594 |
|
1989 |
1,959 |
5,137 |
|
1990 |
2,682 |
5,821 |
|
1991 |
2,621 |
6,573 |
|
1992 |
1,708 |
7,123 |
|
1993 |
3,004 |
7,770 |
|
1994 |
2,184 |
9,185 |
|
1995 |
2,759 |
10,802 |
|
1996 |
2,928 |
10,883 |
|
1997 |
3,079 |
6,964 |
|
1998 |
3,255 |
7,924 |
|
1999 |
2,879 |
8,994 |
|
2000 |
2,965 |
8,764 |
|
2001 |
2,123 |
8,620 |
|
2002 |
2,584 |
9,930 |
|
2003 |
3,374 |
10,885 |
Tablo 2 : Türkiye ve Kore’de AR-GE harcamaları
|
Yıllar |
TÜRKİYE |
GÜNEY KORE | ||||
|
AR-GE ( milyon $) |
10 bin çalışan için AR-GE ci |
Kişi Başına AR-GE ($) |
AR-GE ( milyon $) |
10 bin çalışan için AR-GE ci |
Kişi Başına AR-GE ($) | |
|
1991 |
755.3 |
7,9 |
12.4 |
5,670 |
38 |
131 |
|
1992 |
767.5 |
8,2 |
13.1 |
6,391 |
43 |
146 |
|
1993 |
785.3 |
8,9 |
13.2 |
7,666 |
47 |
173 |
|
1994 |
476.1 |
9,3 |
7.9 |
9,826 |
44 |
220 |
|
1995 |
639.0 |
10,8 |
10.4 |
12,240 |
48 |
272 |
|
1996 |
817.8 |
11,5 |
13.0 |
13,522 |
47 |
297 |
|
1997 |
933.3 |
11,0 |
14.9 |
12,810 |
47 |
279 |
|
1998 |
1,005.1 |
11,3 |
15.5 |
8,104 |
46 |
175 |
|
1999 |
1,157.7 |
13,1 |
17.5 |
10,023 |
49 |
214 |
Kaynak : Türkiye için: www.die.gov.tr
http://www.hasmendi.net/gulmez.html
1954 yılından başlayarak 1997 yılına kadar istikrarlı bir gelişim gösteren Güney Kore ekonomisine karşın, her 3-4 yılda bir dalgalanarak adeta mehter marşıyla gelişen Türkiye ekonomisi, vizyonsuz ve ilkesiz yöneticileriyle bugüne geldiğimizde hala dışa bağımlı, cari açığı ve yüksek enflasyonu ile Dünya rekorları kırmaya devam etmektedir. Bu sonuçlara rağmen beceriksizlik ve acziyet içinde olanlardan hiçbir hesap sorulmamıştır. Birkaç bakanın yüce divanda yargılanması ile güya fatura onlara çıkartılmaya çalışılmışsa da göz boyamakdan başka bir şey değildir. Sadece politikacılar mı? Memurin Muhakemat kanunu başta olmak üzere dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmış olan bürokrat ve siyasetçiler, vurdumduymaz bir şekilde o makamları işgal etmiş ve bu ülkenin vatandaşlarına en büyük zararı vermişlerdir. Vatandaşa da “Devletten sual sorulmaz” sloganını ezberletmişlerdir. Bir kişi çıkıp da bu dönem için hala “İşte Planlı Kalkınma budur” diyebilir mi? Eğer buysa plansızı nasıl oluyor?
Efendim iki defa ihtilal oldu diyerek mazeret uydurmaya çalışanlara da en güzel cevap yine Güney Kore modelinde saklıdır. Adamlar 1993 yılına kadar sivil yönetim görmemişler beyler….
Sonuç olarak eğer büyük önderi biraz olsun analayabilmiş ve onun verdiği hedeflerden sapmamış olsaydık, hatta o başımızda olsaydı, ülkemiz ne askeri darbe görürdü, ne de bugün içine düştüğümüz zavallı ve çaresiz durumda olurdu. Olsa, olsa başta Güney Kore olmak üzere tüm Dünya ülkelerine gösterdiği performans ve kalkınmışlık düzeyi ile örnek bir ülke olurdu. Olan, oldu. Bari bugünden başlayarak Dokuzuncu kalkınma planı hedeflerine ulaşabilmek için elbirliğiyle ve samimiyetle ulaşabilmenin seferberliğini başlatalım. Bunun için de önce okuyalım, haklarımızı arayalım ve araştıralım. İşte Dokuzuncu Kalkınma Planı; http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/ix/9kalkinmaplani20061208.pdfİşte 2007 programı; http://ekutup.dpt.gov.tr/program/2007.pdf
Ne zaman adam oluruz?
Ülkeyi yönetmeye talip olanlardan “İlgili olanların bilgisiz ve vizyonsuz, bilgili olanların da ilgisiz olmadığı” zaman.
Saygılarımla,
A.Baybars GÖĞEZ
Sesini Duyur
Yorumlar



