Sesini Duyur: online gazete - http://www.binbirfikir.com
İnternet Çılgınlığı
http://www.binbirfikir.com/articles/537/1/Anternet-AAlgAnlAAA/Sayfa1.html
Ömer Ergin
 
Yazan Ömer Ergin
Yayın tarihi 07/15/2007
 
Herkes sigarayı, alkolü ve uyuşturucuyu bırakabilir. Fakat herkes interneti bırakamaz. Bilinçli bireyler olarak tükettiğimiz şeyleri bilmemiz gerekir. Mesela en önemlisi ZAMAN!!!

Sosyal Çöküntüdeki İnsanlar
Verilere göre AB internete girmedeki verimlilik konusunda birinci sıradayken A.B.D. ikinci ve Türkiye son sıralarda bulunmakta.

Hepimiz hayatımızın belli bir kısmını evimizde geçiririz. Hatta öyle ki hayatımızın üçte birini uyuyarak geçirdiğimizi düşünürsek yarısını evimizde geçirdiğimiz teşhisi yanlış olmaz sanırım. Peki evlerde neler yapıyoruz?

Bizler internette zaman öldürenlerden ve zamanın öldürdüğü kişilerdeniz. Bizim kısmımızın tedavisi sadece kendi ellerimizdedir. Bunun için ben ilk adımı attım ve en son internete bağlandığımda iki gün öncesiydi. Yani çarşamba öğle vakitleriydi. Şimdi saat 01:04 itibariyle cumartesi. Ben üç gün olarak değerlendirip kendimi teşvik etmeye çalışıyorum. Peki ya beni internetten ayırmanın yolları nedir? Bunu çok denediler. Ailem deneyenlerin en başında bulunan kişilerdi. Hiç bir şey yapamadılar. Peki ben ne yaptım da bu illetten kurtulmaya başladım?

Sigarayı herkes bırakabilir. Alkolü herkes bırakabilir. İnterneti herkes bırakabilir mi? Sanmıyorum. Sigara ve alkol kendini iyi hissettiğinde, kötü hissettiğinde, mutlu olduğunda, umutlu olduğunda, ameliyathanede hasta beklediğinde, düğün öncesinde içilebiliyor. Peki internet? Yalnız kaldığında, kimsesiz olduğunda, dost aradığında, anlık yaşamak istediğinde, kimseyi görmek istemediğin ama dert paylaşmak istediğinde. Herkesin psikolojik sorunları vardır bunu kimse inkar edemez ama bunu internetle de tedavi edemez. Şu anda girdiğim siteler o kadar az, msn'yi açtığımda konuştuğum kişiler o kadar az ki. Kendimi hobilerime verdim. Evet hepsi fiyat bakımından dünya rekorları kırıyor. Bunun yerine aylık 50 ytl ücret ödeyip bir ayda istediğim kadar internete girebilirim. Sigaradan, alkolden daha ucuz. Peki ya hobilerim nelerdir?

Seyahat:

Bir yere en azından 3 günlüğüne gittiğimi düşünürsek. Gidiş-geliş otobüs ücreti en azından 30 milyonu buluyor. Arkadaşımın olmadığı bir şehirde en az günlüğü 10 liralık yerler bulup kalıyorum. Bu bana 3 günde en az 60 liraya mal olabiliyor. Fakat beni bir illetten kurtarması için bir psikoloğa bu kadar versemde hiç bir şey yapamaz. Arabayla gezmeyi seviyorum. Peki yakıta harcadığım para ne eder? En azından çevre ilçelere gidip ağaçlar altında tek başıma piknik yapmayı ya da arkadaşlarla çevre ilçelerdeki derelere gidip oralarda bir mangal partisi yapmayı seviyorum. Bu da ucuz bir uğraş değil. Fakat ben bunları onbeş gün yaptıktan sonra bendeki değişiklik gözle görülmekten öteye gitti diyebilirim. Dertlerimin sıkıntılarımın yanında uyku vaktim de azaldı. Şimdi ise uyuyorum. Evet aileme masrafım çok oldu. Fakat ben bir şeyleri değiştirmek uğruna zarar vermek zorunda kaldım aileme. Ailemin bir bilgisayar bağımlısıyla yaşamasını istemem doğrusu. Sosyal aktivitesi ve arkadaşları olmayan, şişe dibi gözlük takan, çevresi olmadığı için iş bulma imkanı azalan, yeni şeyler görüp öğrenmeyen bir birey olmak kadar bana yakışmayan bir şey yoktur. Belki bunu daha önceden yapsaydım şu anda dışarda duran kişilerle aynı kültür seviyesinde ve cebinde parası olan birisi olabilirdim. Fakat aradaki farkı kapatmak için büyük masraflar yaptığım bir gerçek. Peki yapmamız gereken nedir? Hiç olmadı Cem Yılmaz'ın sevmediği o bodylerden ve taytlardan giyip bir farklılık yaratıp gidip bir koşu bandında tur atmaktır. Bir yerlere gidip yarım saat oturup birer çay içip bir tavla atmaktır. Gündemi takip edip kişilerin kıyafetlerini gözlemek. Gözlüklerin ve saatlerin markasını öğrenip jölelerin özelliklerini bilmektir. Parfümleri koklayıp hangisinden hoşlandığını bilmek ve tarzını belirlemektir. Çoğu zaman otobüs duraklarının yanından geçip gençlerin neler konuştuğunu bilmek. Bazen bahçeli bir evi olan akrabalarınızın, arkadaşlarınızın yanına gidip bahçede top oynamaktır. Çiçeklere bakıp hangisinin daha güzel koktuğunu öğrenmektir. Hiç yoktan hangi berberin sizin stilinize uygun traş yapabildiğini bilmek bile sizin hayatınızda büyük rol oynar. Kişiler arasındaki değeriniz yükselir, sosyal aktiviteniz çoğalır ve çok aranan bir kişi haline gelirsiniz. Bu sayede hayatta asla sırtınız yere gelmez. Çünkü çevre demek seni ayakta tutan çok dallı ağaç demek. Dalları kestiğin anda bacaklarının seni ne kadar taşıyacağını bilemezsin. Ben internete bağlanıp arkadaşlarımı unuttum. Şimdi ise yalnızlık içinde ne yapmam gerektiğini düşünüp her an başımı yastığa koyup hayattan sıkılıyorum. Çünkü boş vaktim çok fazla ve ben bir parazitim. Fakat çevremi arttırdıkça herkes beni arayıp okeydeki eksik dördüncü olmamı istemeye başladı. Eskisine göre daha mutluyum. Hayatımı elektronik bir devreye bağlamak yerine gerçek hayata verdim. Bu bile ülkeme kazandırılmış yeni bir bilinçli vatandaş doğmasına yeterlidir.