Misyon
- Yazan Ebru Batur
- Yayın Tarihi 07/18/2007
- YaÅŸam
-
DeÄŸerlendirme:




Ebru Batur
1973 dogumluyum, hep farkli bir yasam cizgisi cizmeye calisirken 1999 yilinda neredeyse bu dunyadan ayrilabilecegim ciddiyette bir kaza gecirdim. Neyse ki kazami hayatimda virgul kabul edebilecek kadar ucuz atlattim. Kimi zaman dusundugumde bu dunyadan ayrilmis olsaydim dusuncesi bile kanimi donduruyor. Komik olan kaza oncesi farkli olmaya calisirken kazamin ardindan "ben de normalim" cabalarinda buldum kendimi:) Oysa sokakta adim basi beyin travmasi gecirene rastlanmiyor. Yasamak cok guzel!
Ebru Batur tarafından yazılmış tüm yazılarHayat her rengi üzerinde taşıyan bir yelpazedir
26 Eylül 1999, Pazar diÄŸerlerinden farksız uyandığım bir sabahdı. Yooo, aslında dolu dolu geçecek bir Pazar gününün programını daha önceden yapmıştım. Sadece bu tarihin hayatımda hatırlamam gereken dönüm noktalarından biri olduÄŸunu bilmeden uyandım. Önce iÅŸyerine tamamlamam gereken fiyat çalışmasını bitirmeye gittim. ÖÄŸle saatlerinde Adalar vapuruna yetiÅŸmeliydim. Yaz başında yaptığımız o keyifli Adalar gününü tekrar edebilmeliydik. Neredeyse yaz bitiyordu, grupta yan çizenler vardı, ama ben gitmeliydim. Belki uzun yıllar uzaklarda olmanın acısını mümkün olabilecek her ÅŸartta arkadaÅŸlarımla bir araya gelerek, anıları çoÄŸaltarak gidermeye çalışıyordum. Ertelemeye bahane yaratmak istemiyordum. Üstelik hafta içi ev-iÅŸ arası gidip gelmekten baÅŸka hareket yokdu hayatımda, bu fırsattan istifade bisiklete binip 3-5 kalori yaksam fena mı olurdu. Tepeye yemeÄŸe çıkacağımız söylendiÄŸinde hiç tereddütsüz bisiklet tercih edenler arasındaydım. Gerçekten çok zorlanarak çıktım yokuÅŸu, ama o günü ısrarla programlayan ben olduÄŸuma göre 'çok yoruldum' diye mızmızlanmam saçmaydı. Yemeklerimizi yedikten sonra ÅŸehre dönecek vapura yetiÅŸmek üzere aÅŸağıya inmeye baÅŸladık. YokuÅŸu inerken yine çok zorlandığımı ama düz yola inince vapura ulaÅŸmaya az kaldı diye sevindiÄŸimi hatırlıyorum. Ardından bir türlü bitmek bilmeyen kabuslarım baÅŸladı. Ben tekerlekli sandalyedeymiÅŸim, oturduÄŸum yerde ayaklarımın arasına gergin bir deri takmışlar. Bir makas bulup ÅŸu deriyi kesip atsam kalkıp koÅŸarak kaçsam... Bir anda iÅŸyerindeki modelist ve makinacı kızlar giriyor rüyama. Hah, tamam onlarda mutlaka makas vardır. İstesem, kessem kurtulsam ÅŸu prangadan.... O ne beni zorla ayaÄŸa kaldıyorlar, bu sefer ben istemiyorum. Bacaklarım sanki bana ait deÄŸil, ben bana ağır geliyorum. Ayaklarım bu vücudu taşımak istemiyor, ben yatmak istiyorum, yatmak hep yatmak ve uyumak. Uyuyayım da bitecekse bitsin ÅŸu rüya sıkıldım artık sabah olsun. Olmuyor bir türlü sabah, kalksam da evdekilere sıkıntıyla gördüÄŸüm bu kabusu anlatsam. Ama uyanamıyorum bir türlü. Oysa iÅŸyerinde yapılacak tonlarca iÅŸ varken benim bu kadar uyuyabilmem mümkün mü? Bu kadar saat, gün, ay...zaman mefhumu yok gibi.
Anneme sesleniyorum, sesleniyorum gelse kaldırsa da beni bitse bu kabus. Birden dayım giriyor rüyama, ona soruyorum:”Dayı, öldüm mü ben öldümse söyleyin n'olur!” Bana verdiÄŸi cevap gayet mantıklı “Hayır EbRu ölmedin, ölmüÅŸ olsan dedeni görürdün orada görüyor musun?”(Dedem ben ilkokula baÅŸladığım sene ölmüÅŸtü) Oooohh doÄŸru vallahi görmüyorum, ölmemiÅŸim demek ki, çok seviniyorum:))) Ama uyanamıyorum da, yani bu ben deÄŸilim ki hiç bir ÅŸey yapmıyorum, sadece yatıyorum, uyuyorum ve bitmek bilmez bir kabus görüyorum. Rüyama farklı tanıdıklarım giriyor, bir tutarsız kopukluk var, toparlayamıyorum. Ooofff sıkıldım ama artık, hah Aysın da burada (Aysın ortaokul birinci sınıftan beri en yakın dostum) ona soruyorum: “Eh hadi ben rüya görüyorum da, siz ne yapıyorsunuz benim rüyamda?” diyorum. “Biz de göbek atıyoruz” derken karşıma geçip göbek atmaya baÅŸlıyor. Çok komik, Aysın'layken hep çok güleriz, ama bu dediÄŸi gerçekten çok komik:))))) Bir ÅŸekilde zaman akıyor ama sanki ben bu zaman diliminde yaÅŸamıyor gibiyim. Hiç bir deÄŸiÅŸikliÄŸin olmadığı sadece uyuyarak geçirmem gereken bir zaman... Mantıklı deÄŸil bu??? ÖlmemiÅŸim de, ama yaÅŸamıyorum da... Hastanedeyim, ama neden buradayım? Depremde evimiz yıkıldığı için mi buradayım tarzı düÅŸüncelere hastaneden kaçmak için hazırladığım senaryolar karÄ
Az önce psikolog olduÄŸunu söyleyen hanıma kendimi rüyadaymış gibi hissettiÄŸimi söyledim. İnanmadı bana “tamam öyle olduÄŸunu farzedelim” dedi. İyi peki, doÄŸru ya rüya olduÄŸunu farzedelim, nasılsa uyanınca bitecek. Bitmiyorsa da ben bu rüyada yaÅŸamaya baÅŸlamalıyım. Ama bir ÅŸekilde yaÅŸamaya baÅŸlamalıyım, yoksa hiçbir ÅŸey yapmadan uyumak olmamalı benim hayatım. Biraz sonra baÅŸhekim geliyor; hah, ona da söyleyeyim bunun bir rüya olduÄŸunu, bana inansın da çıkarsın beni hastaneden. “Hürriyet Hanım bu bir rüya olabilir mi, ben kendimi rüya görüyor gibi hissediyorum.” “Ah yavrum, keÅŸke olsa” deyip yanağımı okÅŸuyor. Onu da inandıramadım. Oysa kendi yatağımda uyanırsam rüya bitmiÅŸ kalkacağıma o kadar inanıyorum ki beni eve göndermeleri için kandırmaya çalışıyorum. Psikolog bundan sonraki görüÅŸmeleri onun odasında yapmamızı teklif ediyor, “Tamam olur, evden gelir giderim!:))))))))))))” Madem psikolog bunun bir rüya olduÄŸunu söyledi, rüya da olsa kandırabilirim onu belki?
Yılbaşı nedeniyle hastanede eÄŸlence yapılacakmış, ilk baÅŸta gitmek istemedim. Sonra belki böyle yüksek volümde sese maruz kalırsam kulaklarım açılır diye bir inançla katıldım. Hiçbir fark olmadı.
Bana bir ÅŸey olduÄŸunu idrak etmem epey zaman aldı, normalde zaten mızmızlanmayı sevmediÄŸimden ölmediÄŸime sevinmekten baÅŸka ne yapabilirdim, bilmiyorum. Benim kendimi bu kadar iyi hissedebilmemde ailemin ve çevremin tutumları o denli önemliydi ki, bana bir ÅŸey olmamış gibi davranmalarını istiyordum. Sonuçta ben de herhangi biriydim, ‘bana ne oldu’ya üzülmekten öte etrafıma yaÅŸattığım korkunun ezikliÄŸini duydum çoÄŸu zaman, ‘bir an önce iyi olmalıyım’ ki özledikleri EbRu olabileyim, için tüm çabam. Bence anlatılacak çok önemli bir olay yoktu ortada, bilmiyorum daha önemli ne olabilir? Sanki “bu da böyle bir anımızdı” önemsizliÄŸinde tutarsam bu da böyle bir anımız olarak kalacak sanıyordum, nitekim öyle aslında. Ben gerçekten çok ÅŸanslı bir beyin kanaması geçirdim, bende kalan maruzatlarımla sakat olduÄŸumu iddia etmek şımarıkça alınmaya çalışılan bir sıfat gibi geldi. Çünkü deÄŸilim, üstelik sakat veya özürlü olmak utanılacak deÄŸil, hayatı daha zor ÅŸartlarda yaÅŸamak zorunda oldukları için kesinlikle takdirle karşılanacak bir sıfat olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Åžimdilerde yeni yeni aslında çok kolay bir ÅŸey geçirmediÄŸimi ve ölmediysem bir sebebi olmalı, diye düÅŸünmeye baÅŸladım. Sanki bir misyonum var da bilemiyor gibiyim.
Beyin kanaması geçirmiÅŸ bir baÅŸka arkadaşım (ki benden çok daha büyük bir kaza atlatmış, inancı ve azmiyle epey toparlamış) benim bunu takıntı yaptığımı düÅŸünüyor. Oysa ki ben taşıdığımız bu pozitif enerjinin bir ÅŸekilde iÅŸe yarar kullanılması gerektiÄŸini düÅŸünüyorum. Peki benim misyonum ne?
Sesini Duyur
Yorumlar



















