''Hayvanlar benim arkadaşlarımdır ve ben arkadaşlarımı yemem.'' (Bernard Shaw)

Yıllardır Kurban Bayramına iki hafta kala, benim kabusum başlar. Hayvanların çığlık attığı kanlı kabuslar görürüm. İnsan öldürmekle hayvan kurban etmek arasındaki farkı düşünürüm, bir fark bulamam. Bazılarını eve alır bakarız, bazılarını da keser yeriz ve Uzakdoğuda köpek yenmesini şiddetle kınarız. Voltaire'in dediği gibi, konuşabilselerdi belki de onları yemeye cesaret edemezdik. Et yemeye ilişkin mantıklı olarak geliştirildiği düşünülen tüm varsayımlar, geçersizdir. Tanrının, kan dökülmesine ihtiyacı yoktur. Bağırsak sistemimiz, otobur beslenmeye uygundur. Ette olan tüm proteinler, soyada ve diğer baklagillerde mevcuttur. Balıktaki Omega 3 de cevizde...Et ile beslenmek bedeni yorar ve insanları olduğundan daha agresif yapar. Kurban alınır, çocuklarla haşır neşir olması ve sevmesi sağlanır, ardından da kesilip afiyetle yenir. Yıllardır bu tuhaf yaklaşıma, insanlar lehine bir kılıf uydurmaya çalıştıysam da başaramadım. İnsanlar neden varolan herşeyin, kendileri için varedildiğine inanmak ister, çözemedim, belki de bu pencereden yaşamak daha rahat ve keyifli olduğu için...Onların birşey hissetmediğini ve sanki tek varoluş sebeplerinin bizim midemize inmek olduğunun bilincinde gönüllü kurbanlar olarak misyonlarını yerine getirdiklerini düşünmek...D

oğada, kaç tane canlı vardır insan haricinde, acıktığı için değil zevki için katleden? Yeryüzü, başka şeylerle beslenmek için oldukça zengin kaynaklara sahiptir. Kesilecek hayvanları beslemek ve yetiştirmekten daha az masraf ve enerji gerektirir. Geçen gün bir belgeselde, bir leoparın babun avını izledim, avını öldürdükten sonra bir ağaca taşımaya başladı, o arada babunun yavrusu yere düştü, leopar şaşırdı, avını yemeden bıraktı ve yavruyu alıp ağaca taşıdı. �şümesin diye onu sarmak istedi, nasıl yapacağını bilemedi, yavruyu sahiplendi ve annesini de yemedi. Bunları izlerken insanları düşündüm, leoparları vahşi bulan ve doğmamış kuzunun derisinden astragan kürkü giyenleri...Kim daha vahşi? Bir de avcılığı spor kategorisine tabi tutan insan görüntülerini...Doğadaki herşey insanın emrine ve keyfine amade olarak varolmamıştır. İşimize geldiğinde düşünen varlık olarak övünmek, işimize geldiğinde ne yapalım doğanın kanunudur bu, doğal besin zinciridir biçiminde öne sürülen savlar, etik değildir ve çelişir. Düşünen varlık, düşünebiliyor olmanın sorumluluğunu almalı ve yaşamın anlamını bazı zevklerinin üzerinde(dışında) aramalıdır.   

''Hayvanları yeme arzumuz sürdükçe, mutluluğu elde etmek, dolayısıyla da adil bir toplum yaratmak için gereken şartları sağlamak nasıl mümkün olabilecek? (Sokrat)

''Yaşamanın tek yolu, yaşama izin vermektir.'' (Gandhi)