Dünya üzerinde altı milyar insan var, biri diğerinin aynısı değil, hepimiz eşsiziz. Durum böyleyken; yaşam tarzlarımız, inançlarımız, tepkilerimiz, alışkanlıklarımız içinde en az çeşitliliğe sahip olan, farklı yığınları bir arada tutmayı başarabilen, inanç sistemleri gibi görünüyor.

Farklı olanı düşünmeye üşendiğimizden midir, alıştırıldığımız için mi bilmem ama, doğarken sizi; renginiz, ırkınız, milliyetiniz, kültürünüz, sosyal çevreniz gibi bir de, inanmanız için bir din, hazırda bekler. Çocuklarınıza tüm seçenekleri sunup, bir kenara çekilip, izleyici olarak kalmazsınız. Doğru olan size verilmiştir, siz de onu miras gibi bırakmalısınızdır bir sonraki nesle...

Acaba doğru nedir? Buna karar veren kimdir? Alanında uzman biri mi? Otorite olan mı? Çoğunluktan olan mı? Zaman içinde, efsanelerin de eklenerek büyüdüğü bir inanç sisteminde, doğruya kim karar verir? İnsanların en hassas oldukları noktada, ana kaynaktan giderek uzaklaşarak, ama birbirleri

ni de kontrol ederek, kontrolü de dışarıda kalma korkusuyla beraber yoğunlaştırıp, başka diğerleri üzerinde baskı kurmaya hatta işi bir sonraki aşamaya geçirip, şiddete dönüştürebilmelerinin altında hangi ''DOĞRU'' yatıyor olabilir? İnancınızı siz mi seçiyorsunuz, yoksa o mu sizi seçiyor? Korku mu, alışkanlık mı, çoğunluğun dayanılmaz ağırlığı mı?

İnsanın üzerine neyi koyabilirsiniz? İnsan için olan hiç birşey, insanın üzerine konulamaz... Yaşamımızı güzelleştirmek -ya da kolaylaştırmak için diyelim- varolan -sadece inanç değil- hangi sistemde, yaşam geliştirilebilecek yerde, yaratılan ya da zaten varolan boşluklarla geriye gidebilir? Hangi kutsal inanış, insana bir diğer farklıya baskı kurması yönünde telkinde bulunabilir? Hiçbiri...Ve doğadaki hangi canlı, yükselen egosunu ve korkularını inançla maskeleyerek, birbirine acı çektirir?

İçinizdeki sesi dinleyin, eğilimlerinizin üzerine gidin, araştırın, sorgulayın ve düşünün.Yaşamımızdaki en derin çatışmaların, inançlardaki ayrımlardan ortaya çıkabildiğini bilerek, farkında olarak...