Bir haber… Haberi hazırlayan kişiye göre olay; zavallı Afrika hayvanlarının bile şu andaki sıcaklara dayanamadığı üzerine…detaylarda da onları sulayan görevlilerin görüntüleri var. O arada tek başına başka bir haber olabilecek bir durum haiz oldu., habercinin dikkatine nail olamayan bir durum...Bir zürafa, başındaki takke ile hacca gitmiş olduğuna kanaat getirebileceğimiz yaşlı bir  adam…Baktı ve dedi ki: Boyu ne uzun, kafası ne küçük ve bacakları da büyük…Yanlış yazmadım, bacaklarını uzun değil, büyük buldu. Aklımın şaşkınlığımla uyuşamayıp, varolan durumların eşleştirmelerine dair bir sonuç çıkarmayı beceremediği durumun oluşmasına neden olan  soru  cümlesi geldi ardından; ‘’ Bunun eti yenir mi?’’

Bu kadarı da olur mu dediğim her defasında, ‘’evet, oluyor, hep oluyor’’ durumunun çok sıkça tekrar ettiği coğrafyanın genlere olan etkisini düşünüyorum; doğuştan mı, yoksa sonradan çevre etkisiyle mi beslenip büyütülür bu haller? Nasıl olduğuna dair sağlam seçenekler sunamasam da, bu münferit oluşumların çıktığı ana kapıyı buldum. Şimdi genellememi yapabilirim. Türk insanı için, varolan bir ş

eyin anlam ve ehemmiyet ifade etmesi için, ya maddi getirisi olmalı ya da yenebilmeli…Elbette ki yapılan arkeolojik kazılarda Cro Magnon’ların yaptıkları kusursuz resimler bile, yürüyen her şeyi yemek dışında bir şey olarak da görebildiklerinin en açık kanıtı...30.000 yıl sonrasında geriye bile gitmiş denilemeyecek durumlar sözkonusu olunca, bunlar da aklıma üşüştü birden…

Araçlar, amaçların yerine geçerken; cepler ve karınlar fazlasıyla dolsa da, kaybedilen ruhlar da için de çözümler hazır nasılsa; dünya kurgusunu ne üzerine kurarsa insan, başka dünyaları da öyle algılar, geçişlerini de onun üzerinden yaşayabilir. Artık geriye yalnızca biçim kalmıştır anlamından soyutlanmış, ruhsal boyut da – maneviyatla adlandırılır birilerince -   inanç kurallarıyla halledilebilir nasılsa…Dünyayı cennetten fersahlarca öteye atan  belki de; amaca giden her yolun mübah olmadığı gerçeğinin unutulmuş olmasıdır. Biçimlere adanan yaşamların içgüdüselden öteye gidemeyen varoluşlarına karşılık, sayısalda azınlık - varoluş düzleminde başka yoğunluklar da varolduğunu bilmek, ilkinin inkar edilemez ağırlığına karşı alternatif bir panzehir… sizce ne olacak, ilkinin kapsama alanını daraltabilir mi birgün ikincisinin varoluş alanları….