Ah`lar...
Yıllar geçer.. İnsanlar hayatı öğrenip kafa tutar herşeye.. Elde edilen tecrübeler ile birlikte göz önüne alınan değerleri hep karşısında tutar. Geçmişi düşünmek isteyip istememesi onun kafasının rahatlığı ile alakalı olmasına da bağlıdır, yaşadığı hayata da.
Her geçen gün geçmişle içiçe yaşayan insanlar ise tamamen farklıdır diğerlerinden. Onlar her atacağı bir adım için arkasında ki beş adıma bakıp atarlar. Çünkü onlar geçmişten kurtulamazlar. Herşey onlar için sanki daha önce yaşanmış gibi gelir. Oysa bu akıllarında bir saplantı olarak durmazlar. Tamamen hayatını geçmişi üzerine kurmuştur.
Geçmişten ders almayı hep ilke edinmekten olsa gerek atacağı adımlar her defasında daha dikkatli olur. Gözleri ve akılları hep aynı yere odaklanır. Sadece yapmak istediği şeyler ile ilgili olmak ister.
Önceden ilkokula ilk başlayış günü aklında hep vardır. Sonra orta okul, sora lise, üniversite derken birden 25 yıl geçmiş. Koskoca 25 yıl. Ne dersler çıkar bu 25 yıldan. İlk kavgasının başlayış nedeni aklındadır. İlk futbol maçı hep aklındadır. İlk karşı cinse ilgisi aklındadır. Hiç çıkmadığı için attığı adımları sanki o günmüş gibi onu takip eder. Üstüne üstüne gelip onu en sonunda esir alırlar.. Ama aslında geçmişle içiçe yaşayıp ders almadıkları tek birşey vardır...ZAMAN... Zamanın asla geçmişi yoktur. Onun aklında asla 1 saniye öncesi bile yoktur. Tereddüt etmeden devamlı ilerler. Geçmişiyle içiçe yaşayan insan ise hep tereddütlü ilerler. Bu mesela 1 dakikanın 3 dakikada geçmesi gibi bir olay.
Koskoca ömrümüz aslında koskocaman değildir. Eee bide geçmiş girerse bunun içine tamamen yaşamaktan çıkılıp sadece tarih tekerrür edilir durur. Zaman geçtikten sonra da çok pişman olmak var bide... Ama o zaman işte gerçek hayata girersiniz. Gecikmelide olsa girmiş olursunz.
http://withmyheart.blogcu.com