Sustum…
Sustu içimdekiler…
Uzun bir süre sadece oraya kilitlenmişcesine baktım durdum… Biliyorum boştu ellerim gibi o çatlak duvar. Umut arayışı, bir ışık süzülür diye baktım kaldım işte. Kapalıydı kapı.
Korktum… Uzandım titreyen parmaklarımın ucundaki tedirginlikle. Ya açılmazsa… Ya açılırsa… hangisi daha kötüydü bilmiyordum o an. Sadece hareket etmeliydim, tek bildiğim buydu…
Açtım… açıldı… yüzüme kısa süreli hafif bir rüzgar değdi geçti. Sanki biri surelerce dualar okuyup üflemişti. O nasıl bir yeşil, o nasıl bir maviydi… nefes alabiliyordum… nefes alıyordu hayat. Anladım ki ben yaşadıkça vardı ne varsa gördüğüm, ve kapattığımda gözlerimi yoktu varolanlar ve şimdi varolanlar ise sadece hayallerimdi. Hayallerimdeydim ve her şey gerçekti. Anladım ki aslolan gerçek benim bakarken gördüklerimdi sadece. Görmezsem yoktular, ben varsam var yoksam yoktular…
Sustum… doluydu kalemim, susmuyordu ben. Saçılınca hepsi birden, toplanamıyordu yeniden. Öyleyse olduğu yerde olduğu gibi kabul etmeliydi hayatı ki akıp gitsindi nehirler, yaşlansındı dünya… hayat devam etmeliydi ki ölelim, ölelim ki dirilelim…
2/…