Es verilmiÅŸ
Ve hatta bir notaya son anda eksik basılmış çingene bir yaz yaÅŸanıyordu hiç görmeden tanıdıksız yüz göz olduÄŸum o iklimi çarpık kaldırımlarda
Sabahın en ÅŸekersiz çay zamanında ÅŸiirin dizesinde baÅŸ harfini gördüm
Bir cadde olsaydı eğer
Uzağı görememe gerçeÄŸimle yalan olur, görmezden gelirdim seni
Bir ÅŸiirin en afili dizesiydi baÅŸ harfini unutturmayan o “ÅŸey” her  ne ise iÅŸte
Hatırlamak, yeni hatıralara kapılarını sonsuza kadar kapatanların en mahrem yarasıdır
Kanayan ne yaram
Ne yirmi dokuz Latin alfabe oysa
Bir şiirde en afili mısraya alfabe diyor zaman
Alfabe de senin isminin son harfiyle bitiyor

±rnağımın en solunda absürd bir acının sızısı durur
Ağız kuruluğu bir tatsızlıktır bu artık olsa olsa
Islak kalınca üÅŸüten
Kuruyunca acıtan
Ve hangi döle almaÅŸ etsen asla doÄŸrularak kurtulunamayacak bir sancıdır
Yine karnının en yalnız, en absürd, en solunda bir yerde duran ve durarak durulmayı öÄŸrenecek olan bir sancı…
O sabahın en şekersiz mahmurluğu vardı ya hani
Biraz tomurcuk
Biraz morluk
Biraz içkimsi nahoÅŸluk
Ve hatta az biraz da mendeburluk
İşte o sabaha sordum kendimi
Pespaye bir bıçaktan yara aldın sen dedi
Ölecek miyim peki ÅŸimdi
Dedim
Korkma, bu kan kaybının çokluÄŸundan mütevellit bir baÅŸ dönmesi
Yaşayacaksın sen
Dedi

AÄŸustos/2007