21. yüzyılın dünyadaki ortak paydalarından biri, hiç şüphesiz küreselleşme fikridir. Fransızca "global" sözcüğünden Türkçeye çevrilen küreselleşmenin aynı zamanda "toptan, herşeyi kapsayan, ortak" anlamları da vardır. Yani küreselleşme deyince esasında, toptancılık, ortakçılık kavramlarını da birlikte düşünmekte fayda olabilir.

Bazıları bu kavramların zararsız hatta faydalı sonuçlar doğuracak eylemleri tarif ettiğini düşünebilirler. Dünyada gerçekten, batılı güçler tarafından ortaya atılan ve onların çıkarlarını sağlamlaştırmak amacıyla geliştirilmiş küreselleşme süreci tamamlanırsa neler olur, bunları şimdiden düşünmek gerekmektedir. Küreselleşmek esasında bir ülkedeki mal ve hizmetlerin başka ülkelerde pazarlanması, dolayısıyla uluslararası bir rekabet ortamını doğurması açılarından olumlu bir şekilde sunulmaya çalışılmaktadır. Halbuki konu etraflıca düşünüldüğünde hiç de öyle olmadığı çok açıktır. Özellikle Türkiye içinden bakarsak, diğer ülkelerdeki mal ve hizmetlerin Türkiye'ye koşulsuz girişi Türk mal ve hizmetlerine karşı büyük bir üstünlük sağlayabilir ve haksız bir rekabet ortamı oluşabilir. Bu durum, ulusal kalkınmayı hiç şüphesiz engelleyecek bir durum değil midir? Dünyadaki birkaç büyük şirketin, mal ve hizmetlerini kendi ülke sınırları dışına çıkarması hem kendini büyüteceği hem de gittiği yerlerdeki yerel şirketleri küçülteceği anlamına gelmez mi? Bu da küresel bir tekelleşme olmaz mı?

Aslında, şiddetle savunduğumuz küreselleşme fikri bize bile ait değildir. Küreselleşme fikri tamamen, batılı güçlerin kendi çıkarlarını sağlamak amacıyla zayıf ülkelerde basın, yayın, TV, sempozyum vs aracılığıyla -ve tabi ki kendi yetiştirdikleri yerli uzmanların bilinçli veya bilinçsiz, onların hesabına çalıştığını da unutmamak gerekir- o ülke insanlarına benimsetilmesinden başka bir şey değildir. Yine bu ülkeleri kendi içlerinde incelediğimizde, sömürmek istedikleri ülkelere benimsettikleri küreselleşmeye karşı çok sıkı tedbirler aldıklarını görmekteyiz.

Şu açıdan da bakalım: Diyelim ki küreselleşmeyi kabul ettik. Ne olacak? ABD, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerin şirketleri çalışma alanlarını genişletecek. Peki ya bizim şirketlerimiz? Bizimkilerin o büyük şirketlerle rekabet etme gücü olmadığına göre, ya zamanla batıp gidecekler ya da onların ellerinde birer maşa olarak kalacaklar.

Sonuç olarak: Adamlar kendi şirketlerini güçlendirmek için küreselleşme edebiyatı yapıyorlar, biz ne için yapıyoruz? Üstelik adamlar kendi içlerinde değil, bizim gibi ülkelerin içlerinde küresellikten yanalar. Gün gibi açık işte...

Delil: Gümrük Birliği... Avrupa'dan Türkiye'ye gümrüksüz ve serbest bir giriş varken tersi istikamette konulan kotalar, yukarda yazdıklarımızın en açık delilidir.