- AnaSayfa
- Hikayeleriniz
- Yeni Başlangıç
Yeni Başlangıç
- Yazan Erkin Salgür
- Yayın Tarihi 08/9/2007
- Hikayeleriniz
-
Değerlendirme:




Erkin Salgür
1966 Istanbul dogumluyum. Fransiz Lisesini bitirdikten sonra Bogazici Uni.den mezun oldum. Insan Kaynaklari Mudurlugu yapmaktayim. Istanbul Kultur Uni. sitesinde denemelerim yayinlaniyor. Evliyim, bir oglum var. Yazilarimi kitap haline getirmek, cocuklar icin masal ve hikaye kitaplari yazmak istiyorum.
Erkin Salgür tarafından yazılmış tüm yazılarBir dönemin sonu, diğerinin başlangıcı
Ekim sonuydu sanırım, eskide kaldı, eski dönem, hatırlaması zor. Sonbaharın serinliği ile yerlerde dolaşan yapraklar, mahallenin tanıdık görüntüsü, çevredeki evler, bilinen arabalar, duvar üstü sohbetleri, bahçedeki tahta masa üzerinde kahve, çay şamataları kalmadı. Çok uzaklarda, çok ama çok uzaklardayım şimdi. Soğuk sokakları, dumanlı mazgalları, dik, güneşi kesen binaları, bağırışları, gürültüsüyle başka bir yerdeyim. Başka bir memlekette, evden uzak, okuldan uzak, arkadaşlardan uzak. Yalnızım...
Etrafımda bir sürü insan var aslında, değişik dillerden, değişik dinlerden, değişik renklerden, ben aralarındayım. Beş yaşında olan da var, yirmibeş de, elli beş de. Suratlarında sıkıntı var, yüzleri soluk, titrek, ürkek. Gözleri umutla dolmak istercesine bakınan. Giden gelen bir sürü beyaz kıyafetli insan var, koşturan, bir şeyler anlatan, bir şeyler okuyan, hızlı hareketlerle oradan oraya giden. Bir hastahane lobisindeyim, orada bekler buldum kendimi.
Oysa yaz ne güzel geçmişti, yaz işte, sevgililerle dolaşılan, denizde şakalaşılan, dostlukların yaz sonunda hüzünle tekrar başlaması için raflara kaldırıldığı, içi ısıtan, mutluluk saçan yaz, güzel bir yaz. Yeşillikler üzerinde, gizli bakışmalar, gizli buluşmalar, el ele tutuşmalar, onyedi yaşın güzelliği, onyedi yaşın boşvermişliği. Yeşillerin üzerinde uzanıp gökyüzünde dalıp giderek geçen bir gençlik.
İlk bir kaç gidiş geliş sonrası, o lobide gördüğüm sol
uk, sıkıntılı, titrek, ürkeklerden biri oluverdim. Çok kötü vurdu. Midem bulandı, yaralar, acılar. Dolaşan sıvının sertliği, yakıcılığı, yıkıcılığı. Kararıverdim. Yıpranmaya başladım. Şehir dışında bir evde konuk olarak kalıyordum. Güzel bir ev, iki katlı, yemyeşil bir bahçesi vardı, geyikler geliyordu, ağaçlardan elma kopartıyorlardı. Bir köpek vardı, kulakları uzun, şişman bir şey. İlk orada, bir kaç hafta sonra elime geldi. O yaz günlerinde arkaya doğru tarayıp, şekillendirdiğim, saçlarım...
Garajda yanımda uzun kulaklı bana bakarken, makina ile kesildi hepsi, bir de bere taktım. Artık tarağa ihtiyacım yoktu.
iki ay sonra hastahanede bir yatakta buldum kendimi, etrafımda bir kaç alet, giren çıkanlarla birlikte. Bir süre sonra, perdenin arkasında bir gölge gördüm, şaşırdım, elinde su tabancası ile bir hemşire ıslattı beni. Haydi kalk tembel, parti var yukarıda diye. Zor oldu gitmesi, değişik geldi, alışamadım.
Sonraki altı ay yıkıcı, yorucu, üzücü geçti. Yılbaşına hiç tanımadığım, hiç daha önce gitmediğim, beni sürükleyen kaderimle geldiğim bu şehirde girmiştim. Şimdi yaz yine gelmiş, yine dünya güzelleşmişti. Ama ben değişmiştim.
Evime dönerken geçmişte birçok şeyi bırakarak geliyordum. Yeniden olmak için, yeniden başarmak için.
Bu bir başlangıçtı. Yeni bir başlangıç. Şimdi kırkiki yaşında, yirmi beş senedir o başlangıçla yaşıyorum. Her sene yaz geliyor, her sene güneş parlıyor. Ama kalbim acıyor.
Erkin Salgür
15.08.2007
Etrafımda bir sürü insan var aslında, değişik dillerden, değişik dinlerden, değişik renklerden, ben aralarındayım. Beş yaşında olan da var, yirmibeş de, elli beş de. Suratlarında sıkıntı var, yüzleri soluk, titrek, ürkek. Gözleri umutla dolmak istercesine bakınan. Giden gelen bir sürü beyaz kıyafetli insan var, koşturan, bir şeyler anlatan, bir şeyler okuyan, hızlı hareketlerle oradan oraya giden. Bir hastahane lobisindeyim, orada bekler buldum kendimi.
Oysa yaz ne güzel geçmişti, yaz işte, sevgililerle dolaşılan, denizde şakalaşılan, dostlukların yaz sonunda hüzünle tekrar başlaması için raflara kaldırıldığı, içi ısıtan, mutluluk saçan yaz, güzel bir yaz. Yeşillikler üzerinde, gizli bakışmalar, gizli buluşmalar, el ele tutuşmalar, onyedi yaşın güzelliği, onyedi yaşın boşvermişliği. Yeşillerin üzerinde uzanıp gökyüzünde dalıp giderek geçen bir gençlik.
İlk bir kaç gidiş geliş sonrası, o lobide gördüğüm sol
Garajda yanımda uzun kulaklı bana bakarken, makina ile kesildi hepsi, bir de bere taktım. Artık tarağa ihtiyacım yoktu.
iki ay sonra hastahanede bir yatakta buldum kendimi, etrafımda bir kaç alet, giren çıkanlarla birlikte. Bir süre sonra, perdenin arkasında bir gölge gördüm, şaşırdım, elinde su tabancası ile bir hemşire ıslattı beni. Haydi kalk tembel, parti var yukarıda diye. Zor oldu gitmesi, değişik geldi, alışamadım.
Sonraki altı ay yıkıcı, yorucu, üzücü geçti. Yılbaşına hiç tanımadığım, hiç daha önce gitmediğim, beni sürükleyen kaderimle geldiğim bu şehirde girmiştim. Şimdi yaz yine gelmiş, yine dünya güzelleşmişti. Ama ben değişmiştim.
Evime dönerken geçmişte birçok şeyi bırakarak geliyordum. Yeniden olmak için, yeniden başarmak için.
Bu bir başlangıçtı. Yeni bir başlangıç. Şimdi kırkiki yaşında, yirmi beş senedir o başlangıçla yaşıyorum. Her sene yaz geliyor, her sene güneş parlıyor. Ama kalbim acıyor.
Erkin Salgür
15.08.2007
Sesini Duyur
Yorumlar
Yorum #1 (Gönderen nSk)
Değerlendirme:








Anlatımınız gerçekten güzel ve romansı, ancak anlayamadığım yerler oldu. Bir bitiş ve bir başlangıç var, fakat nasıl bir dönem bitiyor ve nasıl bir dönem başlıyor, neden? Daha sonraki yazılarınızda bunu da açıklığa kavuşturabilirseniz kendi adıma sevinirim. Üslubunuz oldukça akıcı, bu nedenle okurken sıkılmıyor insan ve zevkle devamını merak ediyor. Başarılarınızın devamını diliyorum.