Adnan Dan
http://horozz.net`in sahibiyim. Birde pi24 die blogcuda blogum var. Orda yapılan bir yorum ile buldum burayı.. Hoş bir girişimde yer almak güzel olur diye düşündüm. Öle işte..
Adnan Dan tarafından yazılmış tüm yazılarHayatımızın Anlamı.
Çünkü öylesine kısıtlıdırki yaşaması gereken alan, öylesine önemlidirki o kısıtlı alandaki detaylar. Hiç size oldumu böylesi anlar? Ben sık yaşarım bunu. Onun içindirki yaşamımın her anı ayrı değerli ve o kısıtlı alan içinde benim olanlarda bir o kadar değerlidir.
Aslında hepimiz bu durumdayız. Şöyle bir düşünün bakalım. Hayatınız ne kadar geniş açılara sahip. Genel bir göz gezdirelim hı? Çok zenginsiniz.. Tüm dünya alanınız.. Yiyebilecekleriniz dünyada yenebilen herşey. Gezebileceğiniz tüm dünya.. Alabilecekleriniz dünyadaki herşey.. Ne güzel dimi? Birde değişik bir açıdan bakalım.. Dedik ya yiyebileceğiniz dünyadaki herşey. Ne kadar peki? Midenizin alabileceği kadar. Ötesi yok.. Gezebileceğiniz tüm dünya.. Onunda ötesi yok. Tüm dünyası bir akvaryum olan balıktan ne farkı varki. Ya alabileceklerimiz? En lüks araba, en lüks ev aletleri, en lüks giysiler.. Kabuğu süslü kaplumbağa misali.. Zincir az daha uzun gibi ama aslında yine zincirli..
Peki hayatımızın en geniş hali tüm dünya ise nasıl sonsuz keyif alabiliriz? Aslında çok basit.. Çok şey beklememek gerek yaşamdan. Elimizde ne varsa ona sahip çıkmayı bilmek gerek. Unutmamalıyızki en zengin insan elinde ne olduğunu ve nasıl değerlendireceğini bilendir. Biraz at gözlükleri ile bakmak lazım yaşama. Sadece ileri bakmak ve orayı görmek çok daha geniş bir bakış verecektir. İlerde ne olduğunu bilmekte gerek tabi. Bunu anlamakta sizlere kalmış. B
en kendi ilerimde ne olduğunu bilip ona göre yaşıyorum yada elimden geldiğince yaşamaya çalışıyorum.
İki yaşam var hepimizde. Biri yaşadığımız an. Dünya.. Evlerimiz, dostlarımız, çevremiz, şehirlerimiz, ülkemiz ...vs. Bu minicik bir dilim. Belki yarın, belkide az sonra bitecek bir yaşam.. Peki ikincisi ne? İşte bu ince ayarlı bir durum. Burda inançlarımız, din dediğimiz durum devreye giriyor. Ölüm ve ötesi.. Ötesi diyorum çünkü ne olduğunu kimse tam anlamı ile bilmiyor. Gidipte dönen, ne olduğunu anlatacak biri yok malesef.. Bize anlatılanlar ile sonsuz olduğunu ve sınırsız olduğunu biliyoruz. Ölümün bitişi ile verilen sonsuz yaşam. Kozasından çıkan kelebek gibi özgür ve herşey. Gerçeklerin en ham hali.. Tabi buna erişmek içinde kısacık dünya yaşamından çok şey vermek, haddini bilmek gerek. Nerde durulması gerektiğini, ne zaman harekette olunması gerektiğini iyi anlamak gerek. Tabi inanç kaygımız yoksa ve bu dünya; sonrasından önemli ise, sizin için sorun yok demektir.
Sek yaşamak gerek hayatı. Basit ve sade.. Katkılar sadece hayatımızın dahada karışık olmasına ve yalpalamamıza sebep olur. Elimizdekilerin kıymetini bilip, ayağımızı ona göre uzatmak çokta zor değil. Mutluluğun hayatın en yalın halinde olduğunu bilmek ve ona göre yaşamak mutlu edecektir.. Hayatın tüm renklerinin aslında siyah ve beyaz`dan oluştuğunu bilmek önemlidir. Biri tüm renkleri içinde barındırır ama koyu bir karanlıktır. Yani siyah.. Diğeri hiçbir rengi içine almaz ama saflığın simgesidir. Yani beyaz.. Siz hangi renk olmayı tercih edersiniz?..
Aslında hepimiz bu durumdayız. Şöyle bir düşünün bakalım. Hayatınız ne kadar geniş açılara sahip. Genel bir göz gezdirelim hı? Çok zenginsiniz.. Tüm dünya alanınız.. Yiyebilecekleriniz dünyada yenebilen herşey. Gezebileceğiniz tüm dünya.. Alabilecekleriniz dünyadaki herşey.. Ne güzel dimi? Birde değişik bir açıdan bakalım.. Dedik ya yiyebileceğiniz dünyadaki herşey. Ne kadar peki? Midenizin alabileceği kadar. Ötesi yok.. Gezebileceğiniz tüm dünya.. Onunda ötesi yok. Tüm dünyası bir akvaryum olan balıktan ne farkı varki. Ya alabileceklerimiz? En lüks araba, en lüks ev aletleri, en lüks giysiler.. Kabuğu süslü kaplumbağa misali.. Zincir az daha uzun gibi ama aslında yine zincirli..
Peki hayatımızın en geniş hali tüm dünya ise nasıl sonsuz keyif alabiliriz? Aslında çok basit.. Çok şey beklememek gerek yaşamdan. Elimizde ne varsa ona sahip çıkmayı bilmek gerek. Unutmamalıyızki en zengin insan elinde ne olduğunu ve nasıl değerlendireceğini bilendir. Biraz at gözlükleri ile bakmak lazım yaşama. Sadece ileri bakmak ve orayı görmek çok daha geniş bir bakış verecektir. İlerde ne olduğunu bilmekte gerek tabi. Bunu anlamakta sizlere kalmış. B
İki yaşam var hepimizde. Biri yaşadığımız an. Dünya.. Evlerimiz, dostlarımız, çevremiz, şehirlerimiz, ülkemiz ...vs. Bu minicik bir dilim. Belki yarın, belkide az sonra bitecek bir yaşam.. Peki ikincisi ne? İşte bu ince ayarlı bir durum. Burda inançlarımız, din dediğimiz durum devreye giriyor. Ölüm ve ötesi.. Ötesi diyorum çünkü ne olduğunu kimse tam anlamı ile bilmiyor. Gidipte dönen, ne olduğunu anlatacak biri yok malesef.. Bize anlatılanlar ile sonsuz olduğunu ve sınırsız olduğunu biliyoruz. Ölümün bitişi ile verilen sonsuz yaşam. Kozasından çıkan kelebek gibi özgür ve herşey. Gerçeklerin en ham hali.. Tabi buna erişmek içinde kısacık dünya yaşamından çok şey vermek, haddini bilmek gerek. Nerde durulması gerektiğini, ne zaman harekette olunması gerektiğini iyi anlamak gerek. Tabi inanç kaygımız yoksa ve bu dünya; sonrasından önemli ise, sizin için sorun yok demektir.
Sek yaşamak gerek hayatı. Basit ve sade.. Katkılar sadece hayatımızın dahada karışık olmasına ve yalpalamamıza sebep olur. Elimizdekilerin kıymetini bilip, ayağımızı ona göre uzatmak çokta zor değil. Mutluluğun hayatın en yalın halinde olduğunu bilmek ve ona göre yaşamak mutlu edecektir.. Hayatın tüm renklerinin aslında siyah ve beyaz`dan oluştuğunu bilmek önemlidir. Biri tüm renkleri içinde barındırır ama koyu bir karanlıktır. Yani siyah.. Diğeri hiçbir rengi içine almaz ama saflığın simgesidir. Yani beyaz.. Siz hangi renk olmayı tercih edersiniz?..