Dimdik ayakta dururken istemediğim, kabullenemediğim, içime attıklarım.. Ağlıyorum... Çünkü tane tane onları döküyorum.. Yeniden dimdik ayakta durduğumu göstermek için, sabaha doğan güneşle birlikte tekrar dimdik ayakta durabilmek için ağlıyorum..

Boşalmalı tanelerimle içimdekiler damla damla. Ki yeni yeni yerler açılmalı tekrar içime birşeyler atabilmek için.. Yoksa nasıl güçlü olabilirim? Nasıl ado gibi olabilirim?

Erkekler ağlamaz demişler.. Halt etmişler. Erkeklerde ağlar.. Kan yaşları dökerek ağlar.. Hayatın sınırına geldiğini hissettiğinde ağlar.. Çaresiz kaldığında ağlar.. Sevdiğinde ağlar.. Sevdiği yaraladığında ağlar.. Her bir damlasını kalbinin derinliklerinden sökerek akıtır gözlerinden.. Akan yaş değil kend
isidir parça parça.. Erkeklerde Ağlar..

Çiçeklerim dağılmış dört bir yana. Koşuyorum toplamak için.. Gücüm yetmiyor.. Seviyor sevmiyor oynuyorlar bahçemin çiçekleri ile. Tane tane dağılıyor çiçeklerimin yaprakları. Heryeri kaplamışlar. Etraf ne kadar güzel görünsede çiçeklerimin taneleri ile; bahçemde o kadar tarumar durumda..

Ağlıyorum.. Yanlızlığıma... Kendi halime.. Gecelerime..

Anlatamıyorum kendimi kimseye.. Anlatamıyorum hiçbirşeyimi.. Herkez bir yanımdan birşeyler koparıyor.. Parça parça dağılıyorum kimse umursamıyor.. Ben bitiyorum.. İçim bitiyor.. Sevdam bitiyor.. Yaşama inancım biraz daha azalıyor.. Pamuk ipliğinden örülmüş kozam artık beni koruyamıyor..

Erkekler ağlamaz demişler.. Ben erkeğim.. Ben ağlıyorum.. Babamı hergünden daha çok özledim..