Hep birbirimizden şikayet ederiz değil mi? Erkek kadından, kadın da erkekten, peki hemen hemen aynı sebepten dolayı birbirimize kızıyorken neden birbirimizi anlayamıyor ve hala ısrarla kızmaya devam ediyoruz ki?

Biz bayanların ilgi alanı erkek(ler) olduğu için, erkeklerden, erkelerin de kadın(lar) olduğu için kadınlardan, yani her iki tarafta karşı cinslerinden şikayet eder dururlar. “Hepiniz aynısınız”, “siz erkekler (ya da siz kadınlar)”. Bence ; insanız ama maalesef insan gibi oturup konuşup, paylaşamıyoruz sorunlarımızı.

Kadın bir önceki ilişkisinde sorunlar yaşamıştır, aldatılmıştır terk edilmiştir v.s ve onun acısını çıkartmaya çabalar, keza erkekte, aynı şekilde acısını çıkartmaya çalışırlar; ya bir sonraki sevgilisinin burnundan getirirler ya da sevgili olmayıp karşı cinse, önce sevgili gibi davranarak ondan istediklerini aldıktan sonra kaybolmak gibi. Ya da bundan sonrasında aşktan kaçmak aşık olmayı, sevgili olmayı istememek, bundan korkmak. Fakat hiç birimiz şunun farkında değiliz; bu yapılanların hiç biri çözüm değil, bu yapılanların hepsi aslında kendi hayatımızın canına okumak. Neden hiç düşünmeden hareket ediyoruz? Neden hep birilerinin acısı başkalarından çıkartmakla uğraşıyoruz, acaba bir başkasının acısını ondan çıkarmaya çalıştığımız ve hiçbir şeyden haberi olmayan o zavallı kişiler bunu hak ediyor mu? Belki o çok iyi biri, beklide gerçekten seni çok seviyor, beklide hayatının anlamı olabilecek birisi. İşte tüm bu acı çıkarma, öc alma hırsından kaynaklı sebeplerden karşımıza çıkan kişinin , kim olduğunu, nasıl biri olduğu ve bize uygun olup olmadığının bile farkına varamadan, elimizin tersiyle hayatımızdan çıkarıp atıyoruz. Bunu sadece ikili ilişkilere değil aslında hayatımızda ki bir çok ilişkiye de uyarlayabiliriz. Hepimiz bu acı çıkartma, öc alma hırsına kendimizi öyle kaptırmışız ki elimize geçen diğer fırsatların farkına bile varamıyoruz. Yazık ama ya gerçekten çok yazık, hayat o kadar kısa ki, aslında ölüm burnumuzun ucunda, her an kime ne olacağını bilemeyiz, hayatımızın yaşarken tadını çıkarmak, güzellikler yaşamak ve yaşatmak varken neden birbirimizi üzüyoruz.
Aşk; içinde şu hayatta var olan bütün duyguları barındıran bir kavram bence, ve eğer aşkı yaşamak istiyorsak içindeki bütün bu duygularla yaşamak zorunda olduğumuzu bilerek yaşamamız gerekiyor artık. İçinde; sevgisinden nefretine, cinselliğinden kinine kadar bir sürü duygu var, ve zaten uzmanlara göre aşkın ömrü var ve bu ömür; en fazla 3 sene. O 3 sene içinde aşk kendisini ya nefrete ya da sevgiye dönüştürür. İlişkilerin hepsinin aslında birer ömürleri yok mu? Bu da öyle bir şey işte , bunu bilerek yaşarsak o zaman daha az yıpranırız. İlişkilerde; her iki tarafta aynı yoğunlukta yaşayamayabilir, bazen birimiz aşkımızı daha çabuk tüketiriz, o zaman da soğuruz ilişkiden ve ayrılmak isteriz ama erkekler maalesef ayrılmak istediklerini söyleyemezler. Kabul edilmeyeceğini bildikleri için, kaçmayı tercih ederler, hareketleriyle belli etmeyi tercih ederler ki ayrılan taraf kendisi olmasın. Neden diye sorulduğun da da “üzmek istemiyoruz” derler, hal bu ki böyle davranarak karşıda ki kişiye daha fazla umut verdiklerini anlayamazlar, ayrılmak istendiği söylenmediği için karşı taraf ilişkide bir problem olduğunu sanır ve onu düzeltmek için çabalar da çabalar, oysa bilmez ki ilişki aslında bitmiştir de ve beklide başka bir ilişkiye de başlanmıştır bile.
Bunu yapmak yerine ne istediğimizi ya da istemediğimizi açık yüreklilik ve (erkeklerin diliyle) delikanlıca söylemek daha doğru, daha mantıklı, daha bir insanca olmaz mı? Ya da diyelim ki ilişki başladı ama taraflardan biri durumun, başta hissettiği gibi olmadığını anladı ve artık aslında o ilişkiyi yaşamak istemiyor, yine bunu oturup anlatmak yerine kaçmalar tercih ediliyor.
Sevgili erkekler sizlere söylüyorum ya da eğer bunu yapan kadınlar da varsa sizlere de; ne olur, ne istediğimizi açık yüreklilikle gidip karşımızdakine anlatalım lütfen. Artık kimse kimseyle oynamasın, kimse kimseyi üzmesin. Bakın; insan kaybetmek çok kolay ama kazanmak zor, adam gibi adam birilerini bulmak çok zorlaştı zaten şu tuhaf hayatta, eğer herkes ne istediğini ne olmasını ya da olmamasını istediğini karşı tarafa açık yüreklilikle anlatırsa, olaylar bu kadar karışık olmaz kimse daha fazla üzülmez ve kimse bunun acısını bir başkasından çıkarmaya da kalkmaz, böylelikle aşktan korkmaya da gerek kalmaz. Aslında her şey olayı kabullenmekle ilgili , her ilişkinin bir sonu olacağını, bir ömrü olduğunu bilerek yaşarsak sorunlar daha da aza indirgenir ve yaşanan anların tadını çıkartmaya kalır iş.

Madem ki herkes birbirinden şikayet ediyor, madem ki bir önceki yazımda ki 80 ve 90’lı yıllarda yaşanan ilişkilerin daha samimi daha güzel olduğunu düşünüyor ve o ilişkilere özlem duyuyoruz o halde ne olur daha samimi, daha dürüst olalım birbirimize karşı. İlişkilerimize emek verelim, birbirimize saygılı olalım, bir defa zaten herkes sadece insan olması sıfatıyla saygı duyulmayı hak ediyor, ayrıca ilişkiye emek verenlere de saygı duyalım ve onları göz ardı etmeyelim, birbirimize ileride çok pişmanlıklar duyacağımızı şeyleri yapmamaya gayret edelim ve ne olur düşünerek hareket edelim

Herkese sağlıklı, sevgi ve aşk dolu ilişkiler…