“Kübizim diğer resim anlayışlarından daha farklı değildir; çünkü aynı ilke ve elemanlar hepsi için geçerlidir. Kübizmin uzun bir süre anlaşılamaması hiç bir şey ifade etmez. Ben İngilizce bilmiyorum ve anlamıyorum; bu İngilizce dilinin var olmadığı anlamına gelmez. O halde bilmediğim bir şeyi anlamıyorsam suçu başkalarına atmak neden?”
Pablo Picasso, dünya çapında meşhur bir ressam.
Derdim, Picasso’yu sizlere anlatmak değil elbet.
Zaten onu neredeyse tanımayan yok gibi.
Ben avlunun ortasındaki Picasso’yla ilgilenmeyi sevenlerdenim…
***
Benim de üyesi olduğum Kent Konseyi Kültür ve Edebiyat Komisyonu tarafından düzenlenen 1. Sanat Günleri kapsamında sanatçılar tanıtılıyor, tartışılıyor, sorulara cevap veriliyor. İşte bunlardan birisi de Pablo Picasso’ydu. Kendi adıma programı beğendim ve hatta Picasso konusunda bilmediklerimi de öğrenmem açısından güzel bir gece oldu.
Programı izleyince ilk ağzımdan dökülen; “Gençlere fırsat verilince ortaya çok güzel ürünler çıkıyor” oldu.
Bu işin bir yönü…
İşin diğer yönü ise 1. Sanat Günleri kapsamında tanıtılan ressam ve heykeltıraşların hepsinin dünyaca meşhur olmasıydı.
Ama burası Adıyaman…
Etkinliği yapan Kent Konseyi…
Dünyaca meşhur insanların yeniden tanıtılmasından daha doğal bir şey olamaz ama en azından sadece bir tane de olsa, yüreklendirmek, vefa borcunu ödemek amacıyla da olsa yerli bir sanatçımızın da tanıtılması gerekmez mi?
Etkinliği üstlenenlerden bir gençlerden birisi; “Bu soru çok soruldu ama tanıtacak kimse yoktu” dedi.
“Neden” dedim, bak (isim vererek) falanca da var, filanca da… (Polemik konusu olmasın diye isimleri vermiyorum)
Aldığım cevap ilginçti; “Onun sanatçılığı bile tartışılıyor”
Oysa bazıları Pablo Picasso’nun sanatçılığını da tartışıyor.
***
Sanat, herkese göre değişiktir. Sanat anlayışı kişiden kişiye, toplumdan topluma değişiklik gösterir.
Birisi Pablo Picasso’nun resimlerine milyon dolarları gözünü kırpmadan öder, birileri “Bu resmi babam da yapardı” diye küçümser.
Bu, anlayış, kavrayış, kültür ve estetik farklılığından kaynaklanıyor.
Yazımın başına özellikle Pablo Picasso’nun sözünü aldım. O sözü okuduğunuzda, en çarpıcı bölüm olan “İngilizce bilmiyorum ve anlamıyorum; bu İngilizce dilinin var olmadığı anlamına gelmez” sözüdür.
Adıyaman, belki birçok yörede olduğu gibi sayılı sanatçılar yetiştiren bir kenttir. Bugüne kadar varlığından haberdar olmadığımız nice değerlerimiz var. Böylesi etkinliklerde en azından yeni yetişen gençleri yüreklendirmek adına konuyla alakalı ressam, heykeltıraş, şair, yazar.. gibi kendi insanlarımızı tanıtmak, bu konuda önyargısız olmak daha iyi değil mi?
***
Resim sanatından çok anlamam ama resme bakmayı çok severim. Kendimce güzel resimden de iyi anlarım.
Resim gibi, sanatın bütün dallarını aslında şiir veya şarkıya benzetebiliriz.
Bana göre bir Sezen Aksu, bir Funda Arar, bir Orhan Gencebay, bir Alpay veya daha başkaları sanatçıdır.
Bazılarına göreyse benim hiç beğenmediğim, dinleyince oradan uzaklaştığım Teoman gibi bir gecelik şarkıcılar sanatçıdır.
Bu beğeniyle alakalıdır.
Ben ne onu dinleyeni yadırgarım, ne benim sevdiğim sanatçıları dinleyeni…
Kuşkusuz müzik, kulağa hoş gelen ezgiler bütünüdür.
Her kulak farklı algılıyorsa, yaşam biçimi, kültür, yetişme tarzı bunda da etkense o zaman herkesin sevdiği bir ya da birden çok sanatçının olması kaçınılmazdır ama bu demek değildir ki, sizin sevdiğiniz dışında kalanlar sanatçı değil…
Şiiri herkes anlamaz, zaten herkesin şiiri anlaması da beklenemez ama birileri anlamıyor diye “şiir yok, şair yok” deme hakkının da olmaması gerekir.
Bugüne kadar edindiğim tecrübe ise avlunun otunun acı olduğudur.
Hatta öyle ki, avlunuzda Picasso olsa bile var olan bu yanlış anlayışı değiştirmiyor.
Yazık, Adıyaman adına, kültürümüz adına, sanata meraklı gençlerimiz adına yazık.
naifkarabatak@gmail.com
24 Ağustos 2007 Yeniyol Gazetesi