Sesini Duyur: online gazete - http://www.binbirfikir.com
Memleketimde Güller Açmış!
http://www.binbirfikir.com/articles/741/1/Memleketimde-GAller-AAmAA/Sayfa1.html
Naif Karabatak
30 Ocak 1964 Adıyaman doğumluyum. Gazeteciliğe 1979 yılında başladım. Çeşitli Gazete ve dergilerin Adıyaman temsilciliğini yaptım. 7 yıldır yerel, ulusal ve internet sitelerinde yazarlık yapıyorum. Birçok mahlas isimle de köşe yazarlığım devam ediyor. “Cenk Gülen” mahlasıyla “Bir Deli’nin Not Defteri” diye mizahi yazılar yazdım. Bu yazılarımı “Emmi Hortumu Taksana!” adıyla kitaplaştırdım.  
Yazan Naif Karabatak
Yayın tarihi 08/28/2007
 
Gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla memlekette güller açılmış olarak değerlendiriyorum. Ve umuyorum ki, hiç mahcup olmam, halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı olarak önce halka karşı, sonra devlete karşı sorumlu olduğunu unutmaz. Memleketimde güller açmış, hayırlı olsun…

Memleketimde Güller Açmış!
Çocukluğumda cumhurbaşkanı olarak görev yapan kişiyi, sadece resmi ve dini bayramlarda, çoğunlukla da yazılı açıklamalarının televizyondan okunması, tören alanında selamlama pozları ve birkaç yabancı misafirlerin ağırlanmasında bir karelik görüntüsünü görebiliyorduk.
Sembolik bir makam değilse de, ülkenin en tepesi ama asla polemiklere gelmeyen, dolduruşla ortamı germeyen, anayasa kitapçığı fırlatmayan, ülkeyi krize sürüklemeyen, irticayla kafayı bozmayan, laiklikle yatıp, laiklikle kalkmayan bir kurumdu.
Önce 12 Eylül’le birlikte cuntacıların işbaşına gelmesi ve silah zoruyla, korku salarak yüzde 99 gibi yüksek bir oyla Anayasa’nın kabulü ve arasına sıkıştırdığı cuntacı Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığını halka onaylattır(!)malarından sonra o makam değişti, daha çok siyasetin içerisine çekildi.
Kenan Evren, işin cılkını çıkaranların başında geliyor, hatta kime oy vereceğimizi bile deklare ediyor, halk ise Anayasa oylamasının aksine, onun gösterdiğinin karşısındakine oy veriyordu.
Ama Cumhurbaşkanlığı makamı Kenan Evren’le birlikte değişmişti, bu kesin.
Sonra ilk sivil cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal oldu.
Cumhurbaşkanlığı görevini bugüne kadar yapanlardan daha iyi yaptığına emin olduğum merhum Özal’dan sonra makamı siyasi çekişme haline getiren yılların başarısız politikacısı Süleyman Demirel o koltuğa oturdu.
Sonra cumhurbaşkanlığı seçimi krize girdi.
MHP, kendi adayını tartakladı, ekranlar önünde küfürler edildi ve mutabakatla(!) Anayasa Mahkemesi Başkanı gibi önemli bir makamın başında bulunan ve hukukçuluğuna güvenilen Ahmet Necdet Sezer, mutabakata rağmen üçüncü turda ve 330 oyla seçildi.
Sorun, Sezer’i kimse tanımıyordu. Ne basına çıkmış, ne verdiği bir demeç var, ne geçmişi çok belli. Kapalı bir kutu gibiydi.
Sonunda olan oldu “mutabakat” edenlerin başında bulunan Bülent Ecevit, anayasa kitapçığı önüne atılınca ekranların karşısına çıkarak ağladı, ülke ekonomisi tepetaklak aşağı gitti. Uçurumun kenarından AK Parti’nin iktidar olmasıyla dönebilmişti. Yani Sezer’in ve üç koalisyon ortağının açtığı onulmaz yarayı AK Parti iktidarı iyileştirmişti.
Türkiye’nin ekonomisinin, hepimizin cebindeki paraların uçmasının, kredi kartlarına yapılan borçlanmanın, icralık hale gelmemizin, evimizdeki eşyaların birer birer elden çıkmasının sorumluları üçlü koalisyon ve Ahmet Necdet Sezer’dir.
Yönetim kademesinde olanların öncelikle ileriyi görmesi, sinirine hakim olması, özel sorunlarını toplum önüne taşımaması, idare etme salahiyetine sahip olması gerekir, işte bütün bunlar Sezer de yoktu.
Göreve geldiği günden buyana sevmedim, sevemedim.
Halkı önemsememesi, halka tepeden bakması, gülmeyen yüzü, anlaşılmayan davranışları, uyumsuzluğuyla hiç sevmedim.
Görev süresi dolduğu halde koltukta oturmaya devam etmesi için yapılan bütün girişimlere sanki hazırmış gibi renk vermedi. Aslında Sezer, hiç renk vermedi, halen de nasıl bir görüşte, nasıl bir inanışta, nasıl bir idareci olduğunu anlayamadık.
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına aday olmasıyla, kendisi 330 oyla seçildiği halde 367 gibi komik bir gerekçeyi yasalmış gibi yutturdular ve Sezer, Anayasa Mahkemesi başkanı olarak görev yapmış olmasına rağmen ses çıkarmadı.
Bu defa Gül’ün eşi Hayrunnisa hanımın başörtüsü gündeme geldi. Kriz yükseldi, seçime gidildi ve halk tokat gibi bir cevap vererek AK Parti’ye yüzde 47’ye yakın bir oy verdi.
Gül, tekrar aday oldu…
Bugüne kadar yaşanan bütün cumhurbaşkanı seçimlerinden daha dalavereli, daha tantanalı bir seçimdi bana göre. Taraflar bütün kozlarını oynadı, AK Parti bütün restleri gördü. Sonunda halkın dediği oldu ve Gül, TBMM’de yapılan üçüncü tur seçiminde 339 oy alarak Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı olmanın onuruna sahip oldu.
Ve dün, Çankaya’da güller açtı.
İçim kıpır kıpır, Türkiye’de yaşayan milyonlarca insan gibi.
Bizden birisi, içimizden birisi, halktan birisi ve laiklikle kafayı bozmamış, irtica fobisiyle tırlatmamış bizim insanımız köşke çıktı.
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla, Türk demokrasisi aldığı yarayı onarmaya başladı diye düşünüyorum.
Gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla memlekette güller açılmış olarak değerlendiriyorum.
Ve umuyorum ki, hiç mahcup olmam, halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı olarak önce halka karşı, sonra devlete karşı sorumlu olduğunu unutmaz.
Memleketimde güller açmış, hayırlı olsun…

naifkarabatak@gmail.com
29 Ağustos 2007 Yeniyol Gazetesi