Her yeni bir gün..
Siz her zamanki yeni güne başladınız biraz önce. Ya çalar saati zar zor susturarak uyandınız, giyindiniz. Koşarak işe yetiştiniz. Kahvenizi söylediniz ve bilgisayarınızı açıp olağan ama yeni mail’lere göz attınız.
Ya çocukların okul telâşıyla açtınız gözlerinizi, onlara kahvaltı hazırlayıp ev işlerine giriştiniz.
Ya da işte şanslı azınlıktansınız. Şu sıralar tatil yapıyorsunuz. Ve güneşli kahvaltılarda sıra gazetelere göz atmaya geldi...
Ama... Bir de onlar başladı bu sabah yeni güne. Bizim için sıradan olmayan rutinleri paylaşanlar...
Hindistan’ın Bombay kentinde Dokunulmazlar’dan bir kadın bu sabah uyandı ve iki yaşındaki oğluyla birlikte kendi yaptığı çanakları satmak için yola koyuldu. Yürümeyi henüz öğrenen oğul çanaklardan birini kırdı ve kadın yapıştırdı bebeğinin suratına okkalı bir tokat...
Irak’ta bir adam, kardeşini yanına alıp sokağa çıktı az önce. İçi içine sığmıyordu. Kentte yeni açılan süper marketi görmek için sabırsızlanarak yürümeye başladı. Filmlerden tanıdığı bu kavramın içine gireceği için dünyanın en şanslı insanlarından biri olduğunu düşündü.
Tunus’ta ise yaşlı teyze umutsuzca açtı gözlerini kısa uykusunun ardından. O Alman turistlere beğendirememişti ünlü yemeği kuskusu. Avucundaki iki kuruş paraya baktı. İçi acıdı.
Tam o sırada Kabil’de bir genç dua ederek başladı yeni güne. “Olağanüstü bir gün” dedi içinden. Elektrik verilmişti bu gün. Bayram havasında giyindi, tuvalete girerken ışığı açmanın keyfini çıkardı. Çador’unun içinde güzel gözlerini görmeyi hayal etti komşu kızının. Sevindi.
Dünyanın diğer bir köşesinde ise Londralı Tracey, dün gece onu terk eden sevgilisini düşünerek uyandı. Hiçbir zaman uzun süreli bir ilişkisi olamayacağını geçirdi içinden. İşyerinde ona kur yapan genci aramaya karar verdi.
Madrid’de üst düzey bir yönetici Japonya yolculuğu için havaalanına yönlendi. Ne kadar sıkıcı olduğunu düşündü her şeyin. Business class uçuşlarda bunaldığını, otellerin kahvaltılarından nefret ettiğini anımsadı.
Tam o sırada Suriyeli Ayşe “işte” dedi içinden, “bugün başlıyor benim için hayat.” Giyindi ve haftalar öncesinden hazırladığı bavulu aldı eline. İlk kez ailesi olmadan çıkacağı yolculuğa yelken açtı.
Bangkok’da bir grup genç kız, iştahla haşlanmış balıklarını yemeye koyuldular. Kahvaltı sırasında bir önceki geceyi birlikte geçirdikleri Amerikalılar’ı konuştular. Ve adamların isimlerini sormayı unuttuklarını fark ettiler. Sonra da öğle yemeğinde ne yiyecekleri ile ilgili koyu bir sohbete girdiler.
Dünyada bazıları bazı şeyler yaparken, diğer bazıları da “Google on Earth”de onların yaşadığı yerlere kuşbakışı göz attılar. Aralarından birkaçı sıkılıp kapattı hemen programı. Diğerleri de Tracey, Ayşe ve niceleriyle ilgili hayallere dalıp gitti.
İstanbul’un bir köşesinde ise yazar tarifsiz bir sıkıntıyla parmaklarını kemirdi. Kuşbakışı hikâyelerde yeni seyahat planları yaptı.
Ve dünyaya baktıkça sıkıntıları küçüldü, küçüldü. Ekrandaki sokaklara karışıp gitti...