Sesini Duyur - http://www.binbirfikir.com
Korku İmparatorluğu
http://www.binbirfikir.com/articles/754/1/Korku-AmparatorluAu/Sayfa1.html
Mrate Osydone
Her duraktan geçen ama hiçbirinde inmeyen yolcu olmak istersen eğer bir gün, işte o zaman anlayacaksın hissettiklerimi. Sen olmaktan çıkıp, hiç kimse olarak bakmak istediğinde dünyaya, yardımcı olacak anlattıklarım. Fişi çekip yalnızca durmak, ardından kendini şarj etmek vakti gelince, rehber olacak söylediklerim. Şimdi ise yalnızca dinle... Yazıları oku ama cevaplama. Anlaştık mı? 
Yazan Mrate Osydone
Yayın tarihi 08/28/2007
 
Bir uzaktan kumanda mesafesinde oluyor her şey. Metrolar patlıyor, oteller alev alıyor, insanlar ölüyor. Görüntüler ne kadar kanlı ise o kadar erteliyorsunuz zaplamayı. Yapışıyorsunuz ekrana. Filmin heyecanlı finalini görmek için sabırsızlanıyorsunuz. Gerçek olamayacak kadar vahşi görüntülerle 'bilgileniyorsunuz'. Ve onları bir güzel tüketiyorsunuz...


Korku!
Bir uzaktan kumanda mesafesinde oluyor her şey. Metrolar patlıyor, oteller alev alıyor, insanlar ölüyor. Görüntüler ne kadar kanlı ise o kadar erteliyorsunuz zaplamayı. Yapışıyorsunuz ekrana. Filmin heyecanlı finalini görmek için sabırsızlanıyorsunuz. Gerçek olamayacak kadar vahşi görüntülerle 'bilgileniyorsunuz'. Ve onları bir güzel tüketiyorsunuz...

Biliyorum, bu senaryo her evde yaşanıyor. Kendimden biliyorum. Ailemden. 21'inci yüzyıl sisteminin yarattığı 'uyuşuk' ve 'bilinçli' kitlelerden. Yani bizden!

Ama artık uyanma vakti. Yeterince gördünüz. Yeterince okudunuz. Arkadaş toplantılarında yorum yapacak kıvama geldiniz...

Şimdi iki yıl öncesine gidin. İstanbul'da yaşananları hatırlayın. Sinagoglarda ve HSBC'de patlayan bombaların ardından duyduğunuz feryatları getirin aklınıza. Yakınlarınızı kaybettiğinizi düşünün, o anda tesadüfen oradan geçtiğinizi varsayın. Ve korkun!

Evet, korkun! Çünkü korku en iyi dürtüdür harekete geçmek için. Çünkü artık 'uyuşukluk' lüksü yok hiç birimizin. Çünkü bu gidiş iyi değil. Çünkü tarih kitaplarının ezber sayfalarında yer alan Haçlı Seferleri'nin eşiğindeyiz de gülüp geçiyoruz olanlara!

Peki, korkamayanlardansanız, ben size aşağıdaki alıntıyı ileterek biraz yardım edeyim:

'Dünya uyan! Milyonlarca seri katil ortalıkta serbestçe dolanıyor ve kendilerine Müslüman diyor. Allah denen bir kukla-tanrıya inanıyor ve şeytani bir kitap olan Kuran'ı okuyorlar! Müslümanlar masum çocukları öldürüyor, kadınlara tecavüz ediyor ve yalan söylüyorlar. Müslüman olmayanları yok etmek istiyorlar. İslami terörizmin kaynağı İslam'dır. Bunu artık kabul edin ve gözlerinizi açın!

Ey Müslümanlar! Artık dininizi terk edin! İnsanları kafir ve biz olarak ayırmayı bırakın.

Ve siz, Müslüman olmayanlar! Bu dinin takipçilerine karşı kibarlığı bir yana bırakın. Zaman doluyor! Harekete geçmezsek milyonlarca insan ölecek!'

Tüyler ürpertici çağrı internette, İslam karşıtı sitelerde dolaşan onlarca saldırgan metinden yalnızca biri. Batı, bu gidişle Müslümanlar için yaşanmayacak bir yer halini alacak. Dünya kesin sınırlarla ikiye bölünecek ve Batı sınırları dışında kalanlar bulundukları yere hapis olacak!

Peki ne yapmalı? Engellemeyi çalışmak çözüm oluyor mu? Her sakallıyı gözaltına almak gözdağı veriyor mu?

Hayır. Aksine! Havaalanlarındaki her kontrol, caddelerdeki her güvenlik noktası daha çok besliyor aslında terörün altında yatan kini. Dünyayı daha çok ayırıyor ikiye 'siz' ve 'biz' diye. Daha büyük felaketlere davetiye çıkarıyor. Hepimizi daha çok acıtıyor.

Çünkü zaten terörü yaratan da mevcut bakışın ta kendisi. Yani kendine benzemeyeni hor görme. Dışlama. Farklılığını hatırlatma.

Avrupa ve ABD'de yaşayan Müslüman radikaller her zaman 'outsider' olarak kaldıkları için silahlandılar. 'Ötekileştirilmekten' kurtulamadıkları için 'tehlikeli diğeri' olmayı seçtiler.

Ve hor görüldükleri, bu dünyada cennete giriş biletine hak kazanamadıkları için canlı bomba oldular.

Oysa şimdi Batı bu insanları durdurmak için tam da onların öfkelerini kaşıyan 'önlemler paketine' sarılıyor. Silahlı adamlar dikiyor her yana. Müslümanlar'a dünyayı dar ediyor.

Sisteminin merkezine yerleştirdiği 'kontrol mekanizmasi' ile aslında kendini vuruyor.

İşte bu yüzden artık uyanma vakti. Ekranların başından kalkma, pasif öğrenci rolünü bırakma ve yanlış gidişe karşı önlem alma vakti...

Peki ne yapılmalı?

Terör bu günden yarına çözülecek bir sorun olma durumunu çoktan aştı. Batı kendine benzemeyene karşı gösterdiği 'duyarlı merhamet' yaklaşımını unutmalı artık. 'Beyaz snobluğunu' kamu alanına taşımamalı. Suçlamadan önce anlamaya çalışmalı. Oryantalist yaklaşımları bir kenara bırakmalı. Ve bu olgunluğa gelmek için kültürünü yeniden gözden geçirmeli...