Sesini Duyur: online gazete - http://www.binbirfikir.com
Sermaye Düşmanlığı ve Şeref Bilgiç
http://www.binbirfikir.com/articles/760/1/Sermaye-DAAmanlAAA-ve-Aeref-BilgiA/Sayfa1.html
Naif Karabatak
30 Ocak 1964 Adıyaman doğumluyum. Gazeteciliğe 1979 yılında başladım. Çeşitli Gazete ve dergilerin Adıyaman temsilciliğini yaptım. 7 yıldır yerel, ulusal ve internet sitelerinde yazarlık yapıyorum. Birçok mahlas isimle de köşe yazarlığım devam ediyor. “Cenk Gülen” mahlasıyla “Bir Deli’nin Not Defteri” diye mizahi yazılar yazdım. Bu yazılarımı “Emmi Hortumu Taksana!” adıyla kitaplaştırdım.  
Yazan Naif Karabatak
Yayın tarihi 09/4/2007
 
Eğer o zamanlar sermaye düşmanlığı bir ideoloji diye sunulmasaydı, şimdi çok daha güzel yatırımlar ilimize yapılmış, Adıyaman kabuğunu onlarca yıl önce kırmış olacaktı...

Sermaye Düşmanlığı ve Şeref Bilgiç
Avrupa’nın tanınmış menajerlerinden olan hemşehrimiz Celalettin Bilgiç, hafta sonu baba ocağı ilimize ziyarette bulunmuştu. Dünkü gazetelerde, Bilgiç’in Fenerbahçe ve Adıyamanspor’la ilgili demeçlerini okumuştunuz.
Doğrusunu söylemek gerekirse “Fenerbahçeli” olmak dışında futbolla pek ilgim yok. O nedenle Celalettin Bilgiç’i de tanımıyordum. Ancak soyadı dikkatimi çekince arkadaşlara sordum ve tahmin ettiğim gibi merhum Av. Şeref Bilgiç’in oğlu olduğunu ancak o zaman öğrenebildim. Eh bu da benim eksikliğim belki de…
***
Av. Şeref Bilgiç’i bizim yaşlarda ve bizden büyük olanlar iyi hatırlar.
Celalettin Bilgiç’in ziyaretiyle eski anılarım canlandı.
***
Evimiz, çocukluğumdan bu yana Yavuz Selim Mahallesi’nde, Toprak-Su İşleri Baş Mühendisliği’nin hemen arkasında olduğundan, Atatürk Bulvarı bize yabancı değildi.
O zamanlar Adıyaman küçücük bir yerdi. Toprak-Su’nun arkasında birkaç evden birisi de bizimkiydi. Her yer meyve bahçeleriyle doluydu. Mis gibi havası, buz gibi soğuk suyuyla küçük ama şirin bir kentin, şirin bir semtindeydik.
Atatürk Bulvarı’nda, Ünal Petrol karşısında şimdi Aşevi olarak kullanılan yer, bir zamanlar Adıyaman’ın ilk ve en lüks oteliydi.
Antichos Oteli, turizmin önemini o zamanlardan kavrayan Av. Şeref Bilgiç’in zamanına göre büyük bir yatırımıydı.
Bilgiç, kültürlü, bilgili, birikimli, aydın ve en önemlisi de ileriyi gören bir insandı.
O zamanlar küçük olduğumdan Av. Şeref Bilgiç’le oturup konuşmuşluğum hali üzere yoktu ama evimize yakın olduğundan arada bir görürdüm.
12 Eylül öncesi yanlış siyasi yapılanmanın eseri olarak birçok insan, anlamadığım bir şekilde Av. Şeref Bilgiç düşmanıydı. Bu düşmanlığın sebebini bulmaya, “düşman” olmak için nasıl bir suç işlediğini çözmeye merak sarmıştım.
Bazen otelinin üzerine yazılar yazılır, bir grup gelir siler, diğer grup yeniden yazardı.
Suçlama komikti; Bilgiç zengin…
Zengin olmanın suç olmaması gerektiğini o zamanlar düşünüyor ve yapılanlara anlam veremiyordum.
Bir işadamı yaşadığı, doğduğu, doyduğu yere yatırım yaparak hem istihdam alanı yaratıyor, hem de şehrin gelişmesine katkı sunuyordu, bunun neresi yanlıştı. Hâlbuki aksinde suçlanmalı, parası olanlar yatırıma teşvik edilmeli, hem o kazanmalı, hem kent kalkınmalı. Parasını yastık altına koyup, farelere yedirse, hiç kimseye katkısı olmazsa daha mı iyiydi?
Bunu o zamanki aklımla ve o yaşta düşünebiliyordum ama devletler kurup, devletler yıktığını sanan, ülkelere yön vermeye çalışan saçma sapan ideoloji peşinde koşanlar bilmiyordu.
Derken 12 Eylül ihtilalı oldu…
Birçok insan gibi Av. Şeref Bilgiç de o dediğim ideolojilere sahip birileri tarafından ispiyon edildi, sonrasında sağlık sorunları baş gösterdi ve ilimizden ayrıldı…
***
Bilgiç’in kendi parasıyla, kendi insanına hizmet için Adıyaman’da yatırım yapması tepkiyle karşılandı, bir zevkini alamadı…
Birkaç kez siyasete girmek istedi, o zamanki statüko buna müsaade etmedi.
İhtilal sonrası Kurucu Meclis seçiminde de ayak oyunlarına uğradı ve Adıyaman, Şeref Bilgiç’i bir türlü anlamadı, bir türlü yar olmadı.
***
Bilgiç’in Oteli, önce Meslek Yüksek Okulu’nun Müdürlüğü olarak kullanıldı. Sonra Sivil Savunma Müdürlüğü ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na bağlı Aş Evi olarak hizmet vermeye devam etti.
***
1969 yılında, Adıyaman’da eğitime bakış açısı henüz olgunlaşmamışken o, oğlu Celalettin Bilgiç’i İtalyan Koleji’ne yollamış ve sonrasında da İtalya’ya giden oğul Bilgiç, Avrupa’nın hatırı sayılır Menajeri olmuş, işadamı olarak da adından söz ettiriyordu.
***
Geçmişe dönüp baktığımda şunu düşünüyorum; Eğer o zamanlar sermaye düşmanlığı bir ideoloji diye sunulmasaydı, şimdi çok daha güzel yatırımlar ilimize yapılmış, Adıyaman kabuğunu bundan onlarca yıl önce kırmış olacak ve belki de işsizlik insanları böylesine mağdur etmeyecekti ama olmadı…
Daha yeni yeni işadamlarımız yatırım yapmaya cesaretlendi, kayıp yıllarımız bize kaldı.
Çocukluğumda, kimsenin “zenginim” demeye korktuğu bir zamanda kendi kazancını yatırıma dönüştüren, Adıyaman’ın geleceğinin turizmde olduğunu kavrayan ve bugünlere güzel bir mesaj yollayan, bütün bunları da yüreklice yapan merhum Av. Şeref Bilgiç’i rahmetle anıyorum…
Keşke kıymetini o zaman bilseydik; Belki Güçlü, Dicle, Akbaş, Bozkurt, Güneş, Gerger, Dost, Duranay, Adıyaman, Açıkgöz, Acar, Yücel, Öncel, Akan, Özsayın.. gibi değerli yatırımcılarımızı daha erken kazanma şansı elde edebilirdik.
Ve Adıyaman, şimdi bambaşka bir kent olurdu…

naifkarabatak@gmail.com
04 Eylül 2007 Yeniyol Gazetesi