Türk Edebiyatı Klasikleri
Yaz ayları edebiyat için derler ya,evet yaz edebiyat okumak içindir.Kışın soğuk ve uzun günlerinde ilgilendiğiniz her konu aklında bilgi edinmek için okumak mümkündür.Tıpkı okul öğrencileri gibi…
Ama yaz edebiyat içindir. Herkes uzun günlerin aydınlığına kapılmış, dışarıya atmışken kendini ve uzun seyahat planları yapıyorken,en keyifli kaçamaktır kitaplarla buluşmak.
Daha bir içerisine döner insan, duygularıyla buluşur ve daha farkındadır yaşadıklarının.
Hani hep klasik deyince aklımıza Rus edebiyatı gelir ya ,Balzac, Tolstoy, Stendal imzalı kitaplar serilir önümüze,ben bu yaz daha farklı bir yerden yakalamak istedim edebiyatı ve uzun zamandır ihmal ettiğim Türk edebiyatı klasiklerine yöneldim.
Bunun nedenini hem biliyor, hem bilmiyorum…
Eskilerde bambaşka bir şey var, farklı bir yaşanmışlık, gerçeklik, duygu ve bambaşka bir büyü…
Galiba hep en yabancı olduğumuz hep kendimizizdir aslında…her şeyi bir ucundan tutma yeteneğimiz varken, kendimizi hiçbir zaman bir yerlere sığdıramayız…Kendimizi tanımaya muktedir olamayışımızın nedeni de budur belki…
“Eylül”tüm bu düşünceler içerisindeyken buluştuğum bir kitap. Yazarı, Mehmet Rauf.
1900 yıllar ve Boğaziçi’nin tüm ihtişamıyla yolları kesişen üç kişinin hikayesi…
Okumaya başlamadan önce yapmamız gereken ilk şey yaşadığımız yüzyıla ait ilişkiler hakkındaki bilgilerimizden uzaklaşmak. Zira aksi takdirde “böyle şeyde mi olur?”deyip küsebilirsiniz okuduklarınıza… Aslında küsmek tamda doğru kelime değil. Anlamakta zorluk çekersiniz . Ama bu 1900yıllar ve o döneme ait insan porteleriyle tanışmak isterseniz bu kitap bulunmaz bir hazine.
Artık pek çok duyguyu “öylesine”yaşadığımız yıllardayız. Her şey çabuk, basit ve hızlıca tüketiliyor. Tabi ki,bunların başında da aşk ve sevgi geliyor.Artık insanların “aşkım” kelimesini dudaklarında sakız gibi çiğnedikleri zamanlardayız.
Bu durumu eleştirmekte ne kadar doğru orası da ayrı bir konu tabi…
Ama her şeyden önce unuttuğumuz yüce duyguları bambaşka bir yüzyıldan okumak iyi geliyor insana.
İşte Süreyya, Suat ve Necip arasında geçen bu hazin derin ve bol psikolojik tahlil içerikli roman keyifli bir yaz kaçamağı.
Bir insanı sadece ruhuyla sevmek ve ruhu sevilen olmak üzerine yolculuğumuz.
Hemen belirtmeliyim ki, Suat ve Necip arasında geçen bu derin ve yasak aşkın diğer tarafı Süreyya’ı tam analiz edebilmeyi çok isterdim. Sizin başınıza sık gelir mi bilmiyorum ama ben en çok diğerinin yani üçüncü karakterlerin dünyasını çok merak ederim.Sanki orada gizlenmiş bambaşka hazineler vardır hep.
Yazar öyle bir aşk ve Necip portesiyle çıkıyor ki karşımıza insana dair, daha doğrusu aşık insana dair her duygu en ince detayına okurken, zihninize yerleşiveriyor.
Bakalım keyifli klasikleri okumaya yolculuğuna nereden devam edeceğim.