Baydemir'in Ucuz Siyaseti
Dün işlerimin yoğunluğu ve havanın bunaltıcı sıcaklığı nedeniyle yazı yazmak bile içimden gelmiyordu. Gerger’in Beybostan köyünde eşeklerle su taşınması ve yine Sincik’in Baklaya köyü, Fırın mezrasında yolun bozukluğu, elektriğin köye uğramaması, bol kaynak sularına rağmen dereden su taşımalarını yazacaktım.
Ben bütün bunları düşünürken Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, Osman Baydemir, her zamanki gibi saçmaladığını duydum. Görevde olduğu süre boyunca beceriksizliğiyle Diyarbakır’ı sürekli geriye götüren Baydemir, partisinin oy kaybını sivri çıkışlarla artırmaya yönelik bir manevra yaparak “hodri meydan” demiş, bir daha kazanacağını söylemiş; Eh, o kadar beceriksizliğe oy verenler düşünsün.
***
Baydemir, hükümetin Diyarbakır’a ayrımcılık yaptığını, ödenek vermediğini, hizmet götürmediğini bunu da Diyarbakır’ın DTP’li kimliği nedeniyle yaptığını söylemiş. Savaş demiş, silah demiş, savunma demiş, kale demiş.. Diyarbakır’ı kurtarılmış bölge gibi göstermiş. Gerçekte her türlü fikre saygıyla bakarım, saçmalamaya ve bölücülüğe asla saygı gösteremiyorum.
***
Türkiye bir hukuk devletidir. Hiçbir belediyenin alacağı, hükümet edenlerin keyfine bırakılmış değildir. Yasal çerçevede bütün ödenekler aktarılır, öyle saçma sapan bir ayrım olmaz ve Diyarbakır’a “DTP’li Diyarbakır” benzetmesi de çok çirkin…
Diyarbakır’ı, Türkiye’nin 81 vilayetinden birisi olduğu için, tarih koktuğu, kültür fışkırdığı için, bizim insanlarımızın orada yaşadığı için severiz; DTP’den Belediye Başkanı çıktığı için değil…
Hele hele DTP’li bir belediye başkanı seçilmiş diye o kente DTP’li yaftasını yakıştırmak zırcahilliktir.
Adıyaman DTP’li değil, 52 yıldır il olmuş ama halen yolsuz, susuz, elektriksiz köy var. Halen kalkınma planları yapıyor, kabuğumuzu kırmaya uğraşıyoruz ama asla savaş, silah, kurtarılmış bölge gibi saçmalıkları ağzımıza almıyoruz.
***
AK Parti hükümetinin 4.5 yılda Diyarbakır’a ne kadar ödenek verdiğini, ne yatırım yaptığını, her ile verilen belediyelerin ödeneğinin ne kadar olduğunu bilemem ama özel yatırımların nasıl engellendiğini çok iyi biliyorum.
Diyarbakır’a giden yatırımların/yatırımcıların nasıl kaçtığını, nasıl kaçırtıldığını Osman Baydemir’e sorsam mantıklı cevap verebilir mi?
Veremez…
Çünkü birileri kente yatırım gelmesini, insanların iş sahibi olmasını, okuyup, kültürlenmesini istemez.
Çünkü bütün bunlar olunca, insanların karnı doyunca, iş ve aş sahibi olunca, üstüne bir de okuyup olayları değerlendirince, saçma sapan ideolojilerin, ideoloji olmadığını anlayacak ve bu dar görüşten siyaset yaptığını sananlar artık o sahnede gözükmeyecek
***
Türk-Kürd-Laz-Çerkez.. gibi farklılıklarımızın güzellik olduğunu ve bu farklılıkların asla bölünmek, parçalanmak için gerekçe kabul edilmeyeceğini, yine bu farklılıkların devlete, millete, çocuğa, gence, askere, sivile silah doğrultmaya gerekçe olamayacağının bilinmesi gerekiyor.
PKK gibi eli kanlı terör örgütüne “terörist” demedikten sonra, bölgeye gelen ve gelebilecek yatırımlar engellendikten sonra, siz istediğiniz kadar yatırım isteyin, istediğiniz kadar işadamı çağırın, kimse gelmez. Gelse yine devletin her ile verdiği yatırım, ödenek, destek gelir ama onları da görmemek için gözlerini kapatırlar.
***
Baydemir Diyarbakır’da güzel işler yaptığını söylemiş.
Belediye Başkanının hizmet alanına giren,
Kentin gelişimini hedefleyen,
Ve insana dönük birkaç hizmet saymasını çok isterdim. Sadece birkaç…
Keşke olsa da saysa…
Keşke hiç ayrım yapmadan bütün Diyarbakırlıları kucaklasa, hizmeti ayaklarına götürse…
Gerisi gelir…
Yeter ki ideolojik saplantılardan ve terör kokan hareketlerden uzak durulsun.
***
Türkiye, bütün illeri, ilçeleri, köyleri, beldeleriyle bir bütündür. Ve asla etnik kimlik, bir ayrışma sebebi değildir.
Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmedikten sonra, vatanın bölünmez bütünlüğünü düşünmedikten, etnik kimlik krizine girmeden, sadece insan olduğu için bütün halkın refahı gayemiz olmadıktan sonra, “yatırım gelmiyor, ödenek verilmiyor” feryatları ucuz siyaset yapmaktan öte bir şey ifade etmez…
Ucuz siyaset Baydemir’e yakışıyor demek ki…
naifkarabatak@gmail.com
5 Eylül 2007 Yeniyol Gazetesi