uzun zamandır yaşadığım keyifli tevafuklara isim ararken yetişti imdadıma fatma k. barbarosoğlu yazısı..evet tamda böyle tanımlamıştı insanın karşılaştığı hoş tesadüfleri.. "akide şekeri tadında tevafuklar".kitaplarla yaptığım hoş yolculuklar öyle birbiriyle bağlantılı devam ediyor ki kendimi keyifli bir oyunun içindeki küçük kız çocuğu gibi hissediyorum..öyle keyifli ki minicik görünen şeylerde kocaman anlamlar bulabilmek...                                                                             
"1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi"ni okurken hoş isimlerle karşılaştım. merkezde mehmet akif olmasına rağmen bir çok şair giriverdi dünyama,o dönemin zorlukları ve sıkıntıları içinde birbirine dost olmuş güzel insanlar hepsi...                                                                                              

kitabım bitmeden aldım "Mahir İz Hoca"biyografisini ....1924ün son sayfalarına yaklaşınca, mehmet akifin yine bir tevafuk sonucu ismiyle karşılaştığım ve varlığından mutlu olduğum muallim cevdetle kabir komşusu olduğunu ve biyografisini okumaya hazırlandığım mahir iz le mektuplaştıklarını  yani arkadaş olduklarını....öğrendim.sonra büyük bir zevkle bitirdim 1924 ü ve kitapla ilgili kapanış cümlem şu oldu ki;"ben yazar olsaydım böyle bir kitap yazanı çok kıskanırdım."çünkü bir resim üzerinden bir dönemi hemde çok büyük başarıyla anlatrmak öyle güzel ki...                                                      &nb

sp;                                                                       

sonra mahir hocanın biyografisini okumaya başladım Allahım ne güzel insanlar yaşamış keşke biz de onları tanıma şerefine erişebilseydik ama en azından varlıklarından haberdar olma sorumluluğu taşımamız gerektiğine inanıyorum.                                                             

mahir hocayı tanıyanların onu anlatmasından oluşuyor kitap ve hoş tarafı şu ki,anılarını anlatanlardan biri mahir hocanın doğan çocuğunun ismini koymasından bahsediyor ve bu isim konulan bebek benim hat hocammış meğerse......           tramvayda bunu okurken yüzüme yerleşen tebessüm ve bu güzel tevafuklarla yolculuk yapma keyifi anlatılmazdı....                                                                    

hayatı nasıl algılarsak yada ona baktığımız pencerenin kanatları ne kadar büyüyebiliyorsa küçük mutlulukları da kocaman yapabilmek o denli güzel oluyor.                                                        

şükür ve hamd üzerine bir hal bu aslında Mevlam ayrıntıları görebilme ve bunlarla mutlu olabilme duygusunu nasip etsin bu kirlenen dünyada hepimize..(amin.)                                                    

 

yazının pembe olmasıda akide şekeri yemeği özlediğim içinn  :))