Türban
Bugünlerde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi, eşinin türbanlı olması ve Akp’nin yeniden hükümet kurması ve kurar kurmaz da anayasada değişiklik yapmakla işe başlamasıyla ortaya çıkan “türban” tartışmaları ortalığı kasıp kavuruyor
Hiç dikkatinizi çekti mi? Farkında mısınız bilmiyorum da bu tartışmalar içinde yine yitip giden, küçük düşürülen, malzeme yapılan: “kadın” . Şöyle bir bakıyorum da dini vecibelerini kendine göre yerine getirmek isteyip kapanma gereği duyan kadınları nasılda malzeme yapıp orta yerde, yerden yere vuranlar, savunanlar v.s.
Çocukluğumuzdan beri hepimizin çevresinde kapanan insanlar vardır; halalarımız, babaannelerimiz, anneannelerimiz v.s v.s (çoğaltılabilir) ama ben hatırlıyorum hiç biri başlarını türbanla kapatmazlardı, baş örtüsü dediğimiz renkli saten ya da ipek kumaştan örtüleri “üçgen” olacak şekilde ikiye katlayıp arkaya bir sivri uç, yanlara diğer iki sivri uç gelecek şekilde başlarına örtüp, yanda kalan iki ucu da açılmaması için, çene altından tek bağcıkla bağlarlardı. Buna da kimsenin/kimselerin itirazı yoktu çünkü öylesi bir örtüde başı, gayette güzelce kapatıyor, saçların görünmesine engel olabiliyor(tabii amaç buysa). Gelgelelim şimdi “türban” dediğimiz örtüye; kusura bakmayın onu diğer normal babaannelerimizin taktığı örtü gibi rahatça açıklamak mümkün değil, çünkü; anlayamadığım/anlam veremediğim, türlü türlü bağlanma ve katlama şekilleri var, hatta şimdi bir de türbanın altına; bizim “bandana” diye bildiğimiz başka bir başlık takılıp, onun üzerine türban takılıyor. Peki nedir bu, neden böyle yapılır? Türlü çeşitli şekillerde bağlanır ve neden örtünün altına bir başka başlık takılır. Acaba başörtüsü yeterince kapatmıyor mu? Kadınların saçlarını, ayrıca zaten bu saç göstermeme inadı neden, ne oluyor da saç gösterilmiyor. Baş örtüsü neden takılıyor, Peygamber efendimiz neden “örtünün” demiş de kapanın, baş örtüsü takın, hatta türban bağlayın ve hatta hatta türbanın altına bir de başlık takın dememiş, hiç kimse bunun nedenini biliyor mu?
Şunun için demiş: O devirde kadınların sayısı erkeklerden azmış ve Peygamber efendimiz Hz. Muhammed kadınlara, “kötü niyetlilerden kendinizi ve ziynetlerinizi koruyun , ziynet yerlerinizi örtün" demiş. Hiç baş örtüsü ya da türbanla alakalı bir şey söylememiş ama biz maalesef; araştırmayı, okumayı sevmeyen, duyduklarımıza inanmaktan öte gidemeyen bir millet olarak, kim bunu, nasıl kendine göre çevirdiyse onun dediğine inanarak; günümüzde bir “örtünün” kelimesinin nerelere kadar getirdiğimize bir bakın. Sarık ve cüppeye gelince de; yine o devirde Peygamber efendimizin yaşadığı yerler çöl olduğundan ve çok fazlasıyla sıcak olduğundan; oralarda yaşayan insanlar çölde yol alırken, başlarına güneş geçmesin diye başlarına bez parçaları bağlamışlar, vücutlarını güneşin yakıcı etkisinden kurtarmak içinde şimdi cüppe diye adlandırılan uzun manto şeklinde bez parçaları giymişler; yani diyeceğim o ki: o devirde takılan baş örtülerinin, cüppelerin , sarıkların dinle/dinimizle uzaktan yakından bir alakası yok, tamamen o günün şartlarında kendilerini bir şeylerden korumak adına giyinilen ya da takılan giysiler ya da başlıklar.
Bunun şimdilerde dinsel bir araç , dini ve duygu sömürüsü olarak kullanılması ve hatta insanların da buna alet edilmesi ne kadar ne kadar düşündürücü öyle değil mi? İlla da bu oyunların yine biz kadınların daha ön planda “kullanılarak” yapılması ne kadar acı.
Hatta Demokrasi ve Laikliğin kelime anlamlarının bile değiştirilmeye çalışılıp kelime oyunlarıyla ve demokrasinin; eğer bir hürriyetse herkes, istediğini giyme ve takma hakkına sahiptir denilebilmesi.
Demokraside insana saygı vardır; hiç kimsenin ne giydiğine, hangi dine inandığına, hangi siyasi düşüncede olduğuna karışmaz ve nitekim bizlerde kimsenin örtünmesine hangi dine mensup olduğuna karışamayız hani bir laf var: “HER KOYUN KENDİ BACAĞINDAN ASILIR” ama yapılanların; Ülkemizi Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının kurduğu bu refah, özgür, demokrat koşullardan sıyıracak ve bizlere zarar verecek durumda olmadığı sürece…
Unutmayın Sizlerde Bu Ülkenin Özgürlüğünden faydalanıyorsunuz… Oyuna Gelmeyin…