Sesini Duyur - http://www.binbirfikir.com
Televizyon ile Ben Ayrıldık
http://www.binbirfikir.com/articles/833/1/Televizyon-ile-Ben-AyrAldAk/Sayfa1.html
Asuman Ay
bir gün bir arkadaşım ,çok önemli bir sırrını paylaşıyordu benimle galiba herşeyi açıklayamayacağını düşündüğü birandı ki yüzüme bakıp;"sana bakıp yalan söyleyemiyorum"dedi.yaşadığımın en özel anlardan biriydi.kendisine yalan söylenemeyecek bir insan olabilmeye özen gösterdim o günden sonrada hep....  
Yazan Asuman Ay
Yayın tarihi 10/5/2007
 
Sihirli kutunun sihiri bozulınca ayrılık çare oldu. Televizyon üzerine...

Televizyon ile Ayrılık
Beraberliklerin ardından kötü konuşulmaz tabi ama ayrılık nedenlerini de konuşmak insana iyi gelir.
Uzun zamandır(doğduğumdan beri) hayatımda olan renkli dünya “televizyon”ile ayrıldık.Artık aynı evde yaşamıyoruz.
Oysa ki çok güzel başlamıştı her şey,Wikingleri izliyor,uyumadan önce Adile Teyze’den masallar dinliyordum.Hatta okumu yazmayı bile televizyondan öğrendim ben.Okula gitmiyordum henüz ama, okuma yazma bilmeyen köylü teyze, yaşlı amca ve Almanya’dan gelen gence(Toprak Sergen) ders veren öğretmen benim ilk öğretmenim olmuştu.
Halit Amcanın sunduğu 23 Nisan gösterilerini ve dünya çocuklarını ilk orada görmüştüm.Klasik müzik ise pazar sabahları erkenden başlıyor ,anlayamadığım bir dikkatle izleniyordu evde.Kovboy filmleri izlemek ağabeylerimin en çok zevk aldıkları şeydi.Sonra Telekutu,Bay Meraklı(sünger bob tan daha komikti bence ),şimdikilerin “çakır” olarak tanıdığı Oktay Kaynarca “Gençler”dizisinin yakışıklı karakterlerindendi o zamanlar.Perran Kutman henüz Afet Hoca olmamış Perihan Ablasıydı mahallemizin. He-man,Voltran,Alf ,Webster,Charles İş Başında daha yakın dönemler de buluştuklarımızdandı.Muhteşem İkili izliyor Balki ile mutluluk dansı yapıyorduk.
Basketbolu “Beyaz Gölge “sevdirmişti bize.”Şöhret”dans ,müzik demekti.Diş fırçalamanın iki dakika olduğunun öğretildiği çocuklardık velhasıl televizyon hep dost görünmüştü bana E.T gibi…
Sonra, hani demişler ya “biz büyüdük ve kirlendi dünya”bu sevimli öğretici aletin elimizde bir canavara dönüştüğünü gördü gözlerim.
Sadece şarkılarını dinlemek istediğim insanları tüm akrabaları,sevgilileri,iç organları dahi evime girmeye başladı.Oynadığı rolle sevdiğim insanların rol yapmadıkları hayat sahneleri de önümdeydi artık.
Bir şeyler ters gidiyordu belli ki,hayatlarımız dizi saatlerine ve magazin programlarına kilitlenir oldu.Ne kadar kaçmaya çalışsakta olmuyordu. Bir şeyler daha çok kök salıyor, mutsuz ama bağımlı yaşamaya devam ediyorduk.
Yani ilişkide çıkmaza girilmişti.Gözüm,gönlüm ve ben kirlenmeye başlıyorduk.
Arkadaşlarımdan kopmamak konuştuklarına yabancı kalmamak,haberdar olmak için sevmediğim şeylerine takip eder bulmuştum kendimi.Eve gelen yiğenlerim de benden önce televizyonun olduğu odaya koşmaya başlamaları işin cabası…
Televizyon olmadan da yaşayabileceğime hatta kendime ve yapmak istediklerime daha çok vakit ayıracağımı düşünüp bu yüzyılın icadını kapı önüne koydum.
Ben koydum koymasına da o yine içeri girmek için elinden gelini yapıyor. Ama karalıyım zafer benim olacak.Televizyonum olmadığı duyan herkes bana acıyarak bakmaya başladı.”Ay senin haberin yoktur bak şimdi şu konuşuluyor….””Sen izlemedin ama şu sahne var ya..”
Evet belki dizinin bir sahnesini görmemiş olabilirim ama tiyatroların 3 Ekim de açılacağını biliyorum.Şehrimde ki tüm güzel olayları takip edip,keyifli kitaplarımla en güzel diziden daha güzel sahneler hayal edebiliyorum.Gazeteleri takip edip televizyondaki haberlerde dahi yer almayan magazin olaylarının dışında ki bilgilere vakıfım.
Yani korkmayın cahil yada bilgisiz kalmadım sadece özgürüm.
Benim hayatımın 90 dakikasını aynı gün ve saate hapis tutan dizilerim yok,Yaşantım boyunca tanımaya gerek hissetmeyeceğim insanların hayatlarından kesitleri hafızama kaydetmiyorum.Müziğimi tüm o aynı görüntülere hapsedilmiş kliplerin dışında ruhumla dinleyip sonsuz zevk alabiliyorum.
Eve gelen misafirlerle yaptığımız televizyonsuz sohbetlerin ise tadına doyum olmuyor.
Demem o ki televizyon asla vazgeçilemeyecek bir şey değil.Sadece öncelikler sıralamasında özenle en başta tutulmasına tepkiliyim.Ve de güzelliklerinin önüne olumsuz taraflarının geçmesinden, yoksa hafızamdaki güzel karelerin lezzeti taptaze duruyor.