şarkını duymak istiyorum...

saklama izlerini
ey
son düş
basma yüreğine
eski bir masalla avutamazsın
sararmış solan ‘düş’ lerde düştür
düşme deme..
düş...
mektupların koşarak okunduğu zamanlar varmış bildim
her şeyin kopyası daha çok
yapay
daha çok
kar yağıyordu insanların üstüne bir ve
yere düşense şimdi
insandan başkaca...
ondan belki
her sabah çocuk azlığımız...
sahici ömürler okuduk sade
uzatmalarda alındık sonra
çoktan seçmeli derslerin
ortasında
son anda kurul kararı ile geçtiğimiz
safında olduğumuz sınıfımızın
uyku hali molasından.
belki
güzel ümit gibi
gibinin dibinde
rastlanır yüzünü örten bulutlara.
duymak istiyorum şarkını
kendi dilinden
olsa derim sabırsızca
belki sevdaya çalar
bulut kim bilir?
Vakit eylülün geçmişinde
sanki..
Hadi şarkını söyle
güz üzülmesin...