İnsanın Anlam Arayışı
- Yazan Ebru Batur
- Yayın Tarihi 10/26/2007
- Kitaplar
-
Değerlendirme:




Ebru Batur
1973 dogumluyum, hep farkli bir yasam cizgisi cizmeye calisirken 1999 yilinda neredeyse bu dunyadan ayrilabilecegim ciddiyette bir kaza gecirdim. Neyse ki kazami hayatimda virgul kabul edebilecek kadar ucuz atlattim. Kimi zaman dusundugumde bu dunyadan ayrilmis olsaydim dusuncesi bile kanimi donduruyor. Komik olan kaza oncesi farkli olmaya calisirken kazamin ardindan "ben de normalim" cabalarinda buldum kendimi:) Oysa sokakta adim basi beyin travmasi gecirene rastlanmiyor. Yasamak cok guzel!
Ebru Batur tarafından yazılmış tüm yazılarYazı-yorum
“Yazmak istiyorum”, dedim bir dostuma. Ama, kazamdan bahsetmek istemiyorum. İstiyorum ki bu olay ‘Ben küçükken boğmaca geçirmiştim’ demek gibi bir anım olsun. Her ne kadar boğmacadan öncesi ve sonrası gibi bir bölünme yaşamamışsam da… Öte yandan bu az rastlanır tecrübemi paylaşmak, hatta kimi zaman umutsuz, karamsar insanlara rastladığımda elime megafon alıp ‘İnsanlar silkinin, yaşıyorsunuz! Ne olur aldığınız her nefesin ne denli kıymetli olduğunu bilin!’ anonsu yapmak istiyorum. “Okuduğun bir kitabı anlat” dedi bana.
Dr. E. Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı”* son zamanlarda elimden düşürmemecesine okuduğum en keyif aldığım kitaplardan biriydi. Psikolog yazar İkinci Dünya Savaşı’nda bizzat Nazi toplama kamplarında yaşadıklarını konu ediyor. Dr. Frankl “…parçalanmış yaşamın bu ince ipliklerinden sağlam bir anlam ve sorumluluk örgüsü dokumak…” derken ben de yeni versiyonumla hayata tutunmaya çalıştığım zamanlarımı hatırladım. Kitapta kullanılan Nietzsche’nin şu sözü “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir”, toplama kamplarındaki insanların o zulme dayanabilmelerinin tek açıklaması olabilir. Frankl toplama kampı tecrübelerinden edindiği kuramıyla “…Gerçekte ihtiyacı duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu… Nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir. Bu görevler ve bu nedenle yaşamın anlamı insandan insana ve an be an değişir. Bu nedenle yaşamın anlamını genel terimlerle tanımlamak olanaksızdır…” demektedir.
Hikâyede toplama kamplarında intihar düşüncesinin kısa bir süreyle de olsa, hemen herkesin kafasını kurcaladığından bahsediyor. Bu düşünce benim de aklıma şu şekilde girmişti: Beyin kanaması geçirmiş diğer insanlar ne yapıyorlar çok merak ediyordum. Benimle benzer deneyimi yaşayan insanlarla duygularımı paylaşabilirsem mutluluğumun katlanarak çoğalacağına inanıyordum. Bunun doğru bir tespit olmasına karşılık yaşadığım kocaman bir hayal kırıklığı oldu. Bu belki gerçeği kabullenmeye başlamamın başlangıcıydı. Çünkü öyle bir dönem geçermiş, kazazede inkâr dönemi yaşarmış. Yoo bende bu dönem yaşanmadı, belki görünürde çok hafif olduğunu düşündüğüm aksamalar dışında problemim olmadığındandır(artık:). Neyse bu niyetle Amerikalı kaderdaşlarımın çoğunluğu oluşturduğu bir siteye katıldım. Dediğim gibi, belki beklentilerim çok yüksek olduğundan, kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım. Bir gün birisinin bu paylaşım sitesine övgü dolu sözlerini hayretler içinde okudum. Bu kişinin sözlerinden çok aldığı tepki beni hayretlere düşürüyor. Bu siteye katılmadan önce intiharı düşündüğünden bahsediyor, bir başkası da ona anlayış göstererek “Eminim buraya katılan herkesin aklından en az bir kere intihar geçmiştir” diyen satırlarını okurken şaşkınlıklar içinde kalıyorum. Ne intihar mı, nasıl… neden yani? Biz hayatta kaldığımız için şanslı değil miydik? Bu sefer ben aldım kalemi elime, sadece almak için değil vermek için de oradaydım. Belki düşüncelerini biraz pozitife çekebilirim umuduyla onlara benden daha umutlu ve mutlu insanlarla karşılaşmayı beklediğimi ve kocaman bir hayal kırıklığı yaşadığımı anlattım, hadi rüya ülkenin insanları hiç yaşamaya devam edebildiğimiz için mutlu olmayı düşünmüş müydüler? Sadece bir kişi tepki verdi. O da “Ne mutluluk mu, mutluluk bunun neresinde, sen kafayı kötü zedelemişsin galiba” dedi:)
Neyse yahu ben kazamdan bahsetmeyecektim, de mi? Frankl’ın kitabı gerçekten insan bünyesinin nelere dayanabileceği üzerine gayet başarılı psikolojik açıklamalar taşırken ben bir kere daha psikoloji eğitimi almamış olduğuma hayıflanıyorum…
* Viktor E. Frankl "Man's Search For Meaning"/ Öteki Yayınevi
Dr. E. Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı”* son zamanlarda elimden düşürmemecesine okuduğum en keyif aldığım kitaplardan biriydi. Psikolog yazar İkinci Dünya Savaşı’nda bizzat Nazi toplama kamplarında yaşadıklarını konu ediyor. Dr. Frankl “…parçalanmış yaşamın bu ince ipliklerinden sağlam bir anlam ve sorumluluk örgüsü dokumak…” derken ben de yeni versiyonumla hayata tutunmaya çalıştığım zamanlarımı hatırladım. Kitapta kullanılan Nietzsche’nin şu sözü “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir”, toplama kamplarındaki insanların o zulme dayanabilmelerinin tek açıklaması olabilir. Frankl toplama kampı tecrübelerinden edindiği kuramıyla “…Gerçekte ihtiyacı duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu… Nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir. Bu görevler ve bu nedenle yaşamın anlamı insandan insana ve an be an değişir. Bu nedenle yaşamın anlamını genel terimlerle tanımlamak olanaksızdır…” demektedir.
Hikâyede toplama kamplarında intihar düşüncesinin kısa bir süreyle de olsa, hemen herkesin kafasını kurcaladığından bahsediyor. Bu düşünce benim de aklıma şu şekilde girmişti: Beyin kanaması geçirmiş diğer insanlar ne yapıyorlar çok merak ediyordum. Benimle benzer deneyimi yaşayan insanlarla duygularımı paylaşabilirsem mutluluğumun katlanarak çoğalacağına inanıyordum. Bunun doğru bir tespit olmasına karşılık yaşadığım kocaman bir hayal kırıklığı oldu. Bu belki gerçeği kabullenmeye başlamamın başlangıcıydı. Çünkü öyle bir dönem geçermiş, kazazede inkâr dönemi yaşarmış. Yoo bende bu dönem yaşanmadı, belki görünürde çok hafif olduğunu düşündüğüm aksamalar dışında problemim olmadığındandır(artık:). Neyse bu niyetle Amerikalı kaderdaşlarımın çoğunluğu oluşturduğu bir siteye katıldım. Dediğim gibi, belki beklentilerim çok yüksek olduğundan, kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım. Bir gün birisinin bu paylaşım sitesine övgü dolu sözlerini hayretler içinde okudum. Bu kişinin sözlerinden çok aldığı tepki beni hayretlere düşürüyor. Bu siteye katılmadan önce intiharı düşündüğünden bahsediyor, bir başkası da ona anlayış göstererek “Eminim buraya katılan herkesin aklından en az bir kere intihar geçmiştir” diyen satırlarını okurken şaşkınlıklar içinde kalıyorum. Ne intihar mı, nasıl… neden yani? Biz hayatta kaldığımız için şanslı değil miydik? Bu sefer ben aldım kalemi elime, sadece almak için değil vermek için de oradaydım. Belki düşüncelerini biraz pozitife çekebilirim umuduyla onlara benden daha umutlu ve mutlu insanlarla karşılaşmayı beklediğimi ve kocaman bir hayal kırıklığı yaşadığımı anlattım, hadi rüya ülkenin insanları hiç yaşamaya devam edebildiğimiz için mutlu olmayı düşünmüş müydüler? Sadece bir kişi tepki verdi. O da “Ne mutluluk mu, mutluluk bunun neresinde, sen kafayı kötü zedelemişsin galiba” dedi:)
Neyse yahu ben kazamdan bahsetmeyecektim, de mi? Frankl’ın kitabı gerçekten insan bünyesinin nelere dayanabileceği üzerine gayet başarılı psikolojik açıklamalar taşırken ben bir kere daha psikoloji eğitimi almamış olduğuma hayıflanıyorum…
* Viktor E. Frankl "Man's Search For Meaning"/ Öteki Yayınevi
Sesini Duyur
Yorumlar
Yorum #1 (Gönderen Mehmet Batur)
Değerlendirme:








Seninle gurur duyuyorum!
Yorum #2 (Gönderen Bülent Korkmaz)
Değerlendirme:








Bazen bir kitap, ya da bir film, bizim kendi duygularımızı daha doğru anlamamıza, karmaşıklaşmış fikirlerimizi bireysel aklımızın süzgecinden geçirerek doğru değerlendirmemize yardımcı olur. Aslında kitap veya film bir açılım sağlar sadece, ve biz yeni ufuklara kendi duygu ve aklımızla ulaşırız. Anlamlı yazınız için tebrikler.
Yorum #3 (Gönderen asuman)
Değerlendirme:








okuduklarına duygularını ekleyerek,insanlarla paylaşmayı seven kocaman bir kalbin olduğunu hissediyorum seni tanımasamda. Bu sitenin bana kazandırdığı en güzel yüreklerdensin.
Herşeyi başarabilse de insanoğlu en zorunu kendi olmayı bir türlü beceremiyor galiba.Kendi olmayı becerebilen kocaman gönlüne ve bunu yazıya döken kalemine sağlık.
Yazılarının devamını sabırla bekliyorum...
Yorum #4 (Gönderen Halil OZTURK)
Değerlendirme:








Cok problemli olsada yasamak guzel.
Benim felsefem; olmasini istediklerin icin, dua et ve cok calis.Olacagina oncelikle kendin inanacaksin ve asla yilmayacaksin.Bitti dedigin anda tekrar bir umit cikacaktir.
Ask,is,para,ev vb….. her sey icin gecerli bence.
Ayrica cevremize bakalim. Gozleri hic gormeyen birisi veya yasamin ortasinda bu problemi yasamis.Birisi hic gormuyor digeri daha sonra bu problemi yasamis. Hangisi sansli? Veya sadece biz gordugumuz icin ne kadar sansli oldugumuzu biliyormuyuz?
Tekerlekli sandelyeye mahkum olan bir insana gore sansli degilmiyiz? Sadece yurumek veya kosmak icin neler vermezdi bu insan degilmi?
Nefes almayi duzenli yapamadigi icin ,yogun bakimda yatan kucuk bir kiz gormustum. Panik atakti ve aniden nefesi kesiliyordu,hava alamiyordu.Bu nedenle yogun bakimda kaliyordu,baska problemi yok.Butun organlari saglam.Sadece beyindeki bir nokta nefes almasini durduruyor.Ne kadar ilginc degil mi?
İncir agacigindan dustugum icin bacagim kirilmisti o gunleri hic unutamiyorum.Koltuk degnekleriyle gezmek zorunda kalmistim.O yllarda dengem bozulmustu.Topluma bile rahat giremezdim.Hep dua ederdim bacagim yerine kolum kirilsaydi diye en azindan yururdum .
Daha sonrada bogazimdan kucuk bir operasyon gecirdim. İlk gun suyu bile zor ictim.Soguk corbayi icmem ve yogurdu yemem 1 saat surdu ve sadece yarisini yiyebilmistim. Haftalarca kati bir sey yiyemedim.
Bu problemler ne kadar kucuk ama o donem icin ne kadar onemliydi. Ya tum hayatlari boyunca benzer problemlerle yasamak zorunda olanlar….Onlarda kendi acilirandan mutlu olabilecek bir bakis yonu bulacaklar hayata…Kotuler ders verecek,iyiler mutluluk.İkisi bir arada denge icinde gidecek.
Nefes alabildigimiz icin,yuruyebildigimiz icin ve sadece su icebildigimiz icin ne kadar sukretsek azdir.Gerisi icinde bol bol dua edelim ve cok cok calisalim. Cok cok iste,cok cok calisBil ki olacaktir.Olmazsada ya yeterince istememisindir ya da olmasi senin icin hayirli degildir.
