Sesini Duyur: online gazete - http://www.binbirfikir.com
Amiral Gemisi Türkiye
http://www.binbirfikir.com/articles/861/1/Amiral-Gemisi-TArkiye/Sayfa1.html
Yaşar Avcu
Yaşar AVCU 1984 yılında bir çiftçi çocuğu olarak Aksarayın Gülağaç İlçesinin Bekarlar Kasabasında dünyaya geldi. AVCU orta asyadan sürekli göç eden Yörük boylarından bir ailenin çocuğudur. Bu gün Anadoluda halen Yörükler diye tabir edilen boy osmanlı selçuklu gibi devletleri oluşturan boylardan biridir. 1988 yılında istanbula yerleşmiş 2006 yılında kocaeli üniversitesi işletme bölümünden mezun olmuştur. Avcu 2003 yılında Kocaeli Ünv. İşletme Klübü Yönetim Kurulu üyeliği,yine aynı dönemde Ekonomistler Platformu Kocaeli Koordinatörlüğü ve Koordinasyon Ekip üyeliği ve bir çok organizasyonda yer aldı. Ve nihayet 2006 yılının başında yıllardır alt yapısını kurduğu Türkiye Genç Girişimciler Platformunu gönül dostlarıyla kurdu. Bu amaç için Türkiyede bir çok ili birebir ziyaret etti, gelecek için alt yapı oluşturdu. Bazı dergi ve internet sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktadır.Bir bankada Uzman olarak iş hayatını sürdürmektedir. Ekonomi, siyaset, sivil toplum, bankacılık, girişimcilik, iç politika, dış politika, siyaset AB, ABD ve bölgesel oluşumlar gibi bir çok konuda araştırma veçalışmaları vardır. http://yasaravcu2023.blogcu.com 
Yazan Yaşar Avcu
Yayın tarihi 10/31/2007
 
Türkiye son dönemde çok ciddi dönüşüm ve değişim sürecine sokulmuştur. Peyder pey uygulanan bu planın perde arkası arif olanlara belli işaretler.....

Bir Amiral Gemisi; Türkiye
Yine bir dalganın arefesindeyiz; amiral gemisi limana ulaşmak için sessiz sessiz yol alırken uçsuz bucaksız denizlerde önüne geçmek isteyen yolundan döndürmek isteyen hırçın dalgaların arefesindeyiz. Geminin kaptanı şaşkın tayfalar şaşkın yolcular da necip ve mümtaz hiçbir şeyden haberdar değiller.

Kıymetli dostlar 1071 Malazgirtle başlayan Anadolu maceramız 1299 da Şeyh Edebalinin tasarrufuyla Osman Beyin fıtratına işleyerek yeni bir boyut kazanmıştı. Milletimizi vareden bu maddi ve manevi buluşma taki 1923 yılına kadar dünya ya nam salarak asırlarca eşi benzeri bulunamayacak bir kudretle varlığını devam ettirdi. 1923 den de ilelebet payidar kalacak kökleriyle geleceğe ve insanlığa ışık olacak bir dirilişe imza attık. Osmanlı milletini oluşturan bütün unsurlar hakça adaleti ve hukuku bütün teferruatı ve gerçekliğiyle sadece ve en son orada yaşadılar. Modern Türkiye'nin kuruluşuyla da Gazi Mustafa Kemal'in ülke için hazırladığı dönüşüm politikalarıyla ve genç Cumhuriyetle yeni bir hamle başlatmıştık. Ancak geldiğimiz nokta bütün bu mukaddesatı Mustafa Kemali, Abdulhamitleri, Muratları, Fatihleri şehitleri vb ne kadar emek varsa üzüyor gibiyiz.

Şüphesiz insanlığın varlığı başından beri hep mücadeleyle süregelmiştir. İyi karşısında kötü güzel karşısında çirkin doğru karşısında yanlış hep at başı yarışarak gelmiştir. Bütün bunların ortasında insan iradesi ve seçim hakkı.

Bu gün ülkemizde millet iradesi gerçekten sağlanabilmişmidir. Herşey demokratik sistem dediğimiz seçimlerlemi yürümektedir. Halkın perde önünde seyrettiği film ile perde arkasında oynatılan senaryo aynımıdır.

Değerli dostlar hakikaten yıllardır bilinmeyen gizli yönelimler gerçek niyyeti saklı tutulan şeker gösterilip zehir sunulan hamleler. Ülkemizin en önemli müttefiki ve stratejik ortağı diye adlandırılan bir devlet hala Lozan Antlaşmasını kabul etmemiştir. Biz seçim yapıyoruz seçilenler aslında seçmek istediğimiz kişilermi. Yada seçilmeden öncesiyle seçildikten sonra neden fark var. Değişiyorlarmı değiştiriliyorlarmı.......

Cumhurbaşkanlığı için kilitlenen gündemimiz de Abdullah Gül için üretilen senaryolar mağduriyyeti vb yorumlar her yönden yapılıyor. Dünya görüşü ne olursa olsun bu ülkede yıllardır bakanlık yapan, dış işlerinde en krtik imzaları atan biri neden reisi cumhur olamıyor. Şener neden vekil olmadı Gül olmadı Şener verelim senaryosunun farklı bir versiyonumu 1 sandalye kaybetmemek için uygulanmış olabilirmi. Bakalım halkmı kandırıldı yoksa Abdullah Gülmü fedakar, Başbakanımız mı hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyor yda A. Şener mi siyasetten isteyerek ve ılımlı kominist olarak çekildi hep birlikte göreceğiz.

Yapmaya çalıştığımız tahlil hakikaten geçmişin kudretiyle bu gün bize yakışan yakışmayan gizli açık her ne varsa yapılanlarla ilgildir. Özellikle çok partili düzene geçtiğimiz günden beri bakıldığında bir arpa boyu yol katedilememiştir. Halbuki aynı millet koskoca bir devletin yıkılmasından hemen sonra dinamik ve güçlü Türkiye Cumhuriyetini kurmuş büyük hamlelere imza atmıştır. Daha sonraki süreçte her 10-20 yada daha kısa sürelerde askeri darbeler, krizler, çatışmalar ve kavgalar. Bakıldığında sanki gizli bir el bu ülkede bir hamle yapıldığında önüne geçmek için hemen bir senaryoyu oynatmaya başlıyor. Şüphesiz bu tür konularda belli polyanacılıklar oynanmaktadır belli hikayeler anlatılmaktadır. Ancak biz bu noktada daha realist olmamız gerektiğini ifade etmek isterim.

Türkiye 28 şubat sürecinden sonra bir dönüşüm hareketinin içersine çekilmiştir. O süreçten sonra toplum üzerinde meydana getirilen tüm etki ve nufuz aslında uzun vadelei belli çalışmaların habercisidir. ABD 11 eylülü, Afganistan, ırak sırada İran vb ortadoğu üzerindeki sınırlara bulundukları yerden cetvelle müdahale imkanı tanımak için yapılan farklı bir hamledir. Sürec iyi tahlil edildiğinde yakın dönemlerde Türkiye döviz krizine girerek IMF ile anlaşma yapmak zorunda kalmıştır. Hatırlayın psikolijik olarak Türkiye ekonomik ve sosyal yönden ne kadar karmaşık bir yapıya sokulmuştur. Ve neticede 3 kasım seçimleriyle tek başına iktidar olan bir parti. Hemen arkasında bu gücün sahibi olması gereken İktidar olduk ama Muktedir olamadık diyerek açıkça acziyyetini ortaya koymuştur. Netice de evet ülkede son yıllarda bir suni istikrar sağlanmıştır. Perde arkasında ki işletilen senaryo iyi analiz edilirse ABD ile dış politika AB ile iç politika IMF ile de ekonomik politikalar uygulandığını görmek kaçınılmazdır. Değerli dostlar bu dönüşümün ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Bu dönüşüm iktidarlar üstü bir çalışma iç ve dış güçler ülkemize kendi projelerine göre yeni bir konumlama getirmek arzusundadır. Bunun bir ayağı BOP diğer ayağı Diyalog sürecidir.

Makalemize tarihsel bir sezenişle başlamamızın nedeni kim olduğumuza vurgu yapıp nerde olduğumuzu acı bir şekilde göstermek içindir. Belki bazı dostlar biraz insaf dışı olduğunu söyleyebilirler. Ancak ekonomik olarak iyi durumda olduğumuzu söyleyenler şunu iyi bilsinler ki eğer küresel oyuncular sıcak parayla Cari Açığın kapandığı bir Türkiyeyi terkederse bir gecede bu ülke ekonomisi ters düz olur. İnanın suni istikrar bir anda yok olur ve eskisinden daha büyük tahribata neden olur. Artık satacak mal kalmadı köprüler ve yollar ilerde göreceğiz barajlar ve toprak satış sınırlamalarıda kaldırılacak. Özelleştirme karşıtı değiliz içinde bulunulan dönemde tabiki özelleştirme yapılacak ancak sırf babalar gibi satmak için değil gelecek öngörüsü yapılarak. Küresel rüzgarlar bize doğru esiyor bakalım aşırı değerli YTL ile nereye kadar yada ruzgarlarda yağmur gibi nereye kadar idare edecek.....

Bütün bunlar iyi analiz edildiğinde Türkiye bir okyanusta kendini bekleyen fırtınaların farkında değildir. Halkım necip ve mümtaz istenilen yönde hareket ettiriliyor. Şüphesiz toplumun bütün bunları bilmesi bütün bunlar üzerinde düşünmesi zaman harcaması imkansızdır. Ancak burada toplumun kanaat önderleri ve fikir adamları üzerinde ciddi bir vebal vardır. Görev onlarındır topluma ilerde bir sıkıntı gelecekse bu günden keşfedip adeta geleceği öngörüp gerçekleşmesede toplumu uyarmalı hazırlamalıdır. Bu noktada da ne yazıkki iç ve dış güçlerin kalemşörleri derin bir uyku ve gaflet içersinde onlara hizmet etmektedirler. Kadere yürekten inanmış bir vatanın evlatları ölümden korkmazlar, Sevrle bize tabut biçmek isteyenlere karşı Gazi M. Kemalin dirilişini ve milletin ruhunu uyandırmasını hatırlasınlar.

Artık toplumsal bilinç bu yönde oluşturulmalıdır. Bizimle ilişki kurmak isteyenler ekonomik ve sosyal askeri ve kültürel tüm ilişkiler iyi niyyet ve samimiyyet temelinde yürütülmelidir. Ülkemiz de etnik ve dinsel bölünmeye sloganlarla oyalanmaya habire kendi aramızda çatışmalar çıkartılmasına artık izin vermemeliyiz. Birlik bütünlük ve kardeşlik içersinde ülkemiznin ekonomik ve sosyal müreffehiyeti için çalışmak durumundayız. Her türlü görüş öneri ve fikre saygı duyup Demokratik Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğü noktasında ortak paydada buluşup gelecek için dayanışma yapılmalıdır. Türkiye de geleceği oluşturacak genç nesiller her noktada ülkesini bölgesini dünyayı çok iyi tanımalı her alanda daha sosyal ve girişimcilik ruhuyla yetiştirilmelidir. Aksi takdirde ne olduğundan habersiz bir topluluk ilk fırsatta kullanılmaya müsait olacaktır ve bu ülke olarak gelecekte en büyük zaafınız olabilir.

Ümid ediyorum ve en kalbi duygularla temenni ediyorum ki ülkemiz bütün unsurlarıyla tarihde meydana getirdiği gücü her dönemde yine oluşturacak kudrete sahiptir. Bu noktda çatışma yerine dayanışma anlayışı slogan değil çözüm önerileri ve kendi içersinde birlik beraberlik noktasında kaynaşmımş bir topluluk tüm sıkıntılara göğüs gerebilecek bir yapıda olacaktır. Bu süreç daha müreffeh bir Türkiye için olmazsa olmaz hedef olmalıdır.

Asla unutulmamalıdır ki insanlar her zaman için değişmeyecek gerçek olarak "nasıl yaşarlarsa öyle idare olunurlar" bize düşende gerçekten hep özeleştirel bir yapıda olup istediğimiz gibi idare yapısını haketme gayretinde olmalıyız.

Saygılarımla
Yaşar AVCU
TÜGGİP Genel Başkanı
http://yasaravcu2023.blogcu.com
www.tuggip.com