Gökler Gülüyor Dostlar!
- Yazan Ebru Batur
- Yayın Tarihi 11/27/2007
- Yaşam
-
Değerlendirme:




Ebru Batur
1973 dogumluyum, hep farkli bir yasam cizgisi cizmeye calisirken 1999 yilinda neredeyse bu dunyadan ayrilabilecegim ciddiyette bir kaza gecirdim. Neyse ki kazami hayatimda virgul kabul edebilecek kadar ucuz atlattim. Kimi zaman dusundugumde bu dunyadan ayrilmis olsaydim dusuncesi bile kanimi donduruyor. Komik olan kaza oncesi farkli olmaya calisirken kazamin ardindan "ben de normalim" cabalarinda buldum kendimi:) Oysa sokakta adim basi beyin travmasi gecirene rastlanmiyor. Yasamak cok guzel!
Ebru Batur tarafından yazılmış tüm yazılarHayata :)erek bakın!
Yıllar önce katıldığım bir seminerde konuşmacı dinleyici kitlesiyle tanışmak istemiş, herkesin kısaca kendini tanıttıktan sonra kısaca “Hayatın anlamı nedir?” sorusuna cevap vermesini istemişti. Epey iddialı cümlelerin ardından sıra bana geldiğinde “Hayatın anlamı, gülmektir” demiştim. Bunu sonradan bir arkadaşıma anlattığımda “Eminim herkes gülmüştür bu cevaba” demiştiJ Benim dediğim tabii ki kasıklarından çatlarcasına kahkaha atmak veya “hiiiooohhooaa” diye bağırarak katılmak değildi. Bence insanın taşıdığı pozitif enerjiyi paylaşabilmesinin en güzel yoludur, gülerken güldürmek. Çünkü insanın geçmişinde hatırladığı, hatırlamak istediği tüm güzel zamanlarda bir gülümseme mevcut; hiç değilse hatırlanırken yüze bir tebessüm getiriyor. Peki, o halde neden bugünden yüzümüze tebessüm yerleştirerek dolaşmıyoruz, bugünler de geleceğin geçmişi olmayacak mı? Ve bu gülümseme inanın ki o kadar zor yakalanır bir şey değil!
Pazar sabahları ansiklopedi gibi verilen gazete ekleri eşliğinde kahvaltı etmek en büyük keyiflerim arasındadır. Yeni versiyonumla hayata ayak uydurmaya çalıştığım ilk zamanlarda bir Pazar kahvaltı öncesi çıktım gazete almaya. Daha yeni yeni adapte olmaktayım o sıralarda, gazete standında alacağım gazeteyi ararken yaşlı bir amca geldi: “Kızım gözlüklerimi evde unutmuşum. Bana şuradan xxxxxx-reklâma girmesin;)- gazetesini bulabilir misin?” Benim cevabım aynen
“Efendim amcaaa… ne dediiiin?”J)))) Tam bir “Körler, sağırlar birbirini ağırlar” oyununa replik olacak bir sahneydi.
Saf kelime sağırlığı, bazı beyin travmalarında olurmuş. Ses kulağa geliyor, ayrıştırmayı yapacak hücrelerden bir kaçını kaybettiğimden ne dediğini anlayamıyorum. Beyin öylesine muhteşem bir organ ki etrafındaki hücreler kaybolan hücrelerin görevini üstleniyorlar. Bu bilgi ışığında epey aşama kaydettiğimi söyleyebilirim. Yüz yüze görüşmelerde sorun yaşamıyorum. İlk başlarda telefonda konuştuğum kişi kadın mı, erkek mi onu bile anlamadan monolog yapar gibi konuşuyordum. Artık konuştuğum kişi derdimi bilen, anlamayınca tekrarını isteyebileceğim biriyse çok daha rahatım. Derken...
Çok yakın bir geçmişte, yurtdışında olduğunu duyduğum bir arkadaşımı cep telefonundan aradım ki nerede olduğunu soracam. Arkadaşım “Almanya” diyormuş. Ben de tık yok, algılayabildiğim sesten, kelimenin uzunluğundan, hece sayısından filan tahminde bulunmaya çalışırdım ama hiç bir şey anlamadım kiL Bir daha söylüyor. Anlama telaşına düşünce hepten kopuyorum. Ben de sessizlik, bir daha sormaya utanıyorum. “Anlamadım yaa, bağlantı kurmaya çalışıyorum, çağrışım yaptırsana”diyorum. “Ne bağlantısı yahu, Alamanya...Alamanya” dedigi anda anlıyorum ki Almanya’daymışJ))))) Tam köyden indim, şehre modundayım. Adam Almanya deyince anlamıyorum, Alamanya deyince anlıyorum “Haaa Almanya’dasın, şöyle desene yahu”...
Yüreğinizden sevgi, yüzünüzden gülümseme eksilmesin!
Pazar sabahları ansiklopedi gibi verilen gazete ekleri eşliğinde kahvaltı etmek en büyük keyiflerim arasındadır. Yeni versiyonumla hayata ayak uydurmaya çalıştığım ilk zamanlarda bir Pazar kahvaltı öncesi çıktım gazete almaya. Daha yeni yeni adapte olmaktayım o sıralarda, gazete standında alacağım gazeteyi ararken yaşlı bir amca geldi: “Kızım gözlüklerimi evde unutmuşum. Bana şuradan xxxxxx-reklâma girmesin;)- gazetesini bulabilir misin?” Benim cevabım aynen
Saf kelime sağırlığı, bazı beyin travmalarında olurmuş. Ses kulağa geliyor, ayrıştırmayı yapacak hücrelerden bir kaçını kaybettiğimden ne dediğini anlayamıyorum. Beyin öylesine muhteşem bir organ ki etrafındaki hücreler kaybolan hücrelerin görevini üstleniyorlar. Bu bilgi ışığında epey aşama kaydettiğimi söyleyebilirim. Yüz yüze görüşmelerde sorun yaşamıyorum. İlk başlarda telefonda konuştuğum kişi kadın mı, erkek mi onu bile anlamadan monolog yapar gibi konuşuyordum. Artık konuştuğum kişi derdimi bilen, anlamayınca tekrarını isteyebileceğim biriyse çok daha rahatım. Derken...
Çok yakın bir geçmişte, yurtdışında olduğunu duyduğum bir arkadaşımı cep telefonundan aradım ki nerede olduğunu soracam. Arkadaşım “Almanya” diyormuş. Ben de tık yok, algılayabildiğim sesten, kelimenin uzunluğundan, hece sayısından filan tahminde bulunmaya çalışırdım ama hiç bir şey anlamadım kiL Bir daha söylüyor. Anlama telaşına düşünce hepten kopuyorum. Ben de sessizlik, bir daha sormaya utanıyorum. “Anlamadım yaa, bağlantı kurmaya çalışıyorum, çağrışım yaptırsana”diyorum. “Ne bağlantısı yahu, Alamanya...Alamanya” dedigi anda anlıyorum ki Almanya’daymışJ))))) Tam köyden indim, şehre modundayım. Adam Almanya deyince anlamıyorum, Alamanya deyince anlıyorum “Haaa Almanya’dasın, şöyle desene yahu”...
Yüreğinizden sevgi, yüzünüzden gülümseme eksilmesin!
Sesini Duyur
Yorumlar
Yorum #1 (Gönderen Bülent Korkmaz)
Değerlendirme:








Gülümsemeye bence de her zaman ihitiyacımız var, en zor anlarda bile.. Acaba asık suratlı ve hiç gülmeyen insanlara estetik operasyonla gülümseme mimiği mi kondurulsa diye de düşünüyorum bazen, ceza olarak!:)
Yorum #2 (Gönderen asuman)
Değerlendirme:








bazı yüreklerin,beden yüzünü göremesenizde ruh gözlerinin içinize işleyerek baktığını hissedersiniz...
İşte sevgili Ebru senin naif kelimelerin de bu hisle sımsıcak tebessüm ediyor bana...
hayatın anlamı kendin olmaktan gurur duymaktır,gülümsemen daim olsun.
Resim çok güzel :)
Yorum #3 (Gönderen Murat Özden)
Değerlendirme:








Teşekkürler ebru güzel keyifli bi yazı olmuş, konudan kopartmayan, sıkmayan akıcı bi yazı olmuş, konu içindeyken birden bitirmişsin :)
Tebrikler =)
Yorum #4 (Gönderen N.Sibel Kocaerkek)
Değerlendirme:








Siz bir harikasınız.Bu kadar eğlenceli mi olur insan?Yaşadığınız olumsuzluklara rağmen tüm yaşam enerjinizle işte buradasınız.
Harika bir beyniniz ve bakış açınız olduğu kesin.Abartmıyorum siz gerçekten böylesiniz.Olumsuzlukla daha karşılaşmamış ama sürekli şikayet eden insanları gördükçe namkörlüklerini düşünürüm hep.
Güçlü kişiliğiniz, yaşadıklarınızı espiri olarak anlatabilecek düzeydeki zekanız ve yazınıza hayran oldum.
Sevgiler ve Hoşluklarla kalın ama yazın mutlaka yazın :))))
Yorum #5 (Gönderen ferhat)
Değerlendirme:








Gerçekten geçirğiniz olumsuzluklara rağmen hayata sımsıkı tutunmaya çalışan bir insansınız.Sizi tebrik ediyorum.Hayatınızda başarılar diliyorum
Yorum #6 (Gönderen bahar güngör)
Değerlendirme:








Çok önceki aylarda benim buradaki yazılarıma güzel yorumlar yazan kişi ''acaba burada yazıyormu'' diye tesadüfen bakıp da sizi burada bulunca ne kadar çok sevinsem de;biro kadar sizi daha iyi tanıma fırsatına geç kaldığıma üzüldüm ve mahcup oldum doğrusu.Ancak bu güzel yazı ve yazıdaki konuyla sizin ne kadar okunması gereken bir kaleminiz olduğunu da görünce tebessüm! ettim elbette.Konuyla ilgili de hatırladığım bir anım aklıma geldi...Bir gün bir şey sormak için öylesine bir avukat hanımı arayıp,ses ahengine hayran olduğumu(bu arada,hemcinslerime ilgim yok, erkek olsa güzel sesine belki torpil geçerdim:)) ''ne kadar güven verici bir sesiniz var,bir avukata ihtiyacım var, avukatım olurmusunuz'' dediğimde şaşırmadı ve gülümse ile ilgili birşey paylaştı benimle(ciddi bir konuda gülümseyerek konuşuyordu telefonda-bu arada sizin hoş tabirinizle hahahahooohahaa değil tabi),sonradan yüzyüze gelip konuştuğumuzda.''Telefonda tebessüm ederim, o ses karşıdakine gider,ruha değer''dedi.Çok doğru!Tebessümümüz eksilmesin...Sevgiler
Yorum #7 (Gönderen Mahmut Yücel)
Değerlendirme:








Yorum ekleyen arkadaşlarla aynı düşüncelere sahibim, bende yazılarını okuduğumda hayat güzeldir filminden sahneler aklıma geldi.Yani o ortamda mutluluğu yakalamaya çalışmak gibi bazen dünyada zorluklar yaşasakta mutlu olmayı iyi bilmemiz gerek değil mi?