Borçlanmanın Toplumdaki Yeri
Ülkemizde ki bankalar çeşitli devletlerin eline geçmişken bizim hür olduğumuz iddia edilemez.Bu günlere gelmemizin temeli çok yıllar önce atılmışsa da son iki yılda hızla el değiştirmeler gerçekleştirilmiştir.
İki yıl önce bankalar kanununun değişeceği kesinleşince yabancı bankalarla ortaklığa gidecek bankalar içleri boşalmış olduğundan baştaki ortak durumunda olan kişiler biraz olsun kasaları dolu gösterebilmek, mevduat sahibini çok göstermenin yolunu kredi kartı işportacılığında gördüler. Böylece hareketliliği sağlayıp kendi borçlarını vatandaşların sırtına yüklemiş oldular.
Zaten herkesin içinde olan alma isteğini de kredi kartları vasıtası ile canlı tutarak her kalem eşyanın ihtiyaç olduğunu vurgulayarak sanal bir refah yarattılar.
Her yerde satılan malların alımı üçü 10 YTL veya üç kilosu 5 YTL gibi bir laf oyunu ile şişirildi oysa bir tanede alınabilirdi bir kiloda .Fazlası gerekli değildi israfa sürüklüyordu.Bu serbest piyasa ekonomisinin gereği idi .
Zararını yabancı bankaların vasıtası ile yabancı ülkelerin ekonomik esiri olarak ödüyoruz torunlarımızda ödemeye devam edecekler.Atalarımız borç yiyen kesesinden yer derken gelen tehlikeyi çok güzel belirtmişler .Bizler görmemezlikten geldik. Bu günde cezasını çekmeye başladık.Kredi kart borcu ülkece misli misli katlanmış.
Hepimiz geniş evlerde oturmayı istiyoruz .Evlerimizin bir odasını misafir odası olarak kullanıma kapalı tutuyoruz .Giyimimiz marka olmalı yoksa saygın kişiler olamayız.Biraz da takı vs ile süslenmeli ki üstünlük sağlayabilelim .Yemeyelim içmeyelim kapımızın önüne bir araba çekelim zaten şişmanlayıp formumuz bozuluyor, arada sağlığımız da ama önemli değil canım zengin görünüyoruz nasıl olsa !
.Bunların hepsi ülkemiz insanlarının pek çoğuna verilen asgari ücretle nasıl oluyor acaba??? Aklı mantığı olan biraz hesap bilen cevap versin bakalım.Büyüklerimizi bir sözü daha bu arada tam yerine oturuyor .(Çok laf yalansız çok para haramsız olmaz ).Doğru ya Kredi kart batağına saplanacaksın yada rüşvet alacaksın .Olmadı daha pek çok meşru sayılmayan çözümlere yöneleceksin.
Halbuki bundan bir elli yıl gerisine dönersek.Bu gün çocuklarımızın hele torunlarımızın hadi ya diyecekleri bir yaşam seviyesinde borç korkumuz olmadan bir göz odalı evlerimizde çoluk çocuğumuzla sohbet ederek karnımız tok sırtımız analarımızın ördüğü kazaklarla pek olarak azıcık aşım kaygısız başım felsefesi ile huzurlu yaşıyorduk.
Daha büyük ev daha güzel giysi vs vs gibi düşüncelerin esiri olmadan akşam yıkadığımız giysimizi sabah giyerek temiz ve güzel geziyorduk.Borçsuz olmanın huzuru yüzümüze gülümseme olarak yansıyordu.Birimiz ikimiz derken tüm ülke güler yüzlü insanlarla süsleniyordu.
Her şeyi elli yıl öncesine döndürmek mümkün değil .Sadece şu büyük evler, marka giysilerden vazgeçelim gideceğimiz yere toplu taşım vasıtaları ile gidelim Kredi Kartlarından yabancı bankaların esirliğinden bireysel olarak kurtulalım.Gerisi yavaş yavaş kendiliğinden gelir.
05/12/2007 İzmir Hasibe Turkoğlu ARCA