İçimde bir yerler acıyor,yer yer dağılan …ama yeri belli olmayan bir acı bu.40 yılda yapamadıklarını düşününce bir insanın kendinle hesaplaşmasının,başarısızlıklarının,cebinde yıllardır taşıdığı, unuttuğu bir aynayı, bir anda hatırlayıp çıkarıp bakma zamanı,bir aynanın söylediklerine ihtiyaç duyduğu yıllarmış meğer 40 yaşı……

Yada… 40 yaşımdayım ne mutlu bana ki, halen şu koskoca yerkürede bir yerim var diye mi düşünmeliyim?Başına bir kaza, bela gelmeden yaşama şansı verilmiş bunca canlıdan, ottan,börtüden ,böcekten farklı bir varlığım ki,yağan karla toprağımda ölüp gitmemişim,yakan güneşle suya varamadan kurumamış bedenim...Ne mutlu bana ki 40 sene ömür verilmiş bana insan olarak ve bu yaşa kadar gelmişim.Ama yetmiyor... kasvet sarıyor vücudumu nedenini bilmediğim…30 yaşıma girdiğimdede bir tedirginliğim olmuştu benim;gençlik bitti diye…40 yaş! yaşlılığa adımmı acaba?Birşeyleri kaçırıyorum diye panik ataklarımmı başlayacak bu yaşlarda?Yoksa hiçbirşey istediğim gibi gitmiyor nasılsa diye koyverip her şeye boşvermelimiyim hayata?…

Yoksa halen birinin yada birilerinin beni gelip kolumdan çekip başka diyarlara,hayatlara götürmesinin hayalini mi kurmalıyım yaşadığım 40 yıldan sonra ?

Biri,siz her zamanki gibi yaşarken pek de fark etmeden hayatı,beklemediğiniz bir anda gelir gerçekten, sizi alır götürür kalbinizle,beyninizle,bedeninizle başka yaşamlar…Beklediğinizde randevusuna sadık olmayan bu misafirinizin nedense pek hazır olduğunuzda adeti yoktur öyle çıkıp gelivermek gibi…

Seyahatlere alıştığınızda her zaman çekip gitmek istersiniz ama yol arkadaşınız önemlidir.Her çıktığınız seyahate en keyif aldığınız o arkadaÅŸla çıkmak istersiniz.Ama o yoldaşın zamansızlığı yada imkansızlıkları her zaman uygun düşmez sizin çıktığınız yola.Yalnız da keyiflidir kafa dinlemek için bazı yollar.Ama görüp de gülümsediÄŸiniz,ÅŸaÅŸtığınız en basit bir ÅŸeyi göstermek için bile’’’baksana’’dediÄŸinizde yanınızda kimse yoktur, bir keskin bıçağın yüzü deÄŸer yüreÄŸinize o an.O en sevdiÄŸiniz,olmasını istediÄŸiniz yol arkadaşınızın hayali gelir karşınıza.Öylesine ki ona alışırsınız bulduklarınızda aradıklarınızı bulamadığınızda.Bir süre sonra siz ve o kavramı karışır hayallerinizde…ben derken aslında o olmuÅŸsunuzdur.Çok azÄ
±mızmı böyle yaÅŸar hayatı, benmi boyle yaÅŸadım bu son yıllarda bilemiyorum.Halen sürecekmi bu belirsizlik,aradıklarımı bulabilecekmiyim hayatın keskin dönemeçlerinde?Ne kötü ÅŸeymiÅŸ bunlarla da içhesaplaÅŸmalarım,bunu da 40 yaşımda daha iyi anlıyorum.Åžanslı yada ÅŸanssız olduÄŸuma da kararmı vermem gerek acaba bu yaÅŸta?Yada gerek varmı böyle bir karara?

Varlığının yanımda olmasını istemediğim kadar,hayalinin yokluğuna yıllardır dayanamadığım o sevgili beni çoktan unutmuştur sanırım.Bende onu unutamadım yokluğunda.Kafamdan atamadığım,bedenimde her geçen gün yeni sürgünler veren,dallar budaklar fışkıran o ağacın tohumunu hangi yağmur ıslatıp,hangi rüzgar,fırtına nereden nereye getirmişti acaba?Büyüdü bir filiz önce fidan,sonra ağaç oldu.Mevsim bahar olduğunda, açtı çiçeklerini...gelen sonbaharla ağacım döktü yapraklarını yerlere.Ben hüznün sarı çocuk bahçesinde salıncaklarda sallandım aldırmadan mevsimin hazan olmasına. Derken güzel bir kışgününde tertemiz beyaz gelinliğini giydi sırtına… içi kıpır kıpır…bir kuş bile konmadı bu güzelliği bozacağını bilerek bir dalına.Ve gökyüzünde güneş en yakıcı ışıklarını vurunca ağacın üstüne… göle vurdu gölgesi ağacın..ağaç eşini buldu sandı…Eşsiz bir sevgiliydi aslında aradığı… 40 yıldır bulamadığı…

Sonra fışkıran her sürgün güneşe,dona,kara yenik düştü baharlara inat.Ağaç hüznün sarı bahçesinde yalnızlığı seçti.Gelen gidene,dallarına konan kuşlara,gövdesine sarılan çocuklara ve gölgesinde dinlenen bir yaşlıya,o yaşlının salıncaklara binen torunlarına evsahipliği etti.Koruyup gözetti çocukları,kuşları,en az gövdesi kadar ona yaslanarak uykuya dalan olgun yaşlıları...Bazen başka hayatlar oldu ağaç,bazen de başkalarının hayatı onun hayatı oldu.…

40 yaşım …yalnızlığımın tek arkadaşı mı olacaktın?Daha fazla güneş ışığı görsün,yağmur yağınca ıslansın diye dallarım ve yapraklarım, gelen her rüzgarı,fırtınayı,gün ışığını fırsat bilip meğer ne kadar çok silkelenmiş, tozu toprağı gövdemden atmışım …Nasıl hafifledim bu son birkaç yıl arınınca fazlalıklarda,yeşillere büründüm.Günışığına dönük,gövdeme sarılan daha az ama cılız olmayan dallarıma çocuklar daha güvenle tırmanabilir artık,salıncak da kurabilirler korkmadan.Ayrık otlarını da temizliyor gölgem altına oturanlar bazen.Ben yalnızlığımla çok mevsim daha burada ve kalabalık olacağım aslında…

İyi ki doğmuşum…İyi ki doğduğunuza inanın yalnız girseniz bile yeni yaşınıza…