Uçaklar En Sadık Aşıklardır
Havacılığı son 7 yıldır bırakmış da olsam gönlümdeki yeri,bende bıraktığı hatıraları, sevinçleri ve hüzünleri her zaman farklıdır ,özeldir.Havacılık benim için o unutmadığım,her haliyle her şeyi ile özel,her yiğidin gönlünde yatan o arslandır.…ne onsuz ne onunla yapamadığınız…ayrılsanız,uzağında da olsanız hep kafanızda bir yerlerde olan…gittiğiniz yerlerde ondan bir parça bulduğunuz,zor ama vazgeçilmez sevgilidir…Başka yaşamlarda kendinize şans vermek ister, karşınıza çıkan bir dolu sevgili adayını onunla karşılaştırır ama o eşsiz yarinizdekileri asla diğerlerinde bulamazsınız.Böyle bir tutkuyla bağlanmışsınızdır artık…Diliniz hayır derken,gönlünüz her zaman açık tutar ona kapıları.Kırışıklıklarınızın hangi devresinde gelse yeri hazırdır.Hayali hayatınızın her sürecinde karşınıza dikilir.Her defasında o size geri dönsün istersiniz.Siz ona bir daha şans vermemek üzere ne kadar yeminleriniz de olsa bahaneleriniz hazırdır aslında affetmek için …Artık görmeseniz de aramadığı için,bilmeseniz de nerde ne yapıyor diye kalbinizin misafir odası ona ayrılmıştır.Pek giren çıkan olsun istemezsiniz o odaya.Diğer misafirleri oturma odasında, gerekirse holde karşılarsınız ayaküstü.O odaya girebilecek birkaç değerli misafirinizi de zaten onun koltuğuna oturtmazsınız hiçbir zaman.
Onunla geçen zahmetli,hüzünlü anları hatırladığınızda iyileşen,kabuğu düşmek üzere olan bir yaranın tatlı tatlı kaşınmasının bıraktığı hazzı duyarsınız içiniz burkulsa da…
İçiniz kıyılır uyumak zorunda olup da uyuyamadığınız gece uçuşlarını düşündüğünüzde… Birkaç saatlik uykuyla, gece ile sabah arası,herkesin en derin uykusunda olduğu saatlerde, siz sahne almaya hazırlanan bir sanatçı gibi giyinip,süslenip,makyajınızı,saçınızı en kötü bir kuaför hüneriyle yapmanız gerekmektedir.Yada bir uçuş sonrası yorgunluktan yanan ayaklarınızı ağrıdan koyacak yer bulamazken eve yada kaldığınız otel odasına girdiğinizde,duş alıp uykunun kollarına sarılmak isterken… yorgunluktan ne duşa girebilir ne de uykuya geçebilirsiniz…Tvyi açar,kitabınızı karıştırır bir kenara atar,makyajınızı temizler,neyi ne için yaptığınızı bilmeden çoğukez aptalca işlerle uğraşırsınız.Oysa tek isteğiniz uyumaktır,yatağa girersiniz yorgunluktan etleriniz atar.Gözleriniz kapanır ama bedeniniz karşı koyar; uykunun o huzurlu kapısından giremeyecek kadar bitkinsinizdir.
Deprem olduğu yıllarda ben havacıydım.Fakat uçuşta olmadığımdan,İstanbul’da epey korkuyla yaşadım o geceyi.Deprem olduktan sonra birçoğumuz gibi bir süre artçımı,yine mi deprem oluyor diye defalarca yatağımda uyuyamışlığım vardır.O deprem korkusunu havacılıktan çok sonra tanıdığımda, bunun aslında yorgunluktan bitap düştüğüm uçuşlar sonrası, uykuya geçemediğim,cereyana tutulmuş gibi etlerimin oynadığını hissettiğim o yorgunluk duygusuyla çok benzer olduğunu fark ettim.
Herkesin tatil,bayram,seyran,haftasonu özel programlar yaptığı zamanlarda siz geçerli bir bahaneniz yoksa izinli olmanız söz konusu değildir.Gideceğiniz yol hiç gitmediğiniz yada defalarca gittiğiniz uzak,yakın diyarlar olabilir.Ne kadar uzun da olsa sizi kollarını,kanatlarını açmış,yakışıklı ve tam saatinde verdiğiniz randevuya sadık bir sevgili gibi bekler o varlık.
Uçmaya başladığınızda ilk önceleri korku arkadaşınızdır.Daha sonra ise en son düşündüğünüz şey korku olur.Çünkü uçaklar en sadık aşıklardır.Milyonda bir sevdiklerini yarı yolda bırakırlar.Uçuculara gelince kelebek kadar kısa olur ömürleri genelde.Bu yüzden siz uçmak istersiniz ancak çeşitli sebepler(sağlık,yaş,özel havayollarının ülkemizde türlü nedenlerle uzun ömürlü olmaması v.b…)sizi meslek dışında bırakır.
Son zamanlarda yaşadığımız vahim uçak kazasına elbette çok üzüldük.O yada bu nedenle bir kaza olmuşsa bile,unutmayınız ki istisnalar kaideyi bozmaz ve yinede uçaklar en güvenli taşıma aracıdırlar.Ençok karalanan bir havayolu şirketi yada personeli de olsa seçtiğiniz havayolu, bu sektörün içinde yer almış biri olarak inanın her sabah tüm kontrollerini yaparak işinize gitmek üzere bindiğiniz otomobilinizden binlerce kez daha güvenlidir.Sivil Havayolu Taşımacılığı’nda başta biz birey olarak bu sektöre güvenir ve fobilerimizle baltalamazsak, inanın turizm sezonunda ülkemiz için her şey çok daha olumlu olur yurtdışında.Dünyanın her yerinde uçaklar düşer ve devlet havayollarına aitse düşen uçak ,devam eder şirketler aynı adla.Bizlerde nedense daha az eleştiririz.Özel havayollarında ise aynı şey olunca,eleştiri ve şirketlerdeki çöküntü büyük olur,o havayolu şirketi kapanmaya kadar gider.Bence bu muhakemeyi önce birey olarak yapmamız gerektiğini düşünüyorum.O şirketle uçmayarak çok ağır cezalandırdığımızı düşünüyorum.Tabiki sorunlara çözüm aranmalıdır,hayattaki en önemli şey canımızdır.Ancak bu eleştiriler somut bir gerekçeye dayanmadıkça olur olmaz yorumlar unutmayalım ki yine bize zarar vermektedir.
Halen ne zaman,nerde bir uçak geçse gökyüzünden, içim titrer,yüreğim çarpar,sevgiyle bakar ve kendimi içinde hissederim dualarımla el sallayarak...
Unutmayın, uçaklar en sadık aşıklardır.Milyonda bir sevdiklerini yarı yolda bırakırlar…
08.01.2008