Sahte Kâr
Her şey bir yanlış anlaşılmadan ibaret.
Sen, ben, o…
herkes bir beden ve ruhtan ibaret.
Biz, siz, onlar…
yirmibir gramlık bir ruhu, orospu etmiş, etsiz - kemiksizler.
Yasak meyve satılmıyor artık.
Bedava dağıtılıyor sokaklarda.
Ben’im, her cümlenin öznesi artık.
Artık kimse kimsenin yüz’üne bakmıyor.
Bakmaya utanmıyor bakanı da.
Pembe panjurlu ev, "hayalkondu" diye yıkılıyor bir bir.
Sözcükler ağızdan çıkmıyor,
eller, kelimeleri kirletiyor.
Hepimiz hissiz şairleriz artık.
Sevmeden yazıyor,
acı çekmeden ağlıyoruz.
sevmek için bedel öderken,
sevilmek için jenerik hazırlıyoruz.
Boy boy afişlerle yürüyoruz yollarda.
Artık hiçbirimiz sevişmiyor, masturbasyon yapıyoruz.
Kimse sesimizi duymuyor, metalik seslerle, sentetik sözler yazıyoruz.
İyiliği sorguluyor,
kötülüğe en pahalı kumaştan kılıflar dikiyoruz.
Başkalarının cümlelerindeki iyelik ekleri yerine kendi iyeliksiz kimliğimizi yapıştırıyoruz.
Yarının tezi ve terzisi yok artık.
biz sadece ölmeden önce oyalanıyoruz…