Aşkın Elips Zinciri
- Yazan Zühre Meryem Kaya
- Yayın Tarihi 02/13/2008
- Diğer
-
Değerlendirme:




Zühre Meryem Kaya
ve insan öğrenmeyi öğrendi. Bir bir keşfetti hayatın karelerini. Bu keşifte yaralandı, canı acıdı; ama öğrendi İnsan olmak, evrenin içinde bitimsiz bir sevdanın sureti olmaktı. Bu bitimsiz sevdayı yüreğinde taşıyan insanoğlu; nefes almayı, hayata güçlü köklerle bağlanmayı, cesur olmayı, umutlanmayı, neşeyi ve sabrı öğrendi. Öğrendiklerini ve keşfettiklerini güncesinde biriktiren insan, bir sabah keşfedemediklerinin merakıyla uyandı. Evrenin içinde, bitimsiz bir sevdanın sureti olduğunu unutarak.
Zühre Meryem Kaya tarafından yazılmış tüm yazılarDüşlediğim Adam ve Ben…
Sesler birbirinden ayrılıyor zihnimde. Sessizce konuşmaya başlıyoruz, düşlediğim adam ve ben… O bana bilmediğim kentlerde yaşanmış, bilmediğim şarkılarla dillenmiş sevda hikâyeleri anlatıyor. Yüreğim bir kelebek kanadında ki toz gibi dağılıyor avucunda. İçimde dinmiş bir rüzgârın huzuruyla bir hikâyenin tam ortasında buluyorum kendimi ve susup senin sevdana bırakıyorum satırlarımı.
Rüzgâr sonrası sessizleşir yapraklar ama kimseler bunu bilmez. Titrer, üşür… Hele birde mevsim yaprak dökümüyse içten içe kurur. Mevsimimin yaprak dökümü olduğu, rüzgârların beni çok üşüttüğü bir zamanda geldin… Ama bil ki, çok beklettin beni… Çünkü ben ne zaman bir hikâye okusam, dinmiş bir rüzgârın getirdiği sessizliğin içinde seni bulurdum. Sade ve sadece sana benzeyen adamların olduğu hikâyelerim vardı. Ya da okunan her hikâyede birazcık biz vardık en çokta sen… Seni bekledim… Seni özledim… Sen diye biri var mıydı bilemedim ama sade ve sadece seni düşledim.
Düşlediğim adam, kitaplarda biriktirdiğim kahramanları hiç edecek kadar derin bir sevdayla çıka geldi. Rüzgârlarımı, savrukluğumu, yalnızlığımı, korkularımı, acıtılmış yaşanmışlıklarımı aldı… Beni özlemlerin ortasına saldı. Savrukluğumu dinginliğe, korkularım
ı cesarete evirdi. Tuhaf bir suskunluk hediye etti kelimelerime… Tuhaf bir yangın hediye etti yüreğime… Tuhaf bir kar tanesi sarhoşluğu hediye etti düşüncelerime…
Şimdi içimi(Zİ) yakan bu yangın… Rüzgârların dinginliği ve sessizlik… Başka hiçbir şey istemiyorum. Kelimeleri kullanmaktan korkacak kadar tenha bir derinlikte yaşıyorum aşkını.
“Var oluşuna sıkı sıkıya kök salmışsın... Var edenine...
Ruhundaki fırtınalara rağmen huzur bulup sığınacağın bir yığın mekânların var içinde...
Herkese uzanabilmek için binlerce elinin olmasını diler gibisin...
Seni acıtanların ruhuna sıçrattıkları karmaşık renkler senin ilahi ateşinde tek bir renge dönüşüyor... Ve tüm bunlar seni acıtsa bile sen acılarından çiçek yapmasını bilecek kadar zengin bir duygu bahçesinden besleniyorsun...
İdrakinin sınırları zaman zaman elips zincirini kırıyor âlemin sonsuzluğuna karışıyor... Kendini yalnız hissetmiyorsun... Çünkü yalnızlıkların kalabalığındasın...”
Beni bu denli özel gören adamın o bildiği ve sevdiği kadın olayım, bu içimde yıllardır yaşamak için beklediğim ve kutsadığım aşka değer.
Sevgimin ve sevginin ömrümüze hediye olması dileğiyle…
Seni Seviyorum…
Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com
Rüzgâr sonrası sessizleşir yapraklar ama kimseler bunu bilmez. Titrer, üşür… Hele birde mevsim yaprak dökümüyse içten içe kurur. Mevsimimin yaprak dökümü olduğu, rüzgârların beni çok üşüttüğü bir zamanda geldin… Ama bil ki, çok beklettin beni… Çünkü ben ne zaman bir hikâye okusam, dinmiş bir rüzgârın getirdiği sessizliğin içinde seni bulurdum. Sade ve sadece sana benzeyen adamların olduğu hikâyelerim vardı. Ya da okunan her hikâyede birazcık biz vardık en çokta sen… Seni bekledim… Seni özledim… Sen diye biri var mıydı bilemedim ama sade ve sadece seni düşledim.
Düşlediğim adam, kitaplarda biriktirdiğim kahramanları hiç edecek kadar derin bir sevdayla çıka geldi. Rüzgârlarımı, savrukluğumu, yalnızlığımı, korkularımı, acıtılmış yaşanmışlıklarımı aldı… Beni özlemlerin ortasına saldı. Savrukluğumu dinginliğe, korkularım
Şimdi içimi(Zİ) yakan bu yangın… Rüzgârların dinginliği ve sessizlik… Başka hiçbir şey istemiyorum. Kelimeleri kullanmaktan korkacak kadar tenha bir derinlikte yaşıyorum aşkını.
“Var oluşuna sıkı sıkıya kök salmışsın... Var edenine...
Ruhundaki fırtınalara rağmen huzur bulup sığınacağın bir yığın mekânların var içinde...
Herkese uzanabilmek için binlerce elinin olmasını diler gibisin...
Seni acıtanların ruhuna sıçrattıkları karmaşık renkler senin ilahi ateşinde tek bir renge dönüşüyor... Ve tüm bunlar seni acıtsa bile sen acılarından çiçek yapmasını bilecek kadar zengin bir duygu bahçesinden besleniyorsun...
İdrakinin sınırları zaman zaman elips zincirini kırıyor âlemin sonsuzluğuna karışıyor... Kendini yalnız hissetmiyorsun... Çünkü yalnızlıkların kalabalığındasın...”
Beni bu denli özel gören adamın o bildiği ve sevdiği kadın olayım, bu içimde yıllardır yaşamak için beklediğim ve kutsadığım aşka değer.
Sevgimin ve sevginin ömrümüze hediye olması dileğiyle…
Seni Seviyorum…
Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com
Sesini Duyur
Yorumlar
Yorum #1 (Gönderen dilek)
Değerlendirme:








vay be!bu dünyada böyle sevenler hala varmı ne diyelim allah ayırmasın.senin yazılarını hep takip edeceğim zühre abla senle tanışmış olmayı çok isterdim.
Yorum #2 (Gönderen Kaan Hazar)
Değerlendirme:








denilecek pek bir şey yok; mükemmel bir yazı olmuş gerçi yazı değil yaşanmışlık. Bize daim olsun demek düşer. Aşkınız daim olsun... Bu yazıları yazan yüreğe selam olsun!
Yorum #3 (Gönderen N.Sibel Kocaerkek)
Değerlendirme:








Kelimeler öyle güzel oturmuşki bir bir yerine...gıpta ettim...birikim müthiş...parçaları birleştirme yeteneği süper...beyniniz iyi çalışıyor...yazı için doğmuşsunuz diyebilirim...hep aynı tutkuyla yazmanızı dilerim
Sevgiler sibel