Sesler birbirinden ayrılıyor zihnimde. Sessizce konuşmaya başlıyoruz, düşlediğim adam ve ben… O bana bilmediğim kentlerde yaşanmış, bilmediğim şarkılarla dillenmiş sevda hikâyeleri anlatıyor. Yüreğim bir kelebek kanadında ki toz gibi dağılıyor avucunda. İçimde dinmiş bir rüzgârın huzuruyla bir hikâyenin tam ortasında buluyorum kendimi ve susup senin sevdana bırakıyorum satırlarımı.

Rüzgâr sonrası sessizleşir yapraklar ama kimseler bunu bilmez. Titrer, üşür… Hele birde mevsim yaprak dökümüyse içten içe kurur. Mevsimimin yaprak dökümü olduğu, rüzgârların beni çok üşüttüğü bir zamanda geldin… Ama bil ki, çok beklettin beni… Çünkü ben ne zaman bir hikâye okusam, dinmiş bir rüzgârın getirdiği sessizliğin içinde seni bulurdum. Sade ve sadece sana benzeyen adamların olduğu hikâyelerim vardı. Ya da okunan her hikâyede birazcık biz vardık en çokta sen… Seni bekledim… Seni özledim… Sen diye biri var mıydı bilemedim ama sade ve sadece seni düşledim.

Düşlediğim adam, kitaplarda biriktirdiğim kahramanları hiç edecek kadar derin bir sevdayla çıka geldi. Rüzgârlarımı, savrukluğumu, yalnızlığımı, korkularımı, acıtılmış yaşanmışlıklarımı aldı… Beni özlemlerin ortasına saldı. Savrukluğumu dinginliğe, korkularım
ı cesarete evirdi. Tuhaf bir suskunluk hediye etti kelimelerime… Tuhaf bir yangın hediye etti yüreğime… Tuhaf bir kar tanesi sarhoşluğu hediye etti düşüncelerime…

Şimdi içimi(Zİ) yakan bu yangın… Rüzgârların dinginliği ve sessizlik… Başka hiçbir şey istemiyorum. Kelimeleri kullanmaktan korkacak kadar tenha bir derinlikte yaşıyorum aşkını.

“Var oluşuna sıkı sıkıya kök salmışsın... Var edenine...

Ruhundaki fırtınalara rağmen huzur bulup sığınacağın bir yığın mekânların var içinde...

Herkese uzanabilmek için binlerce elinin olmasını diler gibisin...

Seni acıtanların ruhuna sıçrattıkları karmaşık renkler senin ilahi ateşinde tek bir renge dönüşüyor... Ve tüm bunlar seni acıtsa bile sen acılarından çiçek yapmasını bilecek kadar zengin bir duygu bahçesinden besleniyorsun...

İdrakinin sınırları zaman zaman elips zincirini kırıyor âlemin sonsuzluğuna karışıyor... Kendini yalnız hissetmiyorsun... Çünkü yalnızlıkların kalabalığındasın...”

Beni bu denli özel gören adamın o bildiği ve sevdiği kadın olayım, bu içimde yıllardır yaşamak için beklediğim ve kutsadığım aşka değer.

Sevgimin ve sevginin ömrümüze hediye olması dileğiyle…

Seni Seviyorum…

Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com