Sevgililer Günü ve Annemin Başörtüsü
Sabah yollara düşüyorum yine geç yattığım bir gecenin ertesinde uykusuz,homurdanarak… Her zamanki gibi radyoda favorisi olduğum o iğrenç gülüşüne karşın sevdiğim,reklam arası program yapan,dinleyicisi bol,sohbeti dosdoğru sunucuyu dinliyorum.Sabahın köründe kıkır kıkır…Çok da sabahın köründe işe gitmek için yola çıkmayan biri olduğumu düşününce,benim için sabahın körü desem daha doğru galiba.Çünkü onun programı 10’da başlıyor.Evde olsam tv sürekli açık olduğundan radyoyu açıp dinlemek aklıma gelmez.Bu yüzden onun programının başladığı saatlerde yola çıkıyorsam, o benim uzun yolumun tek yol arkadaşı.O kadar ki;sabah sabah, E5 ortasında biri orta şeritte,diğeri sağ şeritte nerdeyse durur vaziyette iki arabanın sürücülerinin dalaşıp,camlarını açmış nerdeyse kafa kafaya söylenerek,birbirlerine el kol işaretleri yaparak ,akıcı olan o istikamette arkalarından gelin alayı gibi korna çalan diğer araçlara umursamadan,trafiği altüst etmelerine bile kızamıyorum,hatta gülümsüyorum bu görüntüye onu dinlerken…Sabah sabah yada akşam akşam bu tür olaylar gerçekten trajikomik.Neyse efendim…
Bugün sevgililer günü diyor yol arkadaşım radyodan seslenerek…14 Şubat.Bugün sevenlerin günü.Sevgiliniz varsa sevmeye devam edin,yoksa aramaya devam edin…Neticede devam edin işte diyor.Gülümsetiyor beni bu sözü.Dedim ya dinleyicisi ve seveni bol olduğundan sık sık araya uzun reklamlar girip ancak reklamlar arasında fırsat bulabilirse program sunabiliyor.Yine de kızarak onu dinlemeye devam ediyorum.Dereden tepeden konuşuyor,sizin benim gibi her telden.Fakat onu farklı kılan ne söylediği değil nasıl söylediği .Bu yüzden seviyoruz galiba tam istediğimiz gibi dolu dolu dinleyemesek de.Sadece sesi ile ulaştığı,onu tanımayan ama hergün aynı saatte onu orada bekleyen eminim sevgilileri,sevenleri var milyonlarca.
Günboyu işim koşturmaca olduğundan bende geçtiğim yerlerde insanları gözlemlemeyi seviyorum.Özellikle bugün herkeste farklı bir telaş.Ne kadar tüketim toplumu olduk deyip bundan kaygı duysak da, neredeyse 365 güne farklı görevler verip bir şeyleri kutlar hale geldik.Bana göre işler değil bunlar ancak bazı özel günlerin sokaklara taşan enerjisini seviyorum doğrusu.
Bu soğuk kış gününde,14 Şubat nedeniyle geçtiğim cadde ve sokaklarda her adım başı çiçekçileri,kırmızı gülleri ve içlerinde gelin gibi süzülen yaseminleri yüreğimi ısıttıkları için görmeyi çok seviyorum.Hepsini bir bir içimdeki botanik bahçeme gözlerimle dikiyorum.Elele daha bir sıkı tutuşmuş çiftleri,günün anlam ve önemine uygun bir şeyler yapma telaşı olan ancak halen bu taklit ettiğimiz modayı benimseyememiş,aldığı çiçeği bir torbaya koyup saklamaya çalışarak bir yerlere yetişen ama yine de birini,birilerini sevindirmek için sevgililer günü hediyesi almış olan Türk erkeğini görmeyi ve gülümsemeyi seviyorum.Sokakta öylesine yürümediğimizde, yani çevremize bir yerlere yetişirken bile biraz duyarlı olduğumuzda,bizi gülümseten,hüzünlendiren o kadar çokşey bulabiliriz ki …Yeterki görmek isteyelim, bakmayı bilelim.Yayına alacağım bir randevuma trafik nedeniyle metro kullanıp,bir süre sonra yaya olarak yetişmeğe çalışırken tam bir köşebaşını geçerken yaşlı bir amca ile karşılaşıyorum çarpmamaya özen göstererek.Elindeki torbaya konmuş çiçekler ilişiyor gözlerime.O yaşa kadar koruyabildiği bir sevgisinin olduğunu düşündürüyor bana ve bizim bugüne dek koruyamadıklarımızı hatırlatıp içimi burkuyor bu düşünce.Ben de bu yaşa geldiğimde çiçek götüreceğim biri olsun diye gıpta ile bakıyorum ardından,koşturarak gittiği sevgilisine.Ve gözlerim doluyor, bu soğuk kış sabahında içim ısınıyor başkasının başkasına duyduğu bu sevgiyi düşününce. Erkenden görevine sadık bir memur titizliğiyle evinden çıkıp, bu şubatın en soğuk günlerinden birine aldırmadan çiçeğini ve hediyesini almaya çıkmış .Sizede olurmu bilmem ama benim gözyaşım ve gülümsemem çoğukez birbirine karışır sokaklarda etrafımı gözlediğimde.Gözyaşlarım yüreğime akarken bir diğer şeye gülebiliyor dudaklarım şuursuz bir arkadaş gibi.
Günboyu çiçekleri,ençok gençleri gördüm yan yana sokaklarda.Bu soğuk havada sevgilisinin yanında olmayı göze almak için genç olması gerek insanın galiba.Yanımdan geçen genç kızın telefonda annesine’’Bana çiçek almış,çikolata da almış,hem de en kalitelisinden,içinde on tane var,sizi de düşünüp almış...’’sözlerine kulak misafiri olup yine gülümsüyorum.Bir diğer gencin yanındaki neyi olduğunu bilmediğim yaşlı olan bir beye, önünden geçtikleri çiçekçinin zorla çiçek satmaya çalışmasını anlamadığında, gencin ona’’Bu gün sevgililer günü , sende alsana çiçek götür’’demesi karşısında’’Evde saksı saksı çiçek dolu, napalım sevgililer günüyse’’demesine de gülmeden edemiyorum.
Akşam olmak üzere,her yer daha bir kalabalık.O büyük alışveriş merkezine uğruyorum eve gitmek üzere yola çıkmadan.Yalnız ve çift bir dolu insan, harıl harıl alışverişte.Nasıl bir çekimgücü yaratılıyor böyle özel günlerde tüketelim diye,bu nasıl başarılıyor bilmiyorum ama bende kendimi bırakıyorum bu olup bitene...annecime bir şeyler almak isteği duyuyorum.Benimle son zamanlarda ilgili olan, dörtbeş sevgili adayından hiçbirini gönlüm çekmediğinden,telefonuma gelen mesajlara da, bu özel günü benle geçirmek istedikleri için teşekkür edip bahane buluyorum cevaplarımla.Yüreğimi kıpırdatmayanları ümitlendirip, gereksiz yere onların ve kendi zamanımı çalmak istemiyorum.Yüreğimde birçok şeye duyduğum sevgiyi taşıyamazken, tek bir kişiye bu sevgiyi duyamayacak kadar bencilim belki.Yada böyle bir günde aradığımı halen bulamamış olmanın biraz öfkesi gizli bir yerlerde onlara hayır derken... br />
Anneme küçük bir hediye almayı düşünüyorum ancak insanların ellerindeki torbalara bakıp, ne alacağıma karar veremiyorum… Derken o pahalı mağaza önünden geçerken,onun çok sevdiği eşarplara takılıyor gözüm.Vitrine bakarken bu ay bütçemi de biraz kısmam gerektiğini hatırlıyorum son aylardaki kredi kartımı ekstrelerimi düşünerek.Fakat aniden kendimi mağazada buluyorum. Kendi kendime bu hediyeyi aldığında annecimin ne kadar mutlu olacağından başka şey düşünmeyip,gülümsüyorum.Annemin gözüyle ve gönlü ile baktığımda annem ibadetini ve başörtüsünü kendi anladığı,dinini yorumladığı şekliyle ibadetini yapan ve eşarbını takan,hiçbir etki altında kalmadan dinini uygulayan,herkesten çok Atatürkçü,üniversitelerde türbana hayır diyen,aşırılıktan uzak,cemaat ve tarikatlara öfke duyan,başucunda hem Kuran’ı Kerim’i,hemde Nutuk’u bulunan ,ilkokul mezunu bile olmayan biri.İmkanları olmadığından okutulmamış ancak sonradan okumayı okula giden kardeşlerinden öğrenmiş bir Türk kadını annem.Din ve devlet işlerinin ayrı olması gerektiğine o çoktan karar verip, beni sapla samanı birbirine karıştırmamayı öğreterek yetiştirmiş,etliyle sütlüyü birbirine karıştırınca tadının tuzunun kaçacağını bilen bir Türk kadını annem.Ona en sevdiği hediyelerden biri olan eşarp alıyorum bütçemi umursamadan.Onunla geçireceğim şurada daha kaç sevgililer günü var diye düşününce de gözlerim doluyor bu zamanın uzamasını dileyerek.Ve ilk baktığımda beni dükkana çeken eşarbın anneme yakışacağını düşünerek,fazla da seçmeden güzel bir hediye paketi yaptırıp ayrılıyorum.
Bugün sevgililer günü.Ben bir yerlerden bir yere yetişirken gelen telefon mesajlarıma yine mesajlarla cevap veriyorum modaya uyarak.Sadece sevgilinizin değil,sevenlerinizin,sevdiklerinizin günü.Bir sevgiliniz yoksa bile benim gibi, en sevmiş olduğunuza bir hediye alabilir,eski bir sevgilinizi düşünebilirsiniz bugünün hatırına… içinizi gülümsetin hiç olmazsa.O eski anıların taşlaşmasına izin vermeyin,arada eşeleyip yeniden ekilecek,atılacak yeni sevgi tohumlarına hazır hale getirin yüreğinizin toprağını.En değerli varlıklarınızı hatırlayın bugün düşünecek bir eski sevgiliniz bile yoksa.Büyüklerinizi…Onları bugünlerde gündemi çok meşgul edip sizi sıktıysa bile kullanıyorlarsa,bir başörtüsü ile sevindirin.Çünkü biz başı örten şeye değil,zihinleri örtmek isteyenlere,değerlerimizi yadsıyıp, bu güzel örtümüzü de siyasete alet edip ‘’sembol olsa ne var’’ diyen, Atatürk’ü ve laiklik ilkesini ağzına almaya korkan, hatta tv programlarında ''Atatürk’çü ve laik olmak zorunda değilim'' diyecek kadar bu memleketin maneviyatından uzak, zihni örtülü,kendini eğitimli addedip,üzerine üniversite de okuyup toplumda sadece başına çakılı olanla yaşayacaklara hayır diyoruz. Çünkü Türkiye Cunhuriyeti’ne,Atatürk ilke ve devrimlerine riyakarca bir tutumla yaklaşanlara hayır demeyi başını örten,ibadetini yapan annem öğretti bana.
Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun...